No Woman No Cry – Bob Marley

Cengo . Bölüm-10 . 10:57
0
0

Reggae ustası Bob Marley’in 1974 tarihli Natty Dread albümünün ünlü parçası “No woman no cry”da ‘kadın yoksa üzülmek de yok’ deniyor olabilir mi? Kadınlar gününde açıklığa kavuşturuyoruz. İlgilenenler için on dakikalık “Duydun mu” işte yayında!

Single
Albüm
Bob Marley
The Wailers
Aston Barret
Rastafarianism
Trenchtown
Bob & Rita Marley
Vincent Ford
Cornmeal Porridge
Rasta saç

1960’larda Jamaika’da doğarak tüm Dünya’ya yayılan Reggae tarzı müzikten bahsedildiğinde akla nasıl Bob Marley geliyorsa hemen arkasından da “No woman no cry” geliyordur diye tahmin ediyorum.

Ritmini kalp atışından aldığı söylenen ve ‘Jamaika usulü rock’ da denen bu tarzın en popüler parçalarından birinin hikâyesine kısaca bakalım istedik bu bölümde… Kadınlar günündeyiz ya, parçayla ilgili bir de yanlış anlamayı gündeme getirelim istedik. Tabi bize ayıracak on dakikanız varsa…

Evet, “Duydun mu” başlıyor.

Parça, GORA’daki unutulmaz “Faruk” karakterine adını veren Bob Marley’in ve grubu “the Wailers”ın 1974 tarihli yedinci albümleri “Natty Dread”in hiti. Bu albümün seslendirildiği turne kendileri için bir dönüm noktası. Çünkü “No woman no cry” eşlik edilmesinin kolaylığı nedeniyle konserlerde seyircinin en çok katıldığı parça olmuş. Daha önce Jamaika dışına çıktıklarında yaptıkları müzik tam olarak anlaşılamadığından pek de parlak bir dönem geçirmemişler. Aslında “No Woman No Cry” canlı kaydının stüdyo orijinalinden daha ünlü olduğu nadir parçalardan olarak görülüyor.

Parçanın kendine özgü bir tarihi var ama öncelikle “No woman no cry”la ilgili yaygın görüşün yanlışlığını vurgulayalım. Parçanın ismi sanki bir erkeğin hayatında kadın olmadığı takdirde mutsuzluk da olmazmış gibi algılanıyor. Kadın yoksa ağlamak için bir neden de yoktur gibi. Bu yanlış bir algılama. Şarkıdaki asıl anlam şarkıyı söyleyenin karşısındaki kadına “Hayır kadın, ağlamak yok” diyor olması.

Ayrıca, parçanın orijinal adı “No woman, nuh cry”. “Nuh” kelimesi “no” yani “hayır” kelimesinin Jamaika dilinde biraz hafifletilmiş hali ve parçada “yapma” anlamına geliyormuş.

Parçanın arkasındaki hikayeye gelelim. Sözlerin Bob Marley tarafından yazıldığı düşünülse de aslında arkasında başka birinin hikayesinin motivasyonu var. O da Bob Marley’in başkent Kingston’da büyüdüğü getto olan Trenchtown’da bir aşevi bulunan Vincent Ford (nam-ı diğer Tata) isimli arkadaşı. Sözlerin Bob Marley tarafından yazıldığının düşünülmesinin nedeniyse oldukça kişisel detayların bulunması.

Sözlerde geçen “the Government Yards of Trenchtown” 1950’lerin sonlarında Bob Marley’in büyüdüğü bölgedeki halka yönelik bir konut projesinin adı. Yine parçada geçen mısır yulafı (cornmeal porridge) ise Jamaika’da kahvaltıda yenen oldukça popüler bir yiyecek ve Bob Marley’in favorilerinden.

Wailers’in basçısı Aston Barrett parçanın konusunun annelerdeki ve kadınlardaki metanet olduğunu söylüyor ve böyle güçlü duruşu olan kadınları sevdiklerini ekliyor. Ona göre, bu kadınlar dişi bir aslan gibi olmak ve erkeklere bağımlı kalmamak zorundalar. Erkekler onlara yardımcı olmalılar ve her başarılı erkeğin olduğu yerde mutlaka böyle güçlü bir kadın var.

İsim ve sözlerde ağlamak fiilinin bulunması şaşırtıcı değil. Çünkü Trenchtown, caddelerinde kadınlar ve çocuklar için yıkıcı fakirliğin ve dramın eksik olmadığı çok kötü bir gecekondu mahallesi. Tata ise bu mahallede işlettiği aşevinde zor durumda olan insanlara yardımcı olmaya çalışanlardan birisi. Bob Marley 19 yaşında annesinin yanında yaşamaya başladığı bu fakir semtte Tata’nın mutfağında uzun zaman geçiriyor, hatta orada yaşıyor. Bununla da bitmiyor, o olmasa açlıktan öleceğini söylediği Tata’nın yerinde eşi Rita ile tanışıyor, gitar çalmayı orada öğreniyor ve bu zaman zarfında onunla şarkı söyleyerek sanatçı üretkenliğinin farkına varıyor.

Tata’nın diyabet hastalığı nedeniyle iki bacağının kesilmesi sonrasında Bob Marley bu parçanın ve diğer parçalarının telif hakkı gelirlerini yardım amaçlı mutfağının çalışmaya devam etmesi için kendisine devretmiş. Hatta bu durum Vincent’in 68 yaşında öldüğü 2008’den sonra da mutfağın faaliyeti için devam etmiş.

Bu devir işlemi Bob Marley’in sözleşmesi bulunan yapımcı firma ile hukuki sorunlar yaşamasına neden olmuş. Dava bile edilmiş ama 1987’de davayı kazanmış ve parçanın tüm haklarının tek sahibi olmuş.

Yaşadığı mahallede efsaneleşen Tata yardımseverliği ile dikkat çekici bir kişilik. İki bacağı olmaksızın tekerlekli sandalyede iken dahi bir çocuğu boğulmaktan kurtarmayı başarmış.

Parçada bahsi geçen kadının kim olduğuna dair bilgiler çeşitli. Bu kadının, Bob Marley’in yardım etmeye çalıştığı hasta bir anne olduğu söylenmiş. Ayrıca, Tata’nın destek olmaya çalıştığı Bayan Greene isimli, oğlu silahla polise yakalandıktan sonra ağlayan bir anne ya da bir balıkçı tarafından dövülen Bayan Puncy isimli bir kadın olduğu da söyleniyor ama şarkı daha sonra ailelerini geçindirmek için çalışmak zorunda olan ve hiç vazgeçmeyen tüm kadınların marşı haline gelmiş.

Sözlere bakalım.

Şarkının sözleri ne karmaşık ne derin, hatta çok kişisel detay var. Ancak ana tema net.

Bob Marley’in şarkılarının çoğu yoksulluk teması ve insanların yoksulluğun üstesinden gelebilecekleri etrafında dönüyor. Parçaların çoğunun mesajı, koşullar ne kadar zor olursa olsun veya insan hayatta ne kadar ezilirse ezilsin önümüzde daha iyi günlerin olduğu.

Yorumlara göre, bu mesajın temelini Marley’in ‘Rastafarian hareketine’ olan inancında aramak lazım. Bob Marley’in ünlü saç stili “rasta”ya da adını veren bu hareket, 1930’larda Jamaika’da ortaya çıkan ve Dünya çapında yayılan, ayrıca Hıristiyanlıktan gelen birçok kavram ve ögeleri barındıran toplumsal bir alt kültürmüş. Hareket, baskı altındaki siyahi insanların yakında Afrika’ya, daha iyi bir hayata geri götürüleceğini iddia ediyormuş.

Parça dinleyicisine samimiyet ve empati atmosferi içinde yoksulluk tasviri yapıyor. Açılışta dört defa “Hayır kadın, hayır ağlama,” diyerek dinleyici şarkıya dahil ediliyor. Ardından gelen “Çünkü, Trenchtown’daki hükümet bahçesinde oturduğumuz zamanları hatırlıyorum,” ile içinde olunan yoksulluk ortamına dair görsel algı harekete geçiriliyor.

Şarkının iyimser tarafı aynı zamanda şu kısımda da hissediliyor.

Yani…

İyi dostlarımız oldu, yol boyunca kaybettiğimiz iyi dostlarımız, evet,

Bu parlak gelecekte geçmişini unutamazsın,

Bu yüzden gözyaşlarını kurut diyorum.

Yorumculara göre burada şöyle bir hava var… Evet, zor bir zaman. Dünya ezici olabilir. Ama birbirimize sahibiz. Diğer taraftan, “Bu parlak gelecekte geçmişini unutamazsın” diyerek kadının, her şey düzelse bile nereden geldiğini unutmaması gerektiği ima ediliyor.

Sözlerin ikinci kısmında gene o dönemde o mahalledeki kişisel deneyimlerin ve duyguların izleri var. “Sonra Georgie ateşi yakardı” ve “Sonra mısır unu lapası pişirirdik” cümleleriyle düşük sosyal sınıftan insanların eğlenceleri aktarılıyor. Sokaklarda kilometrelerce yürüyerek satıcılık yaptığını belirttiği “Ayaklarım tek arabam” sözü ise hem durumun vahametini ortaya koyuyor hem de koşullar zor bile olsa yine de bir yere varılabileceğini ima ediyor.

Ben yokken de her şey çok güzel olacak,” diyerek, o orada olmasa bile arkadaşlarından veya oraya daha önce gelenlerden edindiği gücü ve iyimserliği yansıtıyor.

Parçadaki kadın vurgusu çok kuvvetli. Hatta sözler kadın ve ağlama üzerine yazılmış bile denebilir. Çünkü kadınlar zor zamanlar yüzünden hep ağlar. Bu yüzden Bob Marley, onları neşelendirmek ve yola devam etmelerini sağlamak için umut vermek amacıyla bu şarkıyı yazmış. Bob Marley’e göre, kadınların toplum üzerinde büyük bir etkisi var. Onlar, gelecek nesilleri doğuracak. Bu çocuklar, onları doğuran kadınlardan en iyi eğitimi almalı. Ancak koşullar kadınlar için çok zor. Bob Marley bu zorluğu annesi ve eşinde gözlemiş.

No woman no cry”, çok sayıda cover’ı yapılan parçalardan. En ünlüleri Joan Baez ve Pearl Jam. 1975’te reggae efsanesi Derrick Morgan, kadınların erkekler tarafından gördükleri korkunç muameleyi göz önünde bulundurarak ağlamaya hakları olduğunu açıklayan “Some Woman Must Cry” adlı bir cevap şarkısı yazmış.

Bob Marley, parçalarının gelirinin başta Vincent Ford olmak üzere yakın çevresinde ihtiyacı olanlara gitmesi için albümlerinde parça yazarlarını başka isimler olarak göstermiş. Bu da menajeri ve yapımcısı ile mahkemelik olmasına yol açmış ama sürecin sonunda kazanan Bob Marley olmuş.

Ayrıca parça, sosyal ve ekonomik değişimi savunmak için farklı yer ve zamanlarda farklı şekillerde kullanılmış.

Sonuç olarak, küresel sosyo-ekonomik düzende bir şeylerin değişmesi gerektiğini fark eden Bob Marley’in müzik aracılığıyla Jamaika halkı için daha parlak bir gelecek umudunu dile getirdiği bir parça “No woman no cry”. Parça tüm Dünya’da empati ve yoksulluğun fark edilmesi gibi amaçlara ne kadar katkı yapmış bilemeyiz. Hatta bugün Dünya’daki sosyo-ekonomik adaletsizliğe baktığımızda pek katkı yapmadığını bile düşünebiliriz.

Gene de sanatın sürekliliğini düşünürsek bir gün Dünya daha adil bir yer olmaya gidecekse ona eşlik edecek eserlerden birinin bu parça olacağını tahmin etmek zor değil.

Bir de… Dünya’da sadece kadın olmanın dahi hayatı ekstra zorlaştırdığı Jamaika’dan başka sayısız yer var maalesef. Bu bölümü fırsat bilerek böyle zor toplumlarda tek başına ayakta kalma mücadelesi veren kadınlara olan hayranlığımı belirterek bölümü noktalayayım.

Evet… Haftaya yeni bir parça, yeni bir hikaye ile görüşmek dileğiyle hoşça kalın.

No, woman, no cry

No, woman, no cry

No, woman, no cry

No, woman, no cry

‘Cause, ’cause, ’cause I remember when we used to sit

In the government yard in Trenchtown

Oba observing the ‘ypocrites

Mingle with the good people we meet

Good friends we have, oh, good friends we’ve lost

Along the way

In this great future, you can’t forget your past

So dry your tears, I seh

No, woman, no cry

No, woman, no cry

‘Ere, little darlin’, don’t shed no tears

No, woman, no cry

Said, said, said, I remember when-a we used to sit

In the government yard in Trenchtown

And then Georgie would make the fire lights, I seh

A log wood burnin’ through the night

Then we would cook cornmeal porridge, I seh

Of which I’ll share with you

My feet is my only carriage

And so I’ve got to push on through

But while I’m gone

Everything’s gonna be all right

Everything’s gonna be all right

Everything’s gonna be all right

Everything’s gonna be all right

Everything’s gonna be all right

Everything’s gonna be all right

Everything’s gonna be all right

Everything’s gonna be all right

So no woman, no cry

No woman, no cry

I say, oh little oh little darling, don’t shed no tears

No woman, no cry

No woman, no woman, no woman, no cry

No woman, no cry, one more time I’ve got to say

Oh little little darling, please don’t shed no tears

No woman, no cry

No woman, no woman no cry

Bölüm zaman çizelgesi:

  • 00:00 Bob Marley Faruk
  • 00:00 Yanlış anlamayı düzeltelim
  • 00:00 Vincent Ford'un (Tata) önemi
  • 00:00 Parçadaki kadın kim?
  • 00:00 Rastafarian mı?
  • 00:00 İyimserlik havası (no cry)
  • 00:00 Kadının önemi
  • 00:00 Sonuç olarak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Title
.