The Road To Hell – Chris Rea

Cengo . Bölüm-65 . 10:30
0
0

Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden İngiliz blues-rock sanatçısı Chris Rea’nın 1989 tarihli “Road to Hell” albümünün iki bölümden oluşan aynı isimli parçasıylayız bu hafta. Toplam dokuz buçuk dakika süren bu parça dini bir anlam mı taşıyor? Yolun çıktığı cehennem nedir? Böyle bir parça Rea’nın aklına günün hangi monoton anında gelmiş? Otuz altı sene önce bizi bu parçayla uyardığı tehlike bugün ne durumda? On dakikası olan ve merak edenler için “Duydun mu” bu hafta da sizlerle.

Single
Albüm
Chris Rea
Londra M4 Otoyolu
M25 Kavşağı
Beyond The Law

Bilirsiniz… Trafikle toplum arasında bazı tespitler yapabilmeye elverişli bir ilişki vardır. Trafikte geçirdiğiniz zaman arttıkça ister istemez sosyal, ekonomik neden-sonuç ilişkileri kurmaya başlarsınız. Bir gün karşıma buradan yola çıkılarak yapılmış bir hit çıkacağını düşünmezdim. Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden İngiliz blues-rock sanatçısı Chris Rea’nın “Road to hell” parçası aynen bu şekilde ortaya çıkmış iki bölümden oluşan bir parça. Evet, on dakikası olanlar ve merak edenler için “Duydun mu” başlıyor.

“Road to hell”, yani ‘cehenneme giden yol’, Rea’nın 1989 tarihli aynı isimli albümünün açılış parçası. İki bölümün toplamı 9 dakika 25 saniye. Yaklaşık 5 dakika süren ilk bölümde sahneyi kurmak için atmosferik unsurlar içeren enstrümantal bir giriş yapılıyor. İkinci bölümse vokal odaklı. Bu kasıtlı ayrım, Chris Rea’nın şarkının gözlemden yüzleşmeye geçerek gerilimi kademeli olarak artırmasına olanak sağlamak içinmiş.

İlk bölümde sıkışık bir trafik ortamı yaratılmış. Bir arabadasınız ve yağmurun cama çarpma seslerini duyuyorsunuz. Birçok dilde radyo haberleri yayınlanıyor ve trafikteki duruma dair bilgi veriliyor. Bu haberlerin birinde tıkanıklığın dört saat süreceği haber veriliyor.

O sırada Chris Rea’nın benzersiz sesi devreye giriyor ve bir otobanda durup kaldığını söylüyor. Yol kenarında bir kadın görüyor. Kadının yüzü kendi yüzü gibi, tanıdık bir yüz. Kadın Rea’nın penceresine doğru geliyor ve ona “Oğlum burada ne yapıyorsun, senin için duyduğum korku beni mezarımda döndürdü,” diyor. Durumdan çok etkilenen ve adeta paralize olan Chris Rea, “Buraya, zenginler vadisinde kendimi satmaya geldim,” diye yanıtlıyor ve kadının ürpertici cevabı geliyor…

“Oğlum, burası cehenneme giden yol!”

Birinci bölünün son kısmında kadın Rea’ya, “Vahşiliğin içinde, çölden kuyulara yaptığın bu yolculukta cehenneme giden yola sapmışsın,” der ve birinci bölüm biter.

Tempolu ve iddialı bir başlangıca sahip olan ikinci bölümde konu derinleşir. Hikâye Chris Rea’nın ağzından anlatılır. Bir nehrin kenarında durmaktadır ama su akmamaktadır. Suyun içi aklınıza gelebilecek her türden zehirle doludur. Onun deyimiyle ‘şiddetin sapkın korkusu yüzlerdeki gülümsemeyi boğmaktadır. Artık insanı sağduyuya davet eden çanlar bangır bangır bağırmaktadır. Bu noktada sözlerdeki en can alıcı tespit gelir…

Yani;

Bu teknolojik bir ilerleme falan değil,
Bu cehenneme giden yol!

Parçanın sonunda Chris Rea tüm yolların krediyle tıkandığını söyler. Artık yapılacak bir şey kalmamıştır. Her taraf trafikteki insanlardan uçuşan evraklarla doludur. Dünyanın nereye gittiğine iyi dikkat edilmesi gerektiğini söyler. Çünkü bu yol yukarı doğru giden bir ilerleme yolu değil, yaşlı kadının dediği gibi cehenneme giden yoldur. Özetle ikinci kısım, onun yanlış tercihlerle girdiği yolun yanlışlığını fark ederek yaşadığı aydınlanmayı seslendirdiği kısımdır.

Parçanın sözlerine dini yorumlar yapanların yanıldığını söyleyelim. İlgisi yok. Chris Rea “Road to hell”i Thatcher dönemi İngiltere’sine dayanan sosyal ve politik bir yorum olarak yazmış. O dönemin beyaz yakalılarının hayal kırıklığını aktarmış. Sözler, ekonomik eşitsizlik, refah vaatlerinin tutulmaması, modernleşmenin gerisinde kalan insanlar ve ilerleme yanılsaması hakkında. Trafik sıkışıklığı üzerinden materyalizmi, dönemin aşırılıklarını eleştiriyor ve toplumsal yıkıma dikkat çekiyor.

‘Cehenneme giden yol’ toplumun sistemik gidişatını simgeliyor. Bu, açgözlülük, kayıtsızlık ve ihmal tarafından yönlendirilen sıradan insanların acı çektiği bir yol.

Yol metaforu Rea için önemli. Sık sık yolları, arabaları, seyahati metafor olarak kullanan sanatçının bu parçasında ton ve duygu sakin, blues tarzında. Öfkeden çok sessiz bir kabulleniş var. Nutuk atmak yerineyse gözlem söz konusu. Bu ölçülü olma halini yolları tıkayanın aslında arabalar değil onların alınmasında rol oynayan ve kapitalizmin temel taşlarından olan krediler olması, ortalıkta evrakların uçuşması ama bu gidişin doğru bir gidiş olmadığı yönündeki saptamalardan anlıyoruz.

Nehirdeki suyun akmıyor olması ve her türden zehirle dolu olması sanayileşmenin yol açtığı çevre felaketini sembolize ediyor. Şiddetin sapkın korkusunun yüzlerdeki gülümsemeyi boğmasıysa insanların medyadaki sansasyonel haberler yoluyla sosyal gerilime sürüklenmesi ve bireyler arasındaki bağın koparılmasını ifade ediyor. “Bu dersi hızlı ve iyi öğrenmelisin” cümlesiyle tüketime ve kâra dayalı ekonomik yapının bireyleri günlük hayatları içindeki trafik gibi rutinlerle çarpık bir sistemin dişlileri haline getirdiğini söylüyor.

Gelin parçayla ilgili ilginç birkaç nota değinelim.

Parçanın sözleriyle ilgili iki önemli detayla başlayalım. Öncelikle sözlerde geçen yaşlı kadın Chris Rea’nın 1983’te kaybettiği annesi.

İkinci olarak, parçanın fikri Chris Rea’nın aklına M4 otoyolundan Londra’daki evine giderken M25 kavşağında yoğun trafikte sıkışıp kaldığında gelmiş. Dört saat süren sıkışıklıkta tam anlamıyla kapana kısılmış gibi hissetmiş. Sık sık uzun yolculuklar yapmak zorunda kalıyormuş ve bu durum modern hayatın günlük zorluklarına duyduğu bıkkınlığı artırmış. Bu son deneyim onun hayal kırıklığını somutlaştırınca şarkının fikri ortaya çıkmış. Daha sonra bu anı, bitmek bilmeyen trafik sıkışıklıklarında verimsizliği körükleyen boşa harcanmış zamanın farkına varmak olarak tanımlamış. Sözleri modern kent yaşamının insanlıktan çıkarıcı tarafını göstermek üzere tasarlamış.

Nitekim Chris Rea araba kullanmayı çok seven bir sanatçı olarak gösteriliyor. Klasik otomobillere meraklıymış ve uluslararası bir yarışmada yarışmışlığı bile varmış. Bununla birlikte, trafikten ve ataleti temsil eden her şeyden nefret ediyormuş. Trafikte geçirdiği zamanlar onun başka şarkılarına da ilham olmuş. Örneğin, “Driving home for christmas” parçasının fikri “Road to hell”dekinin tersine bu defa Londra’dan çıkarken trafiğe yakalandığında aklına gelmiş. Hatta 2017 yılında çıkardığı “Road Songs For Lovers” albümü, diğer sürücüleri gözleyerek yazdığı şarkılardan oluşan bir albümmüş. İncelenmeye değer.

Notlara devam…

“Road to hell”in ikinci bölümünün video klibinde Chris Rea’nın trafik sıkışıklığı yaşanan yollarda araba sürdüğü görüntüler, modern hayattaki hayal kırıklığı ve yalnızlık temalarını görselleştirmek için kentsel çürüme görüntüleriyle iç içe geçmiş şekilde veriliyor. Yoğun otoyolların ve kasvetli şehir manzaralarının görüntüleri kapana kısılmışlık duygusunu vurguluyor.

Cris Rea sıra dışı bir sanatçı. Kariyerinin başlarında ve ortalarında ticari olarak başarılı olan albümlerinin yapımcı şirketler tarafından devam ettirilmesine karşı çıkmış. O dönem, David Gilmour dışında tüm rock şöhretlerini hayal kırıklığı olarak gördüğünü söylüyor. 1990’ların sonunda yaşadığı ciddi sağlık sorunu ve geçirdiği ameliyat sonrası yapımcıları geri çevirerek kendi şirketini kurmuş ve kendi müziğini yapmaya başlamış. Hayranlarının çok iyi bildiği 2002 tarihli “Stony Road” albümü bu değişimin ilk basamağı ve hayatını kaybettiği 2025’e kadarki tüm çalışmaları hastalık öncesi kariyerinden farklı bir çizgide. “Road to hell” ise ticari albümlerinin olduğu dönemin zirvesinden bir parça.

Son bir not… 1993 yapımı aksiyon filmi Beyond the Law’da kullanılan “Road to hell” çıktığı dönemde şehir planlaması ve trafik yönetimi konuları üzerindeki tartışmaları tetiklemiş ve M25 kavşağına “Britanya’nın en büyük otoparkı” adı takılmış.

Bu hafta trafikten esinlenerek yazılan 36 yıllık bir parçayla birlikteydik. Dört sene boyunca Tahran gibi dünyaca ünlü bir trafik keşmekeşinin içinde uzun, çok uzun zamanlar geçirmiş biri olarak trafiğin insanı filozof yapacak ciddiyette bir sorun olduğunu söyleyebilirim. Chris Rea gibi bir usta kadar olmasa da trafikten yola çıkarak türlü fikirler üretmişliğim vardır ve eminim yalnız değilimdir.

Sokaklar, caddeler yürünmez, yaşanmaz hale geldi. Kapitalizmin sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya hediye ettiği bu sorun üzerine ne konuşursak konuşalım boş. Çünkü bana göre üretildiği söylenen çözümler göz boyama amaçlı. Yollar genişledikçe otomobil sayısının da ona göre genişlediği bu sorun aslında tamamen mantaliteyle ilgili. Açıkçası ben pes ettim. O otomobilleri neredeyse evdeki kedilerimize, köpeklerimize bile satacaklar, o yakıtı kullandıracaklar, o sigortaları, bakım masraflarını ve nicesini ödetecekler. Bu açgözlülükten kurtuluş yok.

Chris Rea bunu 36 sene önce bitmek bilmeyen, iğrenç bir trafik sıkışıklığında görür görmez bir albümle uyarısını yapmış ama maalesef işine gelmediği sürece hiçbir uyarıyı takmayan bu acımasız uluslararası düzenin bir şarkının sözlerini dikkate almasını beklemek fazla iyimserlik olur.

Haftaya başka bir parça ve anlamla görüşmek dileğiyle hoşça kalın sevgili “Duydun mu” takipçileri.

BİRİNCİ BÖLÜM

Stood still on a highway I saw a woman by the side of the road
With a face that I knew like my own, reflected in my window
Well, she walked up to my quarter light and she bent down real slow
A fearful pressure paralysed me in my shadows

She said: Son, what are you doing here?
My fear for you has turned me in my grave
I said: Mama, I come to the valley of the rich, myself to sell
She said: Son, this is the road to hell
On your journey ‘cross the wilderness from the desert to the well
You have strayed upon the motorway to hell

İKİNCİ BÖLÜM

Well I’m standing by the river
But the water doesn’t flow
It boils with every poison you can think of
And I’m underneath the streetlight
But the light of joy I know
Scared beyond belief way down in the shadows
And the perverted fear of violence
Chokes the smile on every face
And common sense is ringing out the bell
This ain’t no technological breakdown
Oh no, this is the road to hell
And all the roads jam up with credit
And there’s nothing you can do
It’s all just bits of paper flying away from you
Oh look out world, take a good look
What comes down here
You must learn this lesson fast and learn it well
This ain’t no upwardly mobile freeway
Oh no, this is the road
Said this is the road
This is the road to hell

Bölüm zaman çizelgesi:

  • 00:00 9 dakika 25 saniye mi?
  • 00:00 İlk bölüm ne diyor?
  • 00:00 İkinci bölümde derinleşiyoruz
  • 00:00 En can alıcı tespit
  • 00:00 Dini yorumlar yanlış
  • 00:00 Parçanın fikir kaynağı
  • 00:00 Chris Rea ve trafik
  • 00:00 Britanya'nın en büyük otoparkı
  • 00:00 Sonuç olarak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Title
.