1989’un sonlarıydı galiba… Phil Collins’in nadir sosyal mesaj içeren parçalarından olduğu söylenen bu şarkısını nereye gitsek duyardık. Akılda kalıcı sözler ve güzel melodisiyle listelerin vazgeçilmeziydi. Bugün hala birçok mecrada sık sık duyduğumuz bu parçanın arkasındaki sosyal anlamı ele alalım dedik bu hafta ve sizler için on dakikalık bir bölüm hazırladık.
“Duydun mu” başlıyor…
“Another Day in Paradise”, İngiliz davulcu ve şarkıcı Phil Collins tarafından yazılan ve 1989 albümü “But Seriously”de yer alan bir parça. Phil Collins’i ünlü grup Genesis’ten biliyoruz. İşte oradayken bestelediği “Man on the Corner” şarkısında olduğu gibi, bu parçada da ana konu evsizlik üzerine.
Albümün genelde Phil Collins’in orta yol parçalarını dengelemek üzere daha ağır konularda yazılmış parçalardan oluştuğu belirtiliyor.
Parçanın fikri Phil Collins’in Washington’da gördükleriyle ortaya çıkmış. Şöyle diyor: “Bir limuzinle dolaşıyorduk ve Capitol Hill’de bir sürü kutu gördüm. Kar yağıyordu ve ‘Burada neler oluyor, bir çeşit gösteri mi var,’ dedim. Biri, ‘Hayır, bu insanlar o kutularda yaşıyor,’ dedi. Ben de ‘Burası dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Bu nasıl olabilir,” diye düşündüm. Bu çelişki beni çok heyecanlandırdı.”
Parçanın ortaya çıkışıyla ilgili gene Phil Collins’in şu sözleri var: “Bazen bu tür şeyler beni rahatsız ettiği için yazıyorum ama bazen de şarkılar arkamdan sinsice gelip kendiliğinden yazılıyor. ‘Another Day In Paradise’ kendi kendine yazıldı. Oturup ‘Haydi evsizler hakkında bir şarkı yazalım’ dememe gerek kalmadı. Piyanonun başına oturdum ve o sözler çıktı.”
Collins, parçayı Londra’da kaydederken de bu sorunla yüz yüze gelmiş. Stüdyodan çıkarken iki çocuklu evsiz bir kadının para istediğini hatırlıyormuş. Tam o anda bu sorunla karşılaştığında herkesle aynı tepkiyi verdiğini, yani kayıtsız kaldığını fark etmiş.
“Şarkı aynı zamanda insanların bu konudaki beceriksizliğini de ele alıyor. Benim başıma geldiğinde yanından geçip gittim. Herkesle aynı şeyi yaptığımı düşündüm. Kendimi beceriksiz hissettim… Şarkının ele aldığı konu da bu; insanlar sanki hiç olmuyormuş gibi davranmaya başlıyor.”
diyor.
Gelelim parçanın sözlerine…
Giriş şöyle;
Kadın sokaktaki adama sesleniyor,
‘Bana yardım edebilir misiniz efendim?
Hava soğuk ve uyuyacak yerim yok,
Bana gösterebileceğiniz bir yer var mı?’
Adamsa bu duruma kayıtsız kalarak tepki veriyor. Şöyle ki…
Adam yürüyor, geriye bakmıyor,
Onu duymuyormuş gibi davranıyor,
Caddeyi geçerken ıslık çalmaya başlıyor,
Orada olmaktan utanır gibi görünüyor.
Ve hemen ardından da nakarat…
…
Yani:
Ah, iki kere düşün,
Çünkü bu senin ve benim için sadece cennette bir gün daha,
Ah, iki kere düşün,
Bu senin için, senin ve benim için sadece cennette sıradan bir gün,
Sadece bir düşün.
diyor.
Phil Collins, şarkıyı üçüncü şahıs bakış açısıyla söylüyor. Evsiz kadını görmezden gelmek için caddeyi geçen, hatta bu sırada ıslık çalarak kayıtsızlığını iyice belirginleştiren bir adamı gözlemliyor.
Kadın bir kez daha sesleniyor:
Kadın sokaktaki adama sesleniyor,
Kadının ağladığını görebiliyor,
Ayak tabanları su toplamış,
Kadın yürüyemiyor ama deniyor.
Parçanın bu aşamasında Phil Collins tahammülünün bittiği noktaya geliyor ve şöyle bir çağrı yapıyor:
Aman Tanrım, artık kimsenin yapabileceği bir şey yok mu?
Tanrım, söyleyebileceğin bir şey olmalı!
Son kısımda, kadının yüzündeki çizgilerden yaşadıklarının anlaşılabileceğini ve muhtemelen gittiği her yerden gönderildiğini, çünkü hiçbir yere uymadığını söyleyerek dinleyicinin empati kurması talep ediliyor.
Parçaya ismini veren ve nakaratta geçen “Cennette bir gün daha” tabirinin üzerinde biraz durmakta fayda var.
İngilizce’de günlük hayatta sıkça kullanılan bu ifade iki türlü anlam içerebilirmiş. Birincisi, hayatın gidişatından duyulan memnuniyetin anlatılmaya çalışılmasıymış.
İkincisiyse tersine, bir ironi içerirmiş. Yani kişinin içinde bulunduğu durumdan duyduğu memnuniyetsizliği ironik olarak anlatmak için başvurduğu bir ifadeymiş. Hayatında zorlu koşullarla karşılaşan birinin durumunu idealize edilmiş bir cennet kavramıyla karşılaştırarak aralarındaki zıtlığı vurgulaması söz konusuymuş.
Peki bu parçada “Bu senin ve benim için sadece cennette bir gün daha,” diyerek hangi anlam verilmek isteniyor? Memnuniyet mi ironi mi var? Varsa nasıl bir ironi yapılıyor olabilir? Yorumcular oraya pek değinmemiş. Ben, burada geçen ‘sen ve ben’ anlatıcı ve dinleyici olduğuna göre Phil Collins’in burada birinci anlamı vermeye çalıştığını düşündüm. Yani “Bizim tuzumuz kuru tabi,” diyerek dikkat çekmeye çalışmış olabilir. Dinleyiciyi bir kere daha düşünmeye davet etmesi de bu düşüncemi destekliyor gibi.
Bilmem siz ne düşünürsünüz?
Parçayla ilgili notlara geçelim.
“Another Day in Paradise”ın video klibi tamamen siyah beyaz çekilmiş. Videoda, Phil Collins karanlık bir arka planda şarkı söylerken, aralara evsizlerin, mültecilerin ve sokaktaki çocukların yoksulluğunun görüntüleri serpiştirilmiş.
Bu arada, Phil Collins’in Genesis günlerinden gelen 1983 tarihli “That’s All” şarkısının videosunda evsizlerin daha neşeli bir şekilde canlandırıldığı belirtiliyor.
Parçadaki geri vokalin sahibi Amerikalı gitarist ve şarkıcı David Crosby’miş.
Notlara devam edelim ve biraz da dedikodu yapalım isterseniz.
Dünya çapında bir başarı yakalamasına ve sonunda solo kariyerinin en başarılı şarkılarından biri haline gelmesine rağmen parça, konusu nedeniyle tartışmalara yol açmış ve müzik eleştirmenlerinden genelde olumsuz tepkiler almış.
Örneğin, zengin birinin yoksullar hakkında şarkı söylemeye uygun olmadığı, Collins’in yoksulluk üzerinden para kazandığı, bunun evsizlik hakkında yazılmış en kötü parça olduğu gibi eleştiriler yapılmış. Sözleri utanç verici bulanlardan tutun da halkı küçümseyici bulanlara kadar yorumlar söz konusu olmuş. Hatta şöyle cümlelere rastladım…
“Muhtemelen bu konuda şimdiye kadar kaydedilmiş en bayağı parça. Altın kaplamalı limuzinle evsizliği fark eden en klişe balad.”
“Phil Collins evsizler hakkında bir şarkı yazabilir, ancak buna yönelik bir eylemi yoksa, bunu bir konu olarak kullanıyor demektir.”
Araştırmamda gördüm ki Phil Collins müzik eleştirmenleriyle arası iyi olan bir sanatçı değil. Bu parçanın onun müzik eleştirmenleri nezdindeki olumsuz konumuna daha da katkı yaparak “kendi alnına hedef tahtası çizmesinin” bir örneği olduğunu yazanlar olmuş.
Phil Collins ise bu eleştirilere karşı kendini şöyle savunuyor: “Sokakta araba kullanırken herkesin gördüğü şeyleri görüyorum. Çok paranız varsa gerçeklikle bağınızın koptuğu gibi bir yanılgıya düşülüyor.”
Son olarak, Collins’in İngiltere’de 1997’de İşçi Partisi’nin seçilmesine tepki olarak İsviçre’ye gittiği gibi bir bilgiye rastladığımı da belirteyim. Bu taşınma eleştirmenlerce “Another Day in Paradise” bağlamında ele alınmış tabi ki. Collins’in parçada evsizlerin zor durumundan yakındığını ve ardından tahminen 130 milyon sterlinlik servetini vergi rejiminin süper zenginler için çok daha cazip olduğu İsviçre’ye taşıdığını söylemişler.
Ancak, diğer taraftan Phil Collins’in konserlerine gelen hayranlarından evsizlere yardım kuruluşları için para topladığını ve elde ettiği gelirin iki katı kadarını da bu kuruluşlara bağışladığını hatırlatalım.
Bu kadar bilgiden sonra “Another Day in Paradise” bir rant parçası mı yoksa samimi mi karar sizin.
“Another Day in Paradise”, evsizlik sorununu ve toplumun bu soruna karşı duyarsızlığını ele alan bir parça. Birçok ülkenin başını ağrıtan toplumsal adaletsizliği gündeme getiriyor. Bazı insanlar rahat yaşarken bazıları hayatta kalma mücadelesi içinde. En kolayı da görmezden gelmek. Parçanın amacı belli ki yan yana duran iki insanın, bir adam ve kadının zıt koşullarını anlatarak empati ve farkındalık yaratmak. Bilmem bu sözler sizde nasıl düşünceler ortaya çıkardı?
Daha önce sözleri alıcı kulakla dinlemiş ya da araştırmış mıydınız bilmiyorum ama müziğin bize anlatmak istediklerini ulaştırıp ulaştıramadığına dair nerede duyduğumu hatırlamadığım şu söz geldi aklıma:
Eğer o an mutluysan bir parçadan keyif alırsın; üzgünsen sözlerini anlarsın.