Of of of, çok eskilere gittik bu bölümde. İngiliz grup “The Animals”ın 1964 tarihli parçası “The house of the rising sun”ı dinlediğimizde “A evet böyle bir parça vardı,” deriz demesine de bu parçanın neyi anlattığını kaç kişi biliyor acaba. Böyle içli, yanık bir melodiyle ‘doğan güneş’ denen bir eve dair ne anlatılıyor olabilir? Sahi neden ‘doğan güneş’?
Evet, on dakikasını bize ayıranlar için bu haftaki “Duydun mu” başlıyor…
Joan Baez, Bob Dylan gibi çok sayıda efsane ismin de seslendirdiği “The house of the rising sun” aslında kökleri çok eskilere dayanan bir folk parçası. Dinleyeni hemen etkisi altına alıyor olsa gerek ki bu kadar versiyonu yapılmış ama “The Animals” tarafından yapılan rock versiyonu ona tarihteki ilk folk-rock parçası olma sıfatını kazandırmış.
Folk şarkılarının genel özelliği anonim olmaları. Bu durum “The house of the rising sun” için de geçerli. Müzikologlar, en eski kaydı 1933’te yapılan parçanın melodisinin İngiltere, ABD ve Fransa’da çok gerilere kadar izini sürebilmişler. Bu konuda ortada çok sayıda isim ve teori var ama derinlere gitmeden birkaç ilginç teoriyi söyleyelim.
Parçanın melodisi İngiltere’de 17. yüzyıl halk şarkılarıyla ilişkilendirilmiş. 1953’te bir taraftan çiftçilik yaparken diğer taraftan folk müziğe olan tutkusuyla bilinen Harry Cox isimli kişinin muazzam repertuarında “The house of the rising sun” da varmış.
ABD’de ise parçanın 1905’te madenciler tarafından söylendiği belirtiliyor. Ayrıca, erken dönem halk şarkılarının 19. yüzyılda yoğun olarak inşa edilen demiryolları şantiyeleri aracılığıyla ülkeye yayıldığı bilgisi var. Birçok işçinin demiryolu hatları döşerken hep bir ağızdan çekiç sesleriyle uyumlaştırarak şarkı söylemesi bu parçanın da hızla yayılmasına neden olmuş.
Fransa’da ise (sıkı durun) parçanın izlerinin 17. yüzyıla kadar gittiği söylense de bunu ortaya koyan doğrudan bir bulguya rastlanmamış. Hatta parçanın, Fransa’da 14. Louis döneminde güneşin kuvvetle parlamasına dair bir işaretin dekoratif kullanımını anlattığına kadar giden bir hikâyesi olduğu iddiasını gördüm.
Şarkının bilinen en eski versiyonunun 16. yüzyılda sağlığı frengi yüzünden giderek bozulan bir genç hakkında olduğu bilgisi bile var.
Biz parçayı bugüne taşıyan 1964 tarihli “The Animals” versiyonuna bakacağız.
“The house of the rising sun” nasıl keşfedilmiş? Ta 16. yüzyıldan beri bu melodinin albenisine katılanlara grubun solisti Eric Burdon ve beraber turnede bulundukları Chuck Berry de katılmış olacak ki, parçayı ilk kez duydukları Newcastle’daki bir pub’da kararlarını vermişler… Evet, ikili farklı bir şey söylemek istedikleri için parçayı konserlerinin kapanış parçası olarak benimsemiş.
O konser “The house of the rising sun”ın adeta kaderini çizmiş çünkü seyirciden olağanüstü tepki aldığı için grup üşenmemiş, daha tur devam ederken “İki konser arasında kayıt olmaz” dememiş, Londra’da bir stüdyoya girerek şarkıya son şeklini verip, kaydetmiş.
Yapımcı Mickie Most o an için, “Her şey doğru yerdeydi, gezegenler doğru yerdeydi, yıldızlar doğru yerdeydi ve rüzgar doğru yönden esiyordu. Yapımı sadece 15 dakika sürdü,” diyor.
Parça grubun 1964 yılındaki çıkış albümünde yer almış. Hani her grubun bir alametifarika parçası olur ya, işte “The house of the rising sun” da grubun imza şarkısı olarak nitelendiriliyor.
Sözlere gelelim…
Parçada kesin olan şey olayların yaşandığı yer her neresiyse orada birçok günah işlendiği ve bu günahların yol açtığı mutlak sefalet. Parçanın anlatıcısı zaman içinde hür iradesini kaybetmiş, umutsuz birisi olarak duruyor.
Evet, bir dramın anlatıldığı kesin ama özne tarih boyunca söyleyene göre değişmiş.
Ancak kim olursa olsun anlatıcının pişmanlık ve umutsuzluğu açık. En azından başkaları kurtulsun diye hüzünlü hikayesini anlatmakta.
Başlangıçta:
New Orleans’ta bir ev var, yükselen güneş diyorlar,
Ve birçok zavallı çocuğun yıkımına sebep oldu,
Ve Tanrım, biliyorum ki ben de onlardan biriyim.
diyor.
Örneğin 1925’teki bir versiyonda “Birçok zavallı kızın yıkımına neden oldu,” diyormuş.
Bu noktada ‘rising sun’ yani ‘doğan güneş’ tabirine biraz bakalım. Çünkü parçanın hikayesi hakkındaki en popüler iki teori buradan geçiyor.
İlk teoriye göre bu parça New Orleans’ta işletilen bir batakhaneyle ilgili. Buna göre isim, 1862’de açılan ve komşuların şikâyetçi olduğu 1874 yılına kadar faaliyette kalan batakhaneyi işleten Madame Marianne LeSoleil Levant’tan geliyor. Çünkü bu isim Fransızca’da ‘doğan güneş’ demekmiş.
İkinci teoriye göre ise şarkının adı, New Orleans’taki Parish isimli bir kadın cezaevinin güneşin doğuşunun taş üzerine resmi ile süslenmiş kapısından kaynaklanıyor. Bu da parçada geçen “Ball and chain – gülle ve zincir” sözlerini doğrular nitelikte. Bu teoriye göre hikâyenin anlatıcısı bir kadın.
Daha önce bahsettiğimiz İngiliz çiftçi Harry Cox’a göreyse bu parçadaki ‘doğan güneş’ tabiri çok eski bir parçada geçen ‘Rising Sun’ isimli pub’dan geliyor.
Ancak biz “The Animals” versiyonuna sadık kalalım. Sözler şöyle…
Annem terziydi,
Yeni mavi kotumu dikmişti,
Babam New Orleans’ta bir kumarbazdı.
Ve bir kumarbazın ihtiyaç duyduğu yegane şey,
Bir bavul ve bir sandıktır,
Tatmin olduğu tek an ise,
Zil zurna sarhoş olduğu zamandır.
Parçanın sözlerinden bu versiyonda, New Orleans’ta alkolik, kumarbaz ve belki de eşine şiddet uygulayan bir babanın yarattığı dramdan bahsedildiği belli. Eski versiyonlarda bir hayat kadını, kovboy, asker ya da mahkum olan başkahraman bu versiyonda bir delikanlı.
Şarkı sözlerinin tüm versiyonlarda aynı olan şu kısmı bana göre parçanın temasının en can alıcı bölümü:
…
Yani;
Ah anne, çocuklarına söyle,
Benim gibi yapmasınlar,
Doğan güneşin evinde,
Günah ve sefalet içinde yaşamasınlar.
Anlatıcı burada kendi umutsuzluğunu başkalarına ders olarak gösteriyor. Ardından bir tren istasyonunda olduğunu anlıyoruz. New Orleans’a (ya da hangi versiyonsa oraya) dönmekten bahsediyor ama “Bir ayağım trendeyken diğeri platformda,” şeklindeki sözlerden anlaşıldığına göre tereddüt içinde. Yine de New Orleans’a dönüyor.
Peki, neden New Orleans? Çünkü 1800’lerde New Orleans’a göçmen akını olmuş ve şehir suçun ve fuhşun yaygınlaştığı, fakir bir çocuğun hayatının mahvolması için her koşulun oluştuğu vahşi bir yer haline gelmiş.
The Animals ise, ana karakterin bir hayat kadını ya da mahkum olduğu geleneksel halk versiyonunu yumuşatmak ve radyolarda yayınlanabilir kılmak için kendi versiyonunu kumarbaz babadan mustarip bir erkek çocuğuna çevirmiş.
New Orleans’ta böyle bir yer olup olmadığı da karışık. Bir kaynağa göre New Orleans’taki 616 Ursulines Avenue’da bulunan 1833’te inşa edilmiş üç katlı bir bina günah ve sefaletle ün saldığı için burası olabilir. Hatta eve turistik turlar yapılıyormuş. Peri hikayeleri bile var.
Bunun dışında, şehirde “Rising Sun” isimli bir otel, bir sosyal kulüp, restoran/bar da mevcutmuş. Hatta New Orleans’taki Fransız semtinde bulunan Esplanade Bulvarı’nda “Rising Sun” adı verilen bir bina varmış.
Parçanın bir özelliği İngiltere müzik piyasasının Amerikan listelerinde boy gösteren ilk Beatles dışı parçası olmasıymış.
Müzik tarihi bakımındansa parçanın The Animals versiyonu, kendine özgü elektrik gitar teması ve inişli çıkışlı müthiş vokalleriyle geleneksel folk ile rock arasındaki boşluğu kapatmaya yardımcı olmuş.
İlginç bir not daha… The Animals dağıldıktan sonra nedendir bilinmez, Eric Burdon bu şarkıdan soğumuş ve uzun süre şarkıyı utanç kaynağı olarak gördüğünü söylemiş. Daha sonraysa şarkıyla barışmış.
Ve bu arada parçanın bir cover versiyonu 2016 tarihli “The Magnificent Seven – Muhteşem Yedili” filminin tanıtım videosunda kullanılmış. Harika bir western filmidir bu arada.
“The house of the rising sun”, nesilden nesile aktarılan bir parça. Yüzlerce yıl nerede dolaştıysa oradaki bir drama, kahramanlara ve mekanlara bürünmüş. Kahramanından, yaşanan olaylara ve mekana kadar her şey bir gizem. Belki de bu gizemin ve sözlerin anonimliğinin yıllar boyunca milyonlarca insanı meraklandırması da parçanın büyüsüne dahildir.
Sözlerdeki bağımlılık, yoksulluk, dışlanmışlık, pişmanlık ve yapılan seçimlerin sonuçları gibi temalar parçayı evrensel mesajlarla doldurmuş ve onu zamansız bir parça yapmış.
Ayrıca, Eric Burdon’ın sözlerin anlamına göre sesini yükseltip düşürmedeki ustalığına hayran kalmamak elde değil. Gerçekten çok özel bir performans. Muhtemelen daha iyisi yapılana kadar parçanın en son versiyonu altmış küsur yıldır olduğu gibi en popüler versiyonu olmaya devam edecek.
Diyoruz ve haftaya yeni bir parça, yeni bir hikayeyle buluşmak üzere…