Bir parça düşünün. Orijinalinden çok cover’larıyla tanınmış. O kadar çok sayıda ve ünlü şarkıcı ya da grup tarafından söylenmiş ki 1970’ten bugüne kadar canlı kalmış. Onu nasıl tanıdınız bilmiyorum ama sizlere bu hafta Amerikalı rock grubu Creedence’ın “Have you ever seen the rain” parçasının arkasındaki hikâyeyi aktarmak istiyorum. Evet, merak edenler ve on dakikası olanlar için “Duydun mu” başlıyor.
Tam adı Creedence Clearwater Revival olan grubun 1970 yılında çıkardığı “Pendulum” isimli albümünde yer alan parça Mart 2023’te Spotify’da bir milyar dinlemeyi aşmış. Grubun vokalisti John Fogerty tarafından yazılan “Have you ever seen the rain”, öyle yağmurdan güneşten bahseden meteorolojik bir şarkı değil tabi ki. Parça, John Fogerty’nin kardeşi Tom’un yakında gruptan ayrılacak olmasının yarattığı gerilim üzerine yazılmış. Bu ayrılığın tam da grubun başarılarının tadını çıkarmaları gereken bir dönemde yaşanması sözlerin şekillenmesinde etkili olmuş.
Gerçekten de şarkının çıktığı 1970 yılı, grubun 1960’larda çıkardığı altı albümlük verimli ve başarılı dönemin sonuna denk geliyormuş. Aslında o güne dek çok iyi işler çıkarmışlar ve beklentilerinin de ötesinde başarıya, üne, zenginliğe kavuşmuşlar. Ancak, bu başarı onları daha huzursuz ve agresif yapmış. İç çatışmaları ve John ile Tom kardeşler arasındaki ilişkinin zayıflaması yüzünden aldıkları övgülere rağmen dostluk havasının dağılmasına engel olamamışlar.
Sorun temelde grup üyelerinin John Fogerty’yi aşırı kontrolcü ve baskıcı görmesiymiş. Grup üyeleri parçalara katkılarının sınırlı olmasından şikayetçiymiş. John Fogerty onlara kendi şarkılarını yazma ve üretme özgürlüğü vermiyormuş.
Biraz baskıcı bir tutum tabii. İnsanın aklına geliyor… Acaba bir noktada bizdeki “Bize de mi lo lo,” deyişiyle gruptan çıkmış olabilirler mi?
Neyse… John Fogerty, 1993’teki bir röportajda, “Bu şarkı aslında Creedence’ın yaklaşan dağılmasıyla ilgili. Görüntü şu ki, parlak, güzel, güneşli bir günde olabilirsiniz ve aynı anda yağmur da yağabilir. Grup dağılıyordu. Ben de ‘Vay canına, tam da güneşli bir gün geçirmemiz gereken zamanda her şey ciddileşiyor’ diye tepki verdim,” diyor. Nitekim Tom Fogerty, “Pendulum”un yayınlanmasından kısa süre sonra gruptan ayrılmış ve 1972’de dağılmışlar.
Sözlere gelelim. John Fogerty süslü ve karmaşık sözlü parçalar yazan bir sanatçı değil. Bu nedenle “Have you ever seen the rain” de kısa ve net bir şekilde mesajını veriyor. Parça, akustik gitarlar ve piyano eşliğinde ilerleyen sevimli bir country-rock şarkısı. Hem neşelendirici hem de dokunaklı bir tarza sahip. Herkesin kendi hayatına uygulayabileceği evrensel bir mesaj taşıyor. Sözler çok iddialı değil ama üzerinde düşünmeye davet edici nitelikte.
Giriş şöyle…
Birisi bana uzun zaman önce söylemişti,
Fırtına öncesinde sessizlik olduğunu,
Biliyorum, bir süredir geliyordu.
‘Fırtına öncesi sessizlik’ tabiri muhtemelen tüm kültürlerde var. Parça da bu tabire atıfla başlıyor. Anlatıcı, daha önce başkalarından duyduğu bu sessizlik kavramına takılmış. Bir süredir fırtınanın geldiğini seziyor.
Bittiğinde derler ki,
Güneşli bir günde yağmur yağacak,
Biliyorum, aşağı doğru su gibi parlıyor.
Burada biten fırtına mı sessizlik mi? Sanki fırtına gibi. Anlatıcı, fırtına bitse de ıslanmaya devam ediyor. Çünkü güneş çıkmış ama yağmur yine de yağacak. Normalde güneşin ışınları aşağıya doğru inerken her yeri parlatır ama bu kez bu parlama ‘su gibi’ yaşanıyor. Buradan anlatıcının, fırtına geçse ve güneş açmış olsa bile hala daha karanlıkta yani depresif bir durumda olduğunu anlıyoruz.
Bu karamsar havayı parçanın nakaratı takip ediyor. Şöyle…
…
Yani;
Bilmek istiyorum,
Güneşli bir günde yağan yağmuru hiç gördün mü?
diyor. Nakaratta anlatıcı, güneş varken bile yağmur yağması benzetmesiyle açıkladığı olumsuzluğu, yani her şey iyi giderken bir anda kötü bir deneyim yaşayıp yaşamadığını sorarak dinleyiciyi sözlerin ana fikrine ortak ediyor.
Sözlerin ikinci ve son kısmı şöyle devam ediyor…
Dün ve günler öncesinde,
Güneş soğuk ve yağmur sertti,
Biliyorum, hayatım boyu hep böyle olmuştur.
Anlatıcıya göre hayat zaten onun için hep bir meydan okumaydı. Sıcağın sembolü güneşin bile soğuk olması bunu gösteriyor. Yağmur da hep sertti. Yani koşullar hep zorluydu. Hayat nefes aldırmayan bir mücadele olmuştu. Bu noktada bir parantez açayım. Güneşin bile soğuk olması aklıma büyük sanatçı Bülent Ortaçgil’in “Sıcak” isimli parçasında sıcağın şiddetini anlatmak için “Soğuk bile sıcak,” diyerek ustaca yaptığı oksimoronu getirdi. Söylemeden edemedim. Sözler şöyle bitiyor.
Sonsuza dek böyle sürer gider,
Hızlı ve yavaş bir döngü halinde,
Biliyorum, duramaz, merak ediyorum.
Bitişte hüzünlü bir kabulleniş var. Yorumculara göre döngü hayatın iniş ve çıkışlarını ifade ediyor. Hayat bitmeyen bir iniş-çıkış döngüsünden oluşuyor. Duramayacak olan şey muhtemelen grubun dağılması. Anlatıcı bunun gayet farkında ama yine de ne olacağını merak etmekten kendini alamıyor. Henüz yaşanmamış olana karşı ortaya çıkan umut duygusu.
Sözlerin anlamı bizzat yazarı tarafından açıklanmış olsa da “Have you ever seen the rain”in siyasi anlam içerdiği de iddia edilmiş. 1960’ların sevgi ve barış atmosferinin yerini yükselişte olan Nixon yönetiminden kaynaklanan karamsarlığa bırakması nedeniyle sözlerdeki yağmur sembolü felaket habercisi olarak görülmüş. Ancak, yorumculara göre bu pek olası değil. Çünkü John Fogerty kendi döneminin hippilik eğilimlerine uzak bir duruşa sahipmiş.
Hatta o iyimserliğini hiç kaybetmemiş. 2012’de bir konserde “Bu şarkı aslında hayatımdaki çok üzücü bir şey hakkında yazılmıştı. Ama şimdi üzülmeyi reddediyorum. Çünkü bu şarkı şu anda bana küçük kızım Kelsy’yi hatırlatıyor ve her söylediğimde Kelsy’yi ve gökkuşaklarını düşünüyorum,” demiş.
Parçayla ilgili notlara gelince…
“Have you ever seen the rain”, Booker T. & the MG’s isimli bir gruptan ilham alınarak yazılmış. Creedence, “Pendulum” albümünü kaydetmeden önce onların ön grubu olarak sahne alıyormuş. John Fogerty, bu grubun Hammond orgunun sesini çok sevdiği için bu şarkı da dahil olmak üzere albümdeki bazı parçalarda bu orgu kullanmış.
Grubun 2018’de kutlanan 50. yıl dönümü için parçanın müzik videosu yayınlanmış. Klipteki hikâyede üç yakın arkadaşın Montana’da takılması ve içlerinden birinin oradan taşınması konu alınıyor. Klip, oyuncuların nehre taş attığı, eski model kırmızı bir Chevy pikap kamyonla kırsalda dolaştığı, gün batımını izlediği ve ateş başında kaynaştığı sahneler içeriyor.
Notlara devam…
“Have you ever seen the rain” çok sayıda sanatçı, grup tarafından seslendirilmiş. Araştırmamda 35 ayrı sanatçı veya grubun cover’ına rastladım. En önde gelenleri Boney M, Bonnie Tyler, Rod Stewart, Spin Doctors, REM ve Smokie idi. Bir itiraf… Benim de bu parçayla tanışmam orijinal versiyonu değil Rod Stewart versiyonu ile gerçekleşmişti.
Son bir not… Parça birçok film ya da dizide kullanılmış. En bilinenleri, “Tour of Duty”, “Cold Case” ve “Dexter” dizileriyle, ünlü 1993 yapımı “Philadelphia” filmi. Parçanın çok beğendiğim “Dexter” dizisinin “Father knows the best” adlı bölümünde geçtiğini de araştırmamda öğrendim.
“Have you ever seen the rain” sizde hangi duyguları uyandırdı? Güneş varken dahi yağmur yağması bir karamsarlığa ve depresyona işaret ediyor gibi dursa da hayatın her dakika bir sürprize açık olduğunu düşündürmesi bakımından değerli sayılabilir mi?
Hayatta hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor. Bu parça döngünün kötümser kısmına odaklanmış. “Fazla rahatlamayın, her an tetikte olun,” diyen, mücadeleyi hiç elden bırakmayan olgun bir havası var. Ancak, diğer tarafta da kötü şeylerin de sonsuza kadar sürmüyor olduğu gerçeği söz konusu. Sessizlik fırtınaya işaretse fırtına da ardında sessizliğin olduğu sonlu bir süreç.
Tamamen tercih meselesi. Hayatınızda sizinle doğrudan ya da dolaylı ilgili olumsuzlukları, olmamasını istediğiniz şeyleri sonlu olarak görüp sabretmek de bir seçenek. Ben bunu seçmenin daha faydalı olduğunu düşünüyor ve bu hafta da bölümü bitiriyorum.