Bu hafta yolculuğumuz popüler müziğe doğru. 1990’ların sonu, 2000’lerin başına gidiyoruz. Sıkı durun, Florian Cloud de Bounevialle O’Malley Armstrong, yani kısaca Dido’nun 1999 ve 2003 yıllarında çıkan iki parçası “Thank you” ile “White flag” mercek altında. Neden bu ikisi derseniz… İki parçayı programa aldım çünkü parçalar birbiriyle bağlantılı.
Evet… Bakalım İngiliz şarkıcı kime, neden teşekkür etmiş ve beyaz bayrağı kime açmış ya da açmış mı? Bize ayıracak on dakikası olanlar için “Duydun mu” başlıyor.
“Thank you”yla başlayalım. Şarkıcının 1999 yılındaki çıkış albümü “No angel”da yer alan parça aslında 1995’te yazılmış ve çıktığında pek de ilgi görmemiş. Ancak, Eminem bu parçanın bir kısmını alıntılayınca işin rengi değişmiş. Oraya sonra geleceğiz. “Thank you”, Dido’nun 1995’te tanıştığı erkek arkadaşı Bob Page hakkında yazılmış. Çift nişanlanmış ama 2002’de düğünü iptal etmiş ve araları hiç düzelmemiş. Dido 2010 yılında başka biriyle evlenmiş.
Gelin, küvette yazıldığı söylenen sözlere bakalım.
Sözlerde depresif unsurlar da var, umut verici unsurlar da… Hikâye karamsar bir tabloyla başlıyor ama iyimserleşiyor.
Çayım soğudu, zaten neden yataktan kalktım ki,
Sabah yağmuru penceremi kapladı,
Ve hiçbir şey göremiyorum,
Görebilsem bile her yer gri olurdu,
Ama duvardaki resmin,
Her şeyin o kadar da kötü olmadığını hatırlatıyor,
O kadar da kötü değil.
Ardından olumsuzluklar devam ediyor. Kadın bir gece önce çok içmiş, ödeyecek faturaları var, başı ağrıyor, otobüs kaçıyor, işe geç kalıyor, iştekiler onun durumunu parlak görmüyor… Ancak, tüm bu olumsuzluk erkek arkadaşının aramasıyla dağılıyor. Kendi kendine “O kadar da kötü değil,” diyor.
Parçanın nakarat kısmında sevgiliye teşekkür var. Şöyle…
…
Yani;
Ve sana teşekkür etmek istiyorum,
Bana hayatımın en güzel gününü yaşattığın için.
Ah, sadece seninle olmak,
Hayatımın en güzel gününü yaşamak demek.
Ve sözlerin sonunda sevgilisinin hayatındaki yerini yeniden vurgular… Sırılsıklam halde eve gelmiştir, sevgilisi ona havlu uzatır. Sadece onu görmektedir ve “Evim şimdi yıkılsa bile hiçbir şeyden haberim olmaz, çünkü sen yanımdasın,” der. Parçayı ona teşekkür ettiği nakaratla bitirir.
Sözlerden kadının hayatının yolunda gitmediğini ama sevginin böyle bir dönemde sığındığı bir korunak olduğunu anlıyoruz. Parça bu korumayı ona sağlayan sevginin kaynağı olan erkek arkadaşına bir teşekkür olarak yazılmış. Temelde, duygusal ilişkisinde teselli bulan birinin hayatın zorluklarına rağmen duyduğu minnettarlık var. Zorlu bir günün basit bir iyilik eylemiyle dönüştürülmesi söz konusu. Yani insani bağlar bizi umutsuzluktan kurtarmada çok önemli yardımcılardır.
“Thank you”nun video klibinde Dido, faturalarını ödeyemediği için çıkmak zorunda kaldığı evindedir. Polis ve nakliyeciler oradadır. Önce çay içmektedir, ardından evi yıkılırken sadece omuz çantası, şemsiyesi ve saç kurutma makinesiyle uzaklaşır. Klibin sonunda evin boşaltılma nedeninin faturalar değil, büyük binaların arasına sıkışmış evinin yenilenmesi olduğu anlaşılır.
Eminem, 2000 yılında çıkan hit şarkısı “Stan”in ilk dizesinde “Thank you”dan alıntı yapmış. Dido 2013’te bir röportajda, “Bana bir mektup geldi, ‘Parçanızı duyduk. Çok beğendik. ‘Stan’ adlı parçamızda kullanmak istiyoruz. Dinleyebilir misiniz? Umarım beğenirsiniz, şarkınızı kullanabilir miyiz?’ diyordu. Tamamen beklenmedik bir şeydi. Büyük bir Eminem hayranıydım, bu yüzden oldukça havalıydı,” demiş.
Thank you ayrıca, piyasaya çıkmadan bir sene önce gösterime giren “Sliding doors” filminin sonunda çalınmış.
Son bir not… Parça, 2010’lu yıllardan itibaren duymaya başladığımız ve dünyanın açgözlülük, kirlilik ve cehalet yüzünden mahvolduğunu düşünen müzmin karamsarı tanımlayan “doomer” tarzının en popüler parçalarından biriymiş. Hatta parçanın “Stan” ile bağlantısı ve genelde hüzünlü duygularla ilişkilendirilen minör tonda yazılmış olması da bu sempatide önemli rol oynuyormuş. Bu terimi de böylece öğrenmiş olduk.
Evet, hemen ikinci parçamıza geçiyoruz. Bu kez yine Dido’nun “White flag”iyle birlikteyiz.
Sinéad O’Connor’ın “Nothing compares to you” şarkısını anımsatan bir akorla başlayan “White flag”, ilişkisinin bittiğini bilmesine rağmen ondan vazgeçmek istemeyen bir kadını anlatıyor. Anlatıcı, ilişkinin anısını bırakmayacağını ısrarla belirtiyor. İkinci albümü “Life for rent”in çıktığı 2003’e kadar çalkantılı bir dönem geçiren şarkıcının bu ilişkiden nasıl etkilendiğini gösteren en kuvvetli şarkı “White flag” olmuş. Dido şarkıyı, kardeşi Rollo ve Amerikalı söz yazarı Rick Nowels ile birlikte yazmış.
Parça, “Thank you”nun ikinci bölümü niteliğinde. Ayrılığın acı dolu öyküsünü tasvir ediyor. Melankoliyle yoğrulmuş parçada Dido, ayrılıktan duyduğu pişmanlığı dile getiriyor ve bir önceki albümde teşekkür ettiği eski erkek arkadaşına olan sevgisini yüksek sesle ilan ederek mücadeleden vazgeçmek istemediğini söylüyor.
En iyisi sözlere bakalım.
“White flag”, adı üstünde, teslimiyetin sembolü beyaz bayrak simgesini kullanıyor ve aşka karşı inatçılığı ifade etmek için onu tersine çeviriyor. Şarkı sözleri, teslimiyeti bir tür meydan okumayla birleştiriyor. Girişte kadının ayrıldığı erkek arkadaşına bir açıklaması söz konusu…
Biliyorum, artık seni sevmemem ya da,
Bunu sana söylememem gerektiğini düşünüyorsun,
Ama söylemesem bile böyle hissederdim,
Bunun nesi mantıklı ki,
Emin ol, hayatını zorlaştırmaya veya,
Eskisi gibi olmamıza çalışmıyorum.
Bu uzlaşmacı tutumun ardından nakaratta bir meydan okuma geliyor. Şöyle diyor…
…
Yani;
Bu gemiyle ben de batacağım,
Ve ellerimi kaldırıp teslim olmayacağım,
Kapımın üstünde beyaz bayrak olmayacak,
Aşık oldum ve her zaman öyle kalacağım.
Sözler, bu meydan okumanın ardından yeniden makul bir çizgiye gelir.
Biliyorum, geri dönmek için,
Çok kötü batırdım, yıkıma yol açtım,
Sorundan başka bir şeye yol açmadım,
Eğer benimle yeniden konuşamıyorsan,
Ve artık her şey bitti diyorsan anlarım,
Ve eminim mantıklı olan da budur.
Bu makul çizgi son kısımda da devam eder. Bir şekilde tekrar buluşacaklarına emindir. O buluşmada her şey gene eskisi gibi olacaktır ama kadın konuşmayacağı için eski sevgilisi onun artık bu duyguları aştığını zannedecektir. Halbuki o duygularından vazgeçmemiş, beyaz bayrak çekmemiştir. Sözlerin sonunda bunu nakarat halinde üç kere tekrar eder ve parça biter.
“Beyaz Bayrak”, bitmiş bir ilişkiyi kabullenmekle yaşanan duygusal gerçeklikten vazgeçmeyi reddetmek arasındaki çatışmayı anlatıyor. Sözlerin ilginçliği, teslim olmanın zarif bir şekilde tersine çevrilmesinden ileri geliyor. Aşk ve gurur beraber zor yürür denir ama burada gurur da var, aşk da devam ediyor. Dido özelinde düşünürsek, 1995’te tanıştığı Bob Page’e bir anlamda, “Sen yoluna devam et, ben bu gemiyle batacağım,” diyerek rahatsız edici olmayan bir duruş sergiliyor.
“White flag”in video klibinde Dido, eski sevgilisini uzaktan izliyor. Adam hayatına devam ediyor ve bir yerlerden onu takip ediyor. Klibin doğal ortamdaki sahneleri Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape Town kentinde çekilirken, kent sahneleri Los Angeles’da stüdyoların arka bahçesinde çekilmiş. Klipte, kadının adamı rahatsız etmeden onu uzaktan izlemesine dair ana tema çok başarılı şekilde verilmiş. Ayrıca, kadının içsel karışıklığını ve yeniden birleşme umudunu da hissediyorsunuz. Yalnız son sahnede adamın da odasında kadınla olan eski fotoğraflarına bakması söz konusu ki, izleyicinin kafası burada biraz karışıyor.
Son bir not… Parça, The OC ve Grey’s Anatomy dizilerinde kullanılmış.
Bu hafta, duygusal bir ilişkide terk edilen tarafın inişli çıkışlı duygularının iki parçada özetlendiği bir bölümde birlikteydik. Her ikisinde de terk edilenin kendiyle ve karşısındakiyle barışık bir halde açık sözlü ve onurlu bir duruş göstermesi söz konusu. 2000’lerin başında pop müzikte yaşanan yoğun rekabet içinde unutmadığımız bu iki parça bana, duygusal ilişkilerde araba gelip duvara dayandıysa boş yere gaza basıp önce lastikleri ardından motoru yakmak yerine efendi gibi çekilmeyi bilmenin olgunluğunu anlatıyor gibi geldi. Bilmem siz ne düşündünüz.
Haftaya sezon finalinde yeni bir parça yeni bir anlamla buluşmak dileğiyle hoşça kalın sevgili “Duydun mu” takipçileri.