Bu defa iki sezondur süregelen çizgimize istisna olarak Çarşamba günü ‘ekstra’ bir bölümle karşınızdayız. Bir Nisan’da olmamız nedeniyle 1972 yılında müzik alemine adeta şaka gibi düşmüş bir parçayı inceleyelim dedik. Evet, İtalyan sanatçı Adriano Celentano’nun dans pistlerini yakan parçası “Prisencolinensinainciusol”ü (izninizle ona kısaca “Prisencol” diyeceğim) ele aldığımız “Duydun mu” bonus başlıyor.
Dediğim gibi… Parça müzik dünyasına yapılmış bir şaka aslında. Çünkü anlamı yok. Adriano Celentano tarafından bestelenen ve içinde eşi Claudia Mori’nin de rol aldığı parçanın sözleri uydurulmuş saçma kelimelerden ibaret. Yine de sözlerin bir yazılma hikâyesi var. Öyle bir anlamsızlıkla karşı karşıyayız ki, Celentano sözleri yazmak yerine tekrarlanan bir ritim üzerine doğaçlama olarak uydurmuş.
Tabi aklınıza gelen ilk soruyu biliyorum… Neden?
Araştırmamda iki temel neden olduğunu gördüm. Birincisi, Adriano Celentano bu şarkıyla İtalyanların, İngilizce gibi tınladığı sürece her tür müziği dinleyeceklerini kanıtlamak istemiş. Popüler Amerikan hitlerini yorumlayan ama tek kelime İngilizce konuşmadığı söylenen Celentano 1972’de İtalya’da zaten bir rock’n’roll ikonu olmuştu. Bu yüzden sıra “Prisencol”ü yazmaya geldiğinde, Amerikan İngilizcesini taklit etme konusunda oldukça iyi bir pratiğe sahipti. Parça aynı zamanda bir deneymiş. Celentano dinleyicilerin Amerikan gibi tınlayan herhangi bir şeye kulak verip vermeyeceğini görmek istemiş ve deneyi başarılı olmuş.
İkinci amaç, İngilizce konuşmayanların İngilizceyi nasıl duyduğunu göstermekmiş. Adriano Celentano şöyle diyor: “Şarkı söylemeye başladığımdan beri Amerikan müziğinden etkilendim. Amerikan argosunu sevdiğim için -ki bir şarkıcı için İtalyancadan çok daha kolay söylenir- sadece iletişim kuramama temasını işleyen bir şarkı yazmaya karar verdim.”
Bugün 88 yaşında olan sanatçı, bu ilginç girişimiyle dil engelini ortadan kaldırarak insanları iletişime teşvik etmek istediğini ifade etmiş ve eklemiş… “Şarkıyı öfkeli bir tonla söyledim çünkü tema önemliydi. Bu, teslimiyetten doğan bir öfkeydi. İnsanların iletişim kurmadığı gerçeğini gün yüzüne çıkardım.” Ona göre Amerikan İngilizcesi aynen böyle bir ses çıkarıyormuş.
Sözlerin saçmalığı aslında farklı lisanlar olmasına bir itiraz gibi. Bu ilginç yaklaşımı bizzat sanatçı şöyle açıklamış… “Bir kıyaslama yapacak olursak, bu tıpkı Babil Kulesi’nde yaşananlara benziyor. Herkes göğe çıkmak istiyordu ve Tanrı tüm dilleri karıştırdığı için cezalandırıldılar. Artık kimse birbirini anlamıyordu.”
Anlaşılan Adriano Celentano, dünyada çok sayıda dil konuşulmasından oldukça rahatsızmış.
Peki sözlerde ne var… Diyemiyorum bu kez, çünkü sözlerde hiçbir şey yok. Adet olduğu üzere size sözlerden bir kısım dinleteceğim.
…
Gerçekten kulağa İngilizce gibi geliyor ama değil. Hiçbir lisan değil. Bu arada parçanın girişinde uzun isminin bir telaffuzu var. O da şöyle…
…
Hepsi bu. Sözlerde size anlamlı bulup söyleyebileceğim tek şey sadece birkaç kez tekrarlanan ‘alright – tamam’ kelimesi. Bunun dışında size aktarabileceğim hiçbir anlam yok. Haydi onu da duyalım…
…
Parçayla ilgili notlara bakalım…
Parça 1972’de ilk yayınlandığında pek fark edilmemiş. Ancak, bir yıl sonra İtalyan televizyonunda Raffaella Carra’nın da yer aldığı bir programda seslendirilince Avrupa’da birçok ülkede önemli çıkış yapmış. Programda Celentano parçayı, tamamı kız öğrencilerden kurulu bir sınıfta öğretmenlik yaparken söylüyor. Komik kalça hareketleri ve dudak senkronizasyonu şaşırtmasın, çünkü Adriano Celentano ülkesinde aynı zamanda bir hicivci olarak da biliniyor. Bu arada bu mizansen sırasında parçanın söylenmesine eşlik eden ve mızıka çalan kişi de Celentano’nun eşi Claudio Mori’ymiş.
Yorumcular, parçanın zamanın öğütücü etkisiyle unutulup, sadece bir merak konusu olarak kalmak yerine, internetin ortaya çıkışıyla ve bazı dizilerde kullanılmasıyla yeniden hayat bulduğu görüşünde. Gerçekten de dönem dönem sosyal medyada parçanın ilginçliği üzerine postlar arka arkaya çıkıyor. Ayrıca “Prisencoli”nin, Ted Lasso, Trust ve Fargo dizilerinde kullanıldığını da ekleyelim.
Notlara devam…
Parçanın isminin telaffuzu ve hatırlanması zor olduğu için İngiltere’deki baskısında “Language of Love” yani “Aşkın Dili” adı kullanılmış. Yazılma amacıyla ilgisi bulunmayan bu isim dinleyicinin ilgisini çekmek için tercih edilmiş.
İlginç sözleri nedeniyle parçaya çok şey atfedilmiş. Tarihteki ilk rap parçası olarak bile nitelendirilmiş. Parçayla ilgili çok yorum var ama benim en çok hoşuma giden Slovenyalı bir YouTube izleyicisinin yorumu oldu. Ona göre bu parçada asıl önemli olan, Celentano’nun o kadar anlamsız kelimeyi son derece kendinden emin bir şekilde seslendirmesiymiş. Bir yorumcunun “Dinledikçe daha çok İngilizceye benziyor,” cümlesi de enteresandı.
Bu bölüm, dünya şaka gününde şaka gibi bir parçanın hikâyesine baktık. Hani bazen ünlü birinin bir sözünü, hareketini, çalışmasını görürüz de “Şunu biz yapsak herkes dalga geçer ama o yapınca önemli oluyor işte,” deriz. Bu da öyle bir parça gibi sanki. Açıkçası vermek istediği mesaj bana pek ulaştı diyemem.
İletişimde asıl sorun acaba lisanların farklılığı mı yoksa insanoğlunun devamlı kendini haklı gören çarpık adalet anlayışı ve kendini karşı tarafa kapatan bencil doğası mı emin değilim. Dünya ana dilinde anlaşamayan milyarlarca insanla dolu sonuçta!
Ancak, “Prisencoli” bana çocukluğumu hatırlatmadı da değil. Eminim birçoğumuz yaşamıştır.
Çocukluğumda yabancı parçaları dinlerken duyduğum sözlerin zihnimde aldıkları şekil bugün hala hatırımdadır. Örneğin, Boney M’in “Rivers of Babylon” parçasında “Carried us away in captivity” olan sözleri kendi kendime hep “Keri-davayin-ded-tibiti” diye söylerdim. Demek Adriano Celentano olsam ben de böyle bir parça yapabilirmişim.