Bir şarkının tutması için video klibini beklemek… Kulağa tuhaf geliyor değil mi? Pop müzik tarihinde ender yaşanan hikâyelerden birini Norveçli grup A-ha’nın bugün neredeyse her yerde karşınıza çıkan, Spotify’da dinlenme sayısı 2,5 milyarı aşmış olan “Take on me” parçasıyla öğrenmeye hazır mısınız? Öğrenmek isteyenler ve on dakikası olanlar için “Duydun mu” başlıyor.
1984 ve 1985 için pop müzikte bir başka bahsedilir. İşte A-ha’nın 1985 tarihli “Hunting High & Low” albümünde yer alan “Take on me” de, neredeyse her gün hala dinlenen bir hitin çıktığı bu dönemden unutulmaz bir parça. Aslında 1970’lerin sonunda punk-rock türüne karşı bir kültür olarak ortaya çıkan ve 1980’lerde yaygınlaşan elektronikle harmanlanmış synth-pop türünün güzel bir örneği.
Parça, grup üyelerinden Magne Furuholmen ve Paul Waaktaar Savoy’un A-ha öncesi grupları Bridges zamanında yazılmış ve parçayı yazarken the Doors’tan esinlenmişler. Bu arada şarkının çıkış noktası Furuholmen’in 15 yaşındayken yazdığı bir klavye teması olmuş. Bu tema, şarkının girişindeki o ünlü klavye temasının ta kendisi. İlk adı “Lesson one” olan parçanın “Take on me” olması için Bridges’ı dağıtan ikilinin vokalist Morten Harket ile tanışmayı ve A-ha’yı kurmayı beklemesi gerekmiş. Harket gruba dahil olduktan sonra diğer iki üye tarafından fazla ticari bulunan bu klavye temasının kesinlikle atlanmaması gerektiğini savunmuş. Bu tema Harket’e Juicy Fruit isimli bir sakızın reklamını hatırlatmış. Ancak, müthiş sesiyle yorumu devreye girince “Take on me” ortaya çıkmış.
Bu arada parçanın ortaya çıkışında Johann Strauss’un Also Sprach Zarathustra’sı gibi oktavlar halinde yükselen notaların etkisi olduğu bilgisi var. Harket, yorumunda sesin yükselmesi şeklindeki sarmalı “O son yüksek notaya gelince ya kanatlarınız vardır ya da yoktur. Ses boğazda değil, kandadır. Hayal ettiğiniz, inandığınız şeydir,” diye yorumluyor.
Parçanın başarıyı yakalaması için çileli bir yol takip edilir. Çünkü grup parçayı, farklı yapımcılarla iki defa single olarak çıkarmasına rağmen sonuç pek parlak olmaz. Yine de yapımcı şirket Warner Brothers pes etmez. Alanında ünlü sanatçılar Michael Patterson ve Candace Reckinger ile anlaşarak parçaya bir video klip yaptırınca işin rengi bir anda tersine döner.
Müzik tarihinde devrim niteliğinde sayılan bu animasyon-video klip Londra’da Wandsworth Road ve Pensbutry Place’in köşesindeki Kim’s Cafe’de çekilir. Videoda, karakterlere gerçekçi hareketler kazandırmak için canlı çekim görüntülerinin kare kare üzerinden çizildiği rotoskopi adı verilen bir teknik kullanılmış. Böylece kalem eskizi animasyonu ve canlı çekim görüntüleri bir arada yer almış. Yaklaşık 3000 kare rotoskop tekniğiyle işlenmiş, tamamlanması 16 hafta sürmüş ve 200 bin dolara mal olmuş.
Neyse… Video klibe geleceğiz. Biz en iyisi sözlere bir bakalım.
“Take On Me” genellikle, ilişkiye olan ilgisini kaybetmiş bir sevgiliyle onu ilişkiyi sürdürmeye ikna etmeye çalışan diğer sevgili hakkındaymış gibi yorumlanır. Ortada elden kayıp giden bir ilişki vardır. Bu bakımdan ‘take on me’ ifadesinin, şarkıcının ilgisiz partnerinden en azından ilişkiyi bitirmeden önce bir gece daha onunla kalmasını rica etmesi anlamına geldiği düşünülür.
‘Take on me’ Norveççe’de ‘bana dokun’ veya ‘beni tut’ anlamlarındaki ‘ta pa meg’ ifadesine denk geliyor. Yorumculara göre bu yüzden Norveçli dinleyiciler şarkıyı dinlerken sözleri fiziksel bir yakınlık isteği olarak algılıyor. Hatta grubun aynı albümdeki bir diğer parçası “The sun always shines on tv”nin sözlerinin ‘dokun bana’ ve ‘tut beni’ sözleriyle başlamasının bu olasılığı güçlendirdiği düşünülüyor.
Giriş şöyle…
Konuşup duruyoruz,
Ne diyeceğimi bilmiyorum ama,
Yine de söyleyeceğim.
Bugün seni mesafeli bir şekilde,
Bulmak için başka bir gün.
Ah, aşkın için geleceğim, tamam mı?
Anlatıcı ilişkinin bitmeye yüz tuttuğunun farkında. Konuşmak sorunu çözmüyor ve ne diyeceğini bilemiyor ama yine de aklındakileri söylemek istiyor. Çünkü hiçbir şey yapmamak yerine şansını denemek ona göre en iyisi. ‘Aşkın için geleceğim’ sözünde bu kararlılık var.
Buradan parçanın en ünlü kısmına, nakaratına geçilir. Şöyle der…
…
Yani…
Bana sahip çık, bana sahip çık,
Bir iki gün içinde gideceğim.
Araştırmamda, ‘take on me’ ifadesinin dil bilgisel olarak yanlış kullanımı, bu satırın gerçekte ne anlama geldiği ve grubun neden bunu şarkının en belirleyici sözü olarak kabul ettiği konusunda tartışmalar olduğunu gördüm. Bu ifade İngilizce konuşanların zorlu veya sıkıcı bir görevi üstlenmeleri gerektiğini söylemelerine benzer şekilde sevgilinin zorluklara rağmen kalması için bir yalvarış olabilir veya söz yazarlarının ana dilinin İngilizce olmadığı dikkate alındığında sadece ‘bana dokun’ veya ‘beni tut’ anlamına gelen bir ifade de olabilir. Şarkının yazarı Magne Furuholmen, “İngiliz veya Amerikalı değil, Norveçli olmamız gerçeğini kendi avantajımıza kullanmak istedik. Dili bozmak değil, aksine yapmacık görünmeden başka bir yerden geldiğimizi belirtmek istedik. Farklılaşmak için bir yapı, bir kelime oyunu yarattık,” demiş.
Bu arada “Bir iki gün içinde gideceğim” ifadesinden anlatıcının ne kadar uzatmak istese de ilişkinin bittiğinin farkında olduğunu anlıyoruz.
Sözler şöyle devam ediyor…
Dolayısıyla söylemeye gerek yok,
Ben darmadağınık biriyim,
Ama yavaş yavaş tökezleyerek ilerleyeceğim,
Hayatın iyi olduğunu öğrenerek,
Benimle birlikte söyleyin,
Tedbirli olmak pişman olmaktan iyidir.
Anlatıcının duygusal durumu karışık. Her şeyi çözememiş bir halde. Yine de tökezleyerek ilerleyecek. Yani işler biraz karışık olsa bile ayağa kalkıp denemeye devam edecek. Sevdiği kadını kaybetse bile hayatın iyi olduğu gerçeğini söylüyor. Yani bu kayıp dünyanın sonu değil. ‘Tedbirli olmanın pişman olmaktan daha iyi olması’ risk alıp kaybetmeyi konforlu alanda kalıp hiçbir şey yapmamaktan daha çok tercih ettiği anlamına geliyor.
Son kısımdaysa;
Söylediğin her şey, evet,
Hayat mı yoksa sadece endişelerimi unutturmak için bir oyun mu?
Hatırlamam gereken her şey sensin,
Mesafelisin ama,
Ben yine de senin için geleceğim.
diyor. Anlatıcı, sevgilisinin onu sakinleştirmek için söylediği şeylere inanmadığını belirtiyor. Onun hatırlaması gereken her şey olduğunu söylüyor. En önemli anılarının hepsinde o var ve bu anıları veya onlarla ilgili olumlu duygularını kaybetmek istemiyor. Mesafeli olmasına rağmen sevgisi için savaşmaya kararlı.
Parça, ‘take on me’ ve ‘take me on’ şeklindeki kelime oyunu tekrarlanarak bitiyor.
Parçayla ilgili notlara geçelim.
“Take on me” için hazırlanan ve sözlerle ilgisi olmayan video klip oldukça tanınmış bir animasyon örneği. Bugün sıradan gelebilir ama o zamanlarda kendi alanında bir devrimdi. Aynı günlerde Dire Straits’in “Money for nothing” ve “Brothers in arms” parçalarının kliplerinde de animasyon tekniğinin kullanıldığını hatırlıyorum.
Ancak, sanıldığının aksine klip türünün ilk örneği değil. Elvis Costello ve The Attractions’ın 1979 yapımı “Accidents will happen” şarkısının klibi ilk defa animasyon kullanılan klipmiş.
Sözlerdeki anlamla ilişkili olmayan klipte bir çizgi romanda geçen motosiklet yarışını kazanan Morten Harket iki kişi tarafından kovalanıyor. Çizgi roman, o dönem Harket’in kız arkadaşı olan Bunty Bailey tarafından bir cafe’de okunuyor ve gerçek hayatta görünen genç kız kendini bir anda çizgi romanın içinde buluyor. Böylece kız da çizgi roman karakteri haline geliyor ve olaylar gelişiyor.
Video klibin bir özelliği de hikâyenin albümdeki bir başka parça olan “The sun always shines on tv” parçasının klibinin başında sona ermesi. Evet, o parçanın klibini bilmiyorsanız izlemenizi öneririm. “Take on me”nin hikâyesi aslında orada bitiyor. Hem de bildiğiniz ‘the end’li türünden.
Video klip 1980 yapımı bilim kurgu Altered States’teki dönüşüm sahnesinden ilham alınarak hazırlanmış. 1986’da MTV ödüllerinde kendi dalında verilen 8 ödülün 6 tanesini alan klip, Michael Jackson’un efsane klibi “Thriller”ın bile üstüne çıkmış. Ayrıca, 2025’te You Tube’da 2 milyar izlenmeyi geçmiş.
Notlara devam. Tahmin edeceğiniz gibi “Take on me”nin çok sayıda cover’ı yapıldı. Bunların içinde en başarılısı belki de 2000’lerin ‘boy band’ı A1’ınkiydi. Şarkının bire bir aynısını yeniden yorumlayıp 2000 yılında İngiltere’de bir numaraya yükseldiler.
Video klibin verdiği fikir parçayı başka mecralarda da kullanılır yapmış. Örneğin, ünlü “Family Guy” dizisinin 2005’teki bir bölümünde dizinin karakterlerinden Chris Griffin bir süpermarkette siyah-beyaz bir animasyonun içine çekiliyor. Aynı yıl parça “The Simpsons”ın “Future Drama” bölümünde de kullanılmış. Bir diğer örnek Volkswagen reklam filmi. Parça, “Feeling Carefree” (Kaygısız Hissetmek) adlı reklamda kullanılmış. Reklamda, bir adam toplantı sırasında videodaki sahneleri anımsatan çizimler yaparak hayallere dalıyor. Gerçekliğe döndüğündeyse şarkıyı söylediğini fark ediyor.
Söylemeden edemeyeceğim birkaç not daha…
A-ha grubunun üç üyesi de şövalye. Grubun Norveç müziğine ve ülkenin küresel görünürlüğüne yaptığı katkı onuruna üç kurucu üye 2012 yılında Kraliyet Norveç Aziz Olav Nişanı’nın 1. Sınıf Şövalyeleri olarak adlandırılmış.
Morten Harket ve Bunty Bailey klipten 34 sene sonra 2019’da o meşhur Kim’s Cafe’de buluşmuşlar. Bu arada cafe bugün Turkish Chef Mediterranean Restaurant adıyla hizmet veriyormuş.
Son bir not… “Take on me” pop müzik tarihinin nakaratı en zor söylenen parçalarından biri olarak gösteriliyor ve inanmayanların gidip karaokecilere sorabileceği belirtiliyor.
Bugün 1980’lerin en hareketli popüler müzik parçalarından birinin hikâyesini öğrendik. Sözlerde çok derin ve şaşırtıcı bir anlam ya da metafor olmasa da “Take on me”, akılda kalan, eskimeyen melodisi, ününü borçlu olduğu devrim niteliğindeki video klibiyle daha çok kuşağın dilinde olacak gibi görünüyor.