Yanılmıyorsam 1990’ın sonlarıydı. “It’s been seven hours and fifteen days” diyen muhteşem bir kadın sesi kulaklarımızı doldurmaya bir başlardı ki herkes durgunlaşır, hülyalara dalardı. Evet, daha sonra Müslüman olarak Shuheda Sadaqat adını alan İrlandalı sanatçı Sinead O’Connor’ın “Nothing compares to you” parçasını daha ilk saniyesinde bildiniz değil mi?
Peki, bu parçada geçen ve kimselerle karşılaştırılamayan, kıyaslamalar üstü o kişi kimmiş? Merak edenler için hazırladığım “Duydun mu” başlıyor.
Bizler “Nothing compares to you”u 1990’da sanatçının ikinci stüdyo albümü “I do not want what I haven’t got” ile tanıdık ama aslında parça Amerika’nın pop ikonlarından Prince Rogers Nelson yani bildiğimiz adıyla Prince’e ait. Prince bu parçayı 1984’te yazmış ve o sıralarda “Purple rain”in başarısından çok memnun olduğu için seslendirmeyi düşünmemiş. Onun yerine parçayı desteklediği bir grup olan the Family’e vermiş ama sanırım “Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık” misali the Family projesi başarısız olunca “Nothing compares to you” da unutulup gitmiş.
Ta ki Sinead O’Connor’ın muhteşem vokali ile tanışana kadar. Parça, Sinead O’Connor yorumlayınca bambaşka bir şeye dönüşmüş ve listelerde bir numaraya kadar çıkmış.
2023 yılında, 56 yaşındayken aramızdan ayrılan Sinead O’Connor’ın “Nothing compares to you”u yorumlaması fikri menajeri Fachtna O’Kelly tarafından ortaya atılmış. Parça ile O’Connor’ın buluşması tam bir bomba etkisi yaratmış.
Parçanın bir düet versiyonu 1993’te Prince tarafından yayınlatılmış. Prince’in 2016’daki ölümünün ardından orijinal versiyonu 2018’de Warner Bros tarafından single olarak yayınlanmış ama bir gerçek var ki “Nothing compares to you” bugün Sinead O’Connor ile özdeşleşmiş durumda.
Acaba bu yoruma ilham veren neydi? Prince için hiçbir şey ile kıyaslanamayan kimdi, Sinead O’Connor için kim? İşte orası biraz karışık.
Evet, hikayeye gelebiliriz. Parça genel itibarı ile kaybedilmiş bir sevgiliden bahsediyor izlenimi veriyor. Sined O’Connor da “Sanırım şarkıyı seven milyonlarca insan gibi ben de öyleyim ve hepimiz şarkıyı bir tür kayıpla ilişkilendiriyoruz,” demiş.
Öncelikle söyleyelim ki, pek çok Prince şarkısında olduğu gibi “Nothing compares to you”nun arkasındaki ilham kaynağı da hiçbir zaman açıklanmamış. Gizemi seviyorlar anlayacağınız.
Bu konuda teoriler var.
En ilginç olana göre parça, Prince’in babasının ölümünden sonra evden ayrılan hizmetçileri Sandy Scipioni’yi anlatıyor. Prince’in stüdyodaki teknik işlerinden sorumlu olan Susan Rogers “Sandy, onun en sevdiği içecek olan Five Alive’ı içtiğinden emin olan kişiydi. Evin temizliğinden, piyanonun üzerinde taze çiçekler olduğundan, çorapların ve çamaşırların yıkandığından emin olan kişiydi. O gittikten sonra Prince bir süre ‘Sandy ne zaman dönecek’ diye sordu. İlham kaynağı bu olmuş olabilir,” diye bir açıklama yapmış.
Arkadaşı Jerome Benton tarafından belirtilen bir başka teoriye göre de parça Prince’in yeni ayrıldığı nişanlısı ile ilgili olabilirmiş.
Sinéad O’Connor ise “Nothing Compares to you”nun dinleyici tarafından sadece bir sevgilinin kaybıyla değil, farklı türden kayıplarla ilişkilendirilebileceğini görmüş.
Parçanın sözleri O’Connor için ne ifade ediyor derseniz, orada da iki teori var. Birinci teoriye göre parça sanatçının annesi ile olan karmaşık ilişkisiyle ilgili. O’Connor 9 yaşındayken anne ve babası ayrılmış ve annesi ona fiziksel ve duygusal şiddet uygulamış. Sinéad O’Connor, yaz tatillerinde okuldan eve geldiğinde annesinin kendisini dövmesini engellemek için hokey sopasını kaybetmiş gibi davrandığından bahsedermiş. Annesinin onu halı süpürgesinin sopasıyla dövdüğünü ve ona defalarca “Ben bir hiçim,” dedirttiğini söylemiş.
İkinci teoriye göre ise parça Sinead O’Connor için o günlerde oldukça sallantıda olan duygusal ilişkisini çağrıştırıyor.
Gelin sözlere yakından bakalım ve kendimizce bir sonuca varalım.
Şarkının sözleri, anlatıcının kalp kırıklığı ve yalnızlık duygularını daha başlangıçta yansıtıyor. Önce üzüntü sonra meydan okuma var.
Sevgini benden aldığından beri yedi saat ve on beş gün geçti,
Sevgini benden aldığından beri her gece dışarı çıkıyorum ve bütün gün uyuyorum.
Aynı şeyi sordunuz değil mi kendinize? Maalesef senelerdir aklıma takılan neden 7 saat – 15 gün gibi bir zaman sırası tercih edilmiş sorusuna cevap olacak bir bilgiye rastlamadım.
Devamda anlatıcı, artık her şeyi yapabildiğini veya her yere gidebildiğini söyler ama kederle yüzleşme kaçınılmazdır. Ne yaparsa yapsın terk edilmenin üzüntüsünü gidermeyeceğini düşünür.
Sen gittiğinden beri istediğimi yapabiliyorum,
İstediğim kişiyle görüşebiliyorum,
Akşam yemeğimi şık bir restoranda yiyebilirim,
Ama hiçbir şey, dedim ya, hiçbir şey bu hüznü benden alamaz.
İkinci kısımda yeniden yalnızlık vurgusu var ve terk edene onları uzaklaştıran şeyin ne olduğu soruluyor: Söyle bana bebeğim nerede hata yaptım?
Hatta anlatıcı bir başkasını bulmayı deneyebileceğini söylüyor ama bu bir çare değil çünkü: Ama o bana sadece seni hatırlatacak.
Bu kayıptan o kadar etkilenmiş ki, devam edemeyeceğini biliyor. Doktorlara falan gidiliyor ama işe yaramıyor.
Parçanın sonunda yeniden deneyebilecekleri söyleniyor ve hiçbir şeyin kaybedilen kişiyle kıyaslanamayacağı üç kez vurgulanıyor.
Son bölümdeki şu sözler önemli…
…
Yani;
Anne, arka bahçeye ektiğin tüm çiçekler,
Sen gittiğinde hepsi öldü,
Biliyorum ki seninle yaşamak bazen zordu,
Ama bir şans daha vermeye hazırım.
Haydi Prince sözlerde aklımızı karıştırıyor diyelim ama anne vurgusu Sinead O’Connor için net değil mi? Nitekim O’Connor, video klipindeki ağlaması hakkında “Her zaman annemi düşünüyorum. Annem ben 17 yaşındayken öldü ve çok geçmeden klipi yapmaya başladık” demiş. Belli ki annesiyle olan ilişkisi sözlerde yansıtıldığı gibi inişli çıkışlı ve karmaşık bir haldeymiş.
Prince parçalarındaki duyguyu gizlemesiyle ünlüyken Sinead O’Connor tam tersini yapmış.
O nedenle, parçanın video klipinde genelde, siyah balıkçı yaka kazağı, tıraşlı kafası ile unutulmayan bir görüntüsü olan Sinéad O’Connor’ın sözleri söylerken hissettiği üzüntünün ve öfkenin yakın çekimi yer alıyor. Diğer bölümlerde de Paris’te yürürken görülüyor. Videonun sonunda, her iki yanağından birer damla gözyaşı akıyor. Gözyaşları gerçekmiş. Aslında klip çekilirken ağlamayı beklememiş ama sonra “Bırak gitsin,” diye düşünmüş. Annesi 1985 yılında trafik kazasında hayatını kaybettiğinde gözyaşlarına boğulması gibi. Nitekim videonun yakın çekiminin tek seferde yapıldığı bilgisi var. Çünkü muhtemelen O’Connor durumunu yansıttığına inandığı şarkıya hemen dalmış, onu yaşamış ve harika bir vokalle kısa zamanda çekimleri tamamlamış.
Parçanın birbirine bağladığı iki sanatçı arasındaki ilişki de enteresan bu arada. İkisinin arasındaki karşılaşma Sinead O’Connor için pek de iyi gitmemiş. Onun anlattıklarına göre “Nothing compares to you”dan sonra Prince kendisini Los Angeles’daki evine çağırmış, röportajlarda söylediklerinden hoşlanmadığını söylemiş. O’Connor da bunu “Senin için çalışmıyorum,” anlamında ama çok kaba sözlerle cevaplamış. Konuşma zıvanadan çıkınca aralarında itişme olmuş, hatta karşılıklı yumruklaşılmış, O’Connor evden koşarak kaçmış, Prince de onu bir süre kovalamış. Sinead O’Connor, Prince için “Bana aşık olacağını ve her şeyin çok güzel olacağını düşünmüştüm ama o hayatımda tanıştığım en korkutucu insandı. Annemden bile daha korkutucuydu,” diyor.
Sinead O’Connor, tüm bunlardan sonra Prince ile ilgili olumsuz düşüncelerinin parçaya olan yaklaşımını etkilememesine çalışmış. 2021’de bir röportajda “Müzisyen olmak için deli olmak zorundasın ama deli olmakla kadınlara şiddet uygulayan bir tacizci olmak arasında fark var. Bana kalırsa, ‘Nothing compares to you’ benim şarkım,” demiş. Diğer taraftan, Prince’in O’Connor’ın versiyonunu beğenmediği, bunun nedeninin de bu versiyonun İngiltere ve Amerika’da kendi şarkılarının hepsinden daha fazla satması olabileceği söyleniyor.
Ayrıca, parçanın çok sayıda cover’ını yapan isimlerden en dikkat çekici olanlarının Madonna ve Aretha Franklin olduğunu da araya sıkıştıralım.
“Nothing compares to you”ya yapılan eleştirilerden akılda kalan nitelemelerden bazıları da şöyle: Tüm zamanların en iyi vokal performanslarından biri… Melankolik ağıtın muhteşem yorumu… Gerçek bir gözyaşı döktürücü… Aşkı kaybettikten sonra nasıl davranılır… 90’ların müziğinin fantasik bir sergisi… Ancak en çok şu yorum aklımda kaldı: “’Sinead ‘Nothing Compares to you’yu söylediğinde denizler sakinleşti, melekler ağladı!”
Bu arada O’Connor, ilk albümü çıkmadan önce plak şirketinin yöneticileri saçını kısa kesmeyi bırakıp kız gibi giyinmesini istediklerini söyledikten sonra onları kendisini metresleri gibi göstermeye çalışmakla suçlamış ve ertesi gün saçını kazıtmış.
“Nothing compares to you” genel itibarıyla herkesin kendi hayatından bir şeyler bulabileceği sözlere sahip. Kuşkusuz dinleyene sordurttuğu ilk soru da şu: Hayatımda hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kişi ya da kişiler var mı? Varsa kimler? Konuyu biraz ilerlettiğimizde kaçınılmaz olarak başka bir soruyla karşılaşıyoruz: Hani yabancılar “Nobody is indispensible”, yani “Kimse vaz geçilmez değildir,” der. Sizce de öyle mi?
Bu hafta da bu soruları meydana bırakalım ve haftaya yeni bir parçayla buluşmak üzere iyi günler dileyelim sevgili “Duydun mu” dinleyicileri.
Hoşça kalın.