“Duydun mu”da eski ama unutulmazlara doğru giden yolumuz bu hafta ‘Gal Kaplanı’ lakaplı Tom Jones’un ünlü parçası “Green green grass of home” ile kesişti. Tom Jones’un sesi ön plana çıktığı için pek dikkat etmemiş olabilirsiniz ama parçayı alıcı kulakla hiç dinlediniz mi? Sondaki sürprizin farkına vardınız mı? Dinlemeyenler için evin o yemyeşil çimlerine kavuşma parçasının hazin hikâyesini anlattığımız “Duydun mu” başlıyor.
Tom Jones, 1960’ların ortalarında “It’s not unusual” ve “What’s new pussycat” gibi şarkılarla adını duyurmuş ve İngiltere ve Amerika’da bir numaraya yükselmiş, ödüller kazanmaya başlamıştı. Tam olarak bir rock yıldızı değildi ama gençliğin çekiciliğine sahipti. “Green green grass of home”dan önce çıkan single’ı “This and that” başarısız olmuştu. O yüzden yeni çıkacak olan parça risk taşıyordu.
Bu parçayla ya kötüye gidişi tersine çevirecek ya da bir kereliğine parlayıp ortadan kaybolan sanatçılar tarihindeki yerini alacaktı.
Bu aşamada birçok ünlü parçada gördüğümüz kırılmalardan birine yeniden rastlıyoruz. Evet, daha önce başkaları tarafından da söylenen parçanın Amerikalı sanatçı Jerry Lee Lewis tarafından söylenen versiyonu Tom Jones’un kariyerinin akışını yukarı doğru değiştirmiş.
Jerry Lee Lewis’in 1965 tarihli “Country songs for city folks” albümünde yer alan parça Tom Jones’un New York’a yaptığı bir ziyarette dikkatini çekmiş ve şarkıyı kaydetmeye karar vermiş. Bu da başarısız giden kariyerini tersine çevirmiş. Parça sadece İngiltere’de değil Avustralya’da bile bir numaralara çıkmış.
Tom Jones şöyle diyor: “Jerry Lee ile iyi anlaştık. Bir gece Vegas’ta onunla biraz tartıştık ama genellikle çok iyi anlaşıyorduk. 1966’da İngiltere turnesi için gelmişti ve ben de şarkıyı yeni kaydetmiştim. Bana şarkıyı dinlemeyi çok istediğini söyledi, ben de ona otel odasında çaldım. Şarkıdan çok etkilenmişti ve ‘Burada farklı bir şey yapmışsın, düzenleme harika. Bana bir numara gibi geliyor.’ dedi. ‘Umarım haklısındır’ dedim. Haklıydı.”
Peki parça ne anlatıyor?
Parçanın söz ve bestesi aslında Amerika’dan… Nashville kentinden Curly Putman “Green green grass of home”u yazmasının arkasındaki ilhamı John Huston’ın yönettiği 1950 yapımı “The asphalt jungle – asfalt ormanı” filminden almış.
Filmde ters giden bir soygun girişiminde bulunan bir grup adamın hikayesi anlatılıyor. Karakterlerden biri soyguna dahil olan Dix Handley adında bir adamdır. Şehirden ayrılıp büyüdüğü Kentucky’de bir zamanlar ailesine ait olan at çiftliğini geri almak istemektedir. Filmin sonunda Dix ağır yaralanır ve polisten kaçmaya başlar. Son sahnede, tepeleri ve beyaz bir evi olan eski aile çiftliğine geri döner ancak ölür.
İşte tam zamanı… Haydi sözlere bakalım.
Eski memleket aynı görünüyor,
Ben trenden inerken,
Ve orada beni karşılamak için annem ve babam,
Yolun aşağısına bakıyorum ve orada Mary koşuyor.
Altın saçlar ve kiraz dudaklar.
Evin yeşil yeşil çimlerine dokunmak güzel.
Adam memleketine döndüğünde sanki zaman donmuş ve herkes bıraktığı yerden devam ederek onu karşılamaya koşmuştur. Parçaya ismini veren evin yemyeşil çimenlerine dokunmak öyle güzeldir ki!
Arada şöyle der…
…
Yani herkes kollarını açmış, yüzlerinde tatlı bir tebessümle onu karşılamaktadır. Evin yemyeşil çimenlerine dokunmak harikadır!
Sözlerin ikinci kısmında da her şeyin bıraktığı gibi kaldığını görüyoruz. Boya kurumuş ve çatlamış olmasına rağmen eski ev oradadır, eskiden üstünde oynadığı meşe ağacı, zamanında abayı yaktığı tatlı Mary’si ile yürüdüğü yol… Ve elbette ki doğru tahmin ettiniz… Yeniden evin yemyeşil çimenlerine dokunmanın o güzel hazzına yapılan vurgu.
Bu arada araştırmamda, sözlerdeki ev ve ortam tasvirlerinin “Asfalt ormanı” filminden esinlendiği bilgisine rastladığımı ekleyeyim.
Buraya kadar şarkıdaki kahramanın evine varışını dinliyoruz. Ancak, Tom Jones versiyonunun son kıtasında işler değişiyor.
Tom Jones parçanın bu kısmında arka planda ezgi devam ederken konuşma moduna geçiyor. Parçanın kahramanı uyanır ve etrafını dört gri duvarın sardığını görür. Eve dönüşü sadece bir rüyadır ve aslında hapistedir. Burada onun infaz gününde uyandığını öğreniriz. Şafak vakti idamına kendisiyle birlikte yürüyecek bir gardiyan ve üzgün, yaşlı bir rahip görür.
Parça şu sözlerle biter…
Evet, hepsi beni görmeye gelecekler.
O eski meşe ağacının gölgesinde.
Beni yeşil, yeşil ev çimlerinin altına koyarken.
Yani adam evine ve yemyeşil çimenlere dönecektir ama dönen cenazesi olacaktır ve yemyeşil çimenlere gömülecektir.
Parça bu hazin sonla biter.
Parçayla ilgili birkaç bilgi verelim…
“Green green grass of home” birçok dinleyici tarafından eve dönüşü anlatan bir nostalji parçası olarak algılanır ve sonu şaşkınlık yaratırmış. Yemyeşil çimenlerin nerede olduğu ise Tom Jones nedeniyle genellikle Galler olarak düşünülürmüş. Bu arada forumlarda yemyeşil çimenlerin İngiltere, İrlanda hatta Meksika’da olabileceği bile iddia edilmiş.
Tom Jones bu konuda şöyle diyor: “Şarkıyı kaydederken aklıma Galler geldi. O günlerde Londra’dan trenle Pontypridd’e (ki burası Tom Jones’un memleketi) döndüğümde bu sözler kulağa çok doğru geliyordu. Görünüşe göre birçok insan bu duyguyu kendi memleketleriyle de ilişkilendiriyor.”
Parça daha sonra çok ünlü isimlerce seslendirilmiş. Elvis Presley, Joan Baez, Dean Martin ve Kenny Rogers bunlar arasında. Kenny Rogers yorumu, Tom Jones’un baskın sesinden sonra dinleyiciye oldukça sessiz ve neredeyse fısıltı gibi gelmiş. Dinlemediyseniz ve üşenmezseniz dinleyin derim. Ben hala Tom Jones versiyonunun daha güzel olduğunu düşünüyorum ama Kenny Rogers versiyonu da yorumlama tarzının parçaları nasıl farklı gösterebildiğine güzel bir örnek olmuş.
Joan Baez versiyonuysa şöyle bitiyormuş: “Evet, hepimiz yaşlı meşe ağacının gölgesinde olacağız / Evimizin yemyeşil çimenlerinin altında buluştuğumuzda.”
“Green green grass of home” eve dönüş özlemi yaşayanlar için hoş başlayan ama sürpriz sonla biten hüzünlü bir parça. Bana çağrıştırdığı şeyse son derece hassas olan idam konusu ne zaman açılsa aklıma gelen “Green mile” isimli film. Elbette konuya girmeyeceğim ama Tom Hanks’in bu güzel filmini hala izlemediyseniz izleyin derim. Tam bir 1990’lar klasiği.