Arada 1980’lerin ruhunu hatırlamadan olmaz. Yılı kapatırken 1980’lere gidiyoruz ve kendimizi, Amerikalı rock grubu Bon Jovi’nin 1986’da tanıştığımız “Livin’ on a prayer” parçasına bırakıyoruz. Tuhaf girişi ve coşkulu anlatımıyla parçada neyden bahsedildiğini bilmeyip de “Dur bakayım neymiş,” diyenler için 2025’in son “Duydun mu” bölümü başlıyor.
Grubun üçüncü stüdyo albümü “Slippery when wet”in birkaç öncü parçasından olan “Livin’ on a prayer” aslen 20. yüzyılın sonlarında Amerika’da yaşanan sınıf mücadelesini Tommy ve Gina isimli çift üzerinden anlatan bir parça. İşçi sınıfı için motive edici bir marşa dönüşen “Livin’ on a prayer”, dönemin ekonomik zorlukları yüzünden geçim sıkıntısı çekerken mücadele azimlerine tutunmaya çalışan tüm ailelere bu simgesel çiftle ulaşmış.
Parçanın ortaya çıkış hikâyesi şöyle… Grubun söz yazarları Jon Bon Jovi ve Richie Sambora, bu şarkıyı KISS’in “I was made for loving you” şarkısındaki söz katkısını yapan üretken söz yazarı Desmond Child’la birlikte yazmış. Üçlünün ilk parçası “You give love a bad name” o kadar iyi çıkmış ki, bu defa da Tommy ve Gina hakkında bir şarkı yazmaya başlamışlar.
Desmond Child, şöyle diyor: “Ben şarkı yazarken, ilk grubumu kurduğum kız arkadaşım Maria Vidal garsonluk yapıyordu. Ona Gina diyorlardı çünkü İtalyan aktris Gina Lollobrigida’yı hatırlatıyordu. Bu yüzden şarkıya Johnny ve Gina’yla başladık çünkü Johnny benim asıl adımdı. Bon Jovi ise ‘Johnny hakkında şarkı söyleyemem. Benim adım Johnny’ dedi. Biz de Tommy dedik ve Tommy’yle Gina doğdu.”
Bon Jovi parçayı başlangıçta benimseyememiş. İlk duyduğunda “Eh, sorun değil. Belki bir filme koyarız,” demiş. Richie Sambora “Sen aptalsın. Parça gerçekten çok iyi,” diye tepki vermiş. Bon Jovi bu çıkışı “Bakarız,” diye geçiştirmiş. Desmond Child süreci, “Jon parçanın, gittikleri sert rock yönüne uygun olmadığını düşündü. Ancak, o kadar iyiydi ki Richie Sambora’yla kelimenin tam anlamıyla dizlerimiz üzerine çöktük, yarı şaka yarı ciddi şarkıyı kaydetmesi için yalvardık,” diye ifade ediyor.
Bon Jovi bir grup gençle yaptığı görüşmenin ardından fikrini değiştirip parçayı albüme dahil etmiş.
Sözlere gelelim…
Parçada önce liman işçisi Tommy tanıtılıyor…
Çok uzun zaman önce değil bir zamanlar,
Tommy limanda çalışıyordu, sendika grevdeydi,
Şansı yaver gitmiyordu, zor, çok zordu.
Bon Jovi’nin kendisi de New Jersey’den. O nedenle sendikalı bir işçi olan Tommy’nin çalıştığı limanın Kuzey New Jersey’deki Newark Limanı olduğunu tahmin etmek zor değil. Sözlerden, Tommy’nin ya grevde olduğu ya da grev sırasında işten ayrıldığı anlaşılıyor.
Bir bilgi… Bon Jovi soru üzerine Tommy’nin grev kırıcı olmadığını, işini o sanayi kolunun şehri terk etmesi üzerine kaybettiğini söylemiş. Nitekim gerçekten de 1980’lerde işçi-işveren anlaşmazlıkları ve fabrikaların kapanıp denizaşırı ülkelere taşınmasıyla iş alanları büyük ölçüde daralmış. Kesin olansa Tommy’nin zor bir dönemden geçmesi.
Yorumcular, burada gönderme yapılan grevin 1977’deki olabileceğini belirtiyor. O sırada Newark limanının 40 kilometre güneyindeki memleketi Sayreville’de yaşayan Bon Jovi 15 yaşındaymış ve bu olay hafızasında yer edinmiş olabilirmiş. New Jersey’de Tommy-Gina benzeri çok çift yaşıyormuş. Üstelik sendika parçanın yayınlandığı Ekim 1986’da tekrar greve gitmiş.
Ve Gina…
Gina bütün gün lokantada çalışıyor, erkeği için çalışıyor.
Aşk için, aşk için maaşını eve getiriyor.
Gina, grev sırasında işsiz kalan Tommy’le geçimini sağlamak için lokantada çalışıyor. Bu, ‘sevgi için eve para getiren’ geçim sağlayıcısının erkek olduğu yönündeki geleneksel cinsiyet dinamiğini tersine çeviriyor. Şarkının ortak yazarı Desmond Child’ın lokantada çalışan kız arkadaşını hatırlıyoruz.
Gina’yla devam…
Diyor ki, sahip olduklarımıza tutunmalıyız,
Başarsak da başaramasak da fark etmez,
Birbirimize sahibiz ve bu aşk için gayet yeterli.
Denemeye devam edeceğiz.
Gina bir ders veriyor: Birbirimize sahibiz ve bu sevgiye yeter… Elimizde olanı koruma ifadesi önemli. Çünkü 1986 grevinde Newark’taki sendika yetkilisi “Biz sadece sahip olduklarımızı korumaya çalışıyoruz… Bize bir zamanlar verdiklerini geri almak istiyorlar ve buna tahammül edemeyiz,” demiş. Belli ki sözler 1986’dan etkilenmiş.
Bu arada yorumculara göre Gina’nın “Başarsak da başaramasak da fark etmez,” demesinin arkasındaki karamsarlık, sadece birkaç galibiyete karşılık çok sayıda mağlubiyetle geçen ömürlük bir aile mücadelesinden doğuyor. Yine de mücadele başarısız olsa da denemeye devam edileceği belirtiliyor.
Nakarat şöyle…
…
Yani…
Vay canına, yolun yarısına geldik,
Vay canına, dua ederek yaşıyoruz,
Elimi tut, başaracağız, yemin ederim,
Vay canına, dua ederek yaşıyoruz.
Bu nakaratta işin içine dua, yani inanç giriyor. Hayatta kalma mücadelesi iyice çetinleşmiş. Yorumculara göre ‘yarı yolda’ ve ‘elimi tut’ ifadeleriyle grevin amacına ulaşması da kastediliyor.
ARA
Yeniden Tommy’deyiz.
Tommy’nin altı tellisi rehin kaldı, şimdi onu içine atıyor,
Bir zamanlar onu çok sıkı konuştururdu, çok zor.
Buradan Tommy’nin, finansal nedenlerle gitarını rehin bırakmak zorunda kaldığını, halbuki o gitarın kendini ifade etmesinde önemli olduğunu anlıyoruz. Bunu şimdilik içine atıyor.
O sırada Gina da zor bir psikoloji içinde. Şöyle ki…
Gina’ysa kaçmayı hayal ediyor,
Geceleri ağladığında Tommy ona fısıldıyor,
Bebeğim, bir gün her şey yoluna girecek.
New Jersey’i bilen yorumcular orasının, insanların genellikle kaçmak istediği ama terk edilmesi zor bir yer olduğunu belirtiyor. Kaçma fikri buradan geliyormuş.
ARA
Parçanın sonuna gelirken mücadeleye yapılan vurgu artıyor ve ‘kavga’ kelimesi kullanılıyor.
Ah, dayanmalıyız, hazır olsak da olmasak da.
Elinde olan tek şey kavga olduğunda, onun için yaşarsın.
Tommy ve Gina’nın hayat mücadelesi simgeleştirilerek işçilerin daha iyi koşullarda çalışma mücadelesi burada öne çıkarılıyormuş. İşçilerin çalışma koşulları zordur ve çember daraldıkça mücadele elde kalan tek şeydir. Mevcut sistem içindeki bu mücadele hiç bitmez.
Bon Jovi şarkıda sınıf mücadelesi konusunu açıkça ön plana çıkarmasa da parçanın zamanlaması ister istemez akla bunu getirmiş. Çünkü parça 1980’lerde, Amerika’da Reagan’ın neoliberal yükseliş ve sendikal gerileme döneminde ortaya çıkmış. Ekonomistler Amerika’da 1970’lerde %24 civarında olan sendikalaşma oranının 1980’lerde %10 seviyesine kadar gerilediğini söylüyor. Bu da daha ilk cümlede sendika ve grevden bahseden ‘Livin on a prayer’ı tanımlıyor.
Geçimini sağlamak için hayatı en alt seviyeden deneyimleyen kitleleri içine aldığından zamanlar üstü bir niteliğe sahip olan parçayla ilgili ilginç notlara gelelim…
Richie Sambora bu şarkıda talkbox kullanmış. Talkbox, gitaristin ağzıyla bozuk sesler çıkarmasını sağlayan elektronik cihazmış. Çoğu gencin bu parçayla tanıştığı bu teknik birkaç sene içinde popülerliğini kaybetmiş. Parçanın başındaki şu sesi kastediyorum:
…
2007’de Time’a verdiği bir röportajda Bon Jovi’ye “Hangi şarkı gerçek seni yansıtıyor,” diye sorulmuş. Cevap, “Bence tek bir şarkı olsaydı, ‘Livin’ On A Prayer’ ile ‘Wanted Dead Or Alive’ arasında kalırdım. ‘Prayer’ daha eşsiz. Şarkı hakkında türetilmiş diyebileceğiniz hiçbir şey yok. Kendi başına bir varlık,” olmuş.
Notlara devam… Tommy ve Gina, grubun 2000’deki “It’s my life” şarkısında “Bu, dik duranlar, asla geri adım atmayan Tommy ve Gina için” dizesinde geçiyor. Bon Jovi, Amerika’daki 2002 Kış Olimpiyatları’nın kapanış töreninde iki parçayı da seslendirmiş. Yani, parçalar arasında akrabalık var…
Richie Sambora, 2008’de yaptığı bir açıklamada, “Tommy ve Gina özünde geçimini sağlamaya çalışan mavi yakalı insanlardı ve esasen onlar ailemdi. Parça onları dünyanın dört bir yanındaki herkes yaptı,” demiş.
Yorumcular, Bon Jovi’nin lisede beyzbol yıldızı olan bir arkadaşının kız arkadaşının hamileliğini öğrenmesiyle hayallerinden vazgeçip bir fabrikada çalışmaya başlamasının parçada Tommy’nin altı telli gitarının rehin kalması şeklinde kendini gösterdiğini belirtiyorlar.
Son bir not… Böyle yüksek anlamlar yüklenen bir parçanın bir ara New Jersey’deki striptiz kulüplerinde gecenin sonunda çalınan bir numaralı şarkı olması talihsiz bir ironi ortaya çıkarmış.
Sınıf mücadelelerinin temelinde ‘refah’ kavramı var. Refah da ruh sağlığıyla, dolayısıyla sağlıklı toplum hedefiyle doğrudan ilişkili. Buradan bakınca, mavi yakalıların sembol parçası “Livin’ on a prayer” bugün de aynı mı?
Yıllarca dünyaya ‘Amerikan rüyası’ mesajı verildi. Bireyin tüm güçlüklere rağmen kaderini ellerine alması, kendi refahından sorumlu olması üzerine kurulu olan bu kavram 1980’lere oturuyordu. Parçadaki ‘denemekten vazgeçmeme’ göndermesi bu ruha uygundu. Ya bugün?
Acaba Bon Jovi parçayı güncellese, Amerika’nın altüst ettiği bugünün dünyasına bakarak dua vurgusunu ‘işimiz duaya kaldı’ şeklinde değiştirir mi?
Haftaya yeni bir parçayla buluşmak dileğiyle herkese sağlık, huzur dolu bir yıl dilerim değerli “Duydun mu” takipçileri.
Hoşça kalın.