Aman aman aman… Bu hafta “Duydun mu”ya kimler gelmiş? 1980’lerden kopup gelen bu adı gibi ‘smooth’ parça, yani Sade’den ‘Smooth Operator’ mı bizlerleymiş? E o halde bize de bu parçanın hikâyesini dilimiz döndüğünce anlatmak düşer. Evet, haftada bir on dakikanızı talep ettiğimiz “Duydun mu” başlıyor.
1980’lerin ilk yarısında İngiltere’deyiz. 1983’te iç karartıcı koşullarda genel seçimlere gidiliyor. Margaret Thatcher’ın ilk dönemi ekonomik durgunluk ve devletin işçi sınıfına pek iyi davranmadığı yıllarla geçmiş. İkinci dönemi kazandığındaysa işsizlik tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış. Böyle bir dönemde Pride isimli sekiz kişilik bir caz-funk grubuna Adu Sade adlı biri geri vokal yapmak üzere davet edilir. Bu grupta kendine özgü tarzını geliştiren bu kız Pride’dan getirdiği diğer üyelerle solisti olduğu Sade grubunu kurar.
Evet, doğru duydunuz. Sade grubun adı. Gruba adını veren Nijerya kökenli İngiliz Helen Folasade Adu’ysa grubun bizim “Smooth Operator”la özdeşleştirdiğimiz solisti.
Grup, yapımcı Robin Millar’la tanışınca işler değişir. İrlanda ve Karayip kökenli olan Robin Millar, Sade’nin sesini duyduğunda onun özel biri olduğunu hemen anlar. Ona göre bu ses, Ella Fitzgerald veya Nat King Cole gibi nesilleri tanımlayan vokalistlerle aynı potansiyele sahiptir. Ayrıca, karizması ve görünüşüyle stüdyodaki erkek kadın herkesin üzerinde büyük etkisi olduğunu anlar. Grubun ne parası ne stüdyo deneyimi ne de herhangi bir angajmanı vardır. Bu buluşma grubu adeta uçurur. Birlikte kaydettikleri ilk iki parçadan biri de aslında ta 1982’de daha Pride’dayken yazdıkları “Smooth Operator”dır.
Başlangıçta plak şirketleri Sade parçalarında özel bir şey bulmazlar. Çünkü dönem her şeyin elektronikleştiği bir dönemdir. Tears for Fears, Depeche Mode gibi gruplar dikkat çekmektedir. Bunun üzerine Sade Adu ipleri eline alır, önce erkek arkadaşının ilişkileriyle bir İngiliz moda dergisinin kapağında yer bulur, ardından gazetecilerin tanıklığında birçok kişinin içeri dahi giremediği özel bir kulüp konserine çıkar ve (ah şu popülarite) işler değişir.
İşte böyle bir dönemde, 1984’te huzursuzluk ve tedirginlik içinde yaşayan bir neslin dinleyeceği albüm “Diamond Life” çıkar. Aşk ve mücadele mesajları veren soul-caz esintili şarkıların sözlerinde romantizm, arkadaşlık, sadakatsizlik, evsizlik ve yoksulluk gibi konular zarif bir şekilde işlenmiştir. Albüm sakinleştirici ritmiyle 80’lerin politik ortamının kasvetini disko döneminin sonrasıyla tanışmış listelerin de ötesinde bir yerlerde dağıtır atar.
O kadar ki, “Diamond Life” Dünya çapında 10 milyonun üzerinde kopya satar. Adele 2008’de 19 isimli albümüyle bunu geride bırakana kadar bir İngiliz kadın vokalistin en çok satan ilk albümü olur.
Ve “Smooth Operator” bu albümün en bilinen, en önde gelen hitidir. Peki, sözlerini Adu Sade ve Pride’dan getirdiği basçı Ray Saint John’un yazdığı bu parçada ne anlatılıyor?
Haydi oraya geçelim.
‘Smooth Operator’, yüksek sosyetede çalışan, modaya uygun tarz hayat süren şık bir dolandırıcının hikâyesini konu alıyor. Cazibesi sayesinde kadınlar arasında çok popüler ve birçok kalbi kırmasıyla biliniyor. Üstelik bundan dolayı pişmanlık duymuyor.
En başta arka planda giren müziğin üstünde Adu Sade’nin sözlü anlatımı var. Şöyle diyor:
Başka bir kızla gülüyor,
Ve başka bir kalple oynuyor,
Çok iddialı yaşıyor, kalpleri acıtıyor,
Yedi dilde seviliyor,
Gökyüzünde yükseklerde elmas geceler ve yakut ışıklar,
Düştüğünde ona cennet yardım etsin.
Burada adamın nasıl bir hayat yaşadığını anlıyoruz. Şatafatlı, her şeyin en iyisini talep ettiği bir hayatı yaşıyor ve cazibesiyle yanına çektiği kadınlara da bunu vaat ediyor. Ancak, samimi değil ve durmadan kalp kırıyor. Bu arada adamın yedi dilde sevilmesi, kadınların hangi milliyetten olduklarının önemli olmadığını, adamın skalasının gayet geniş olduğunu anlatıyor.
Müzik vokal uyumunun başladığı sözlerin devamında “Uzayda minimum atık ve maksimum neşeyle hareket ediyor,” denerek adamın çalışma biçimi vurgulanıyor. Hatta yorumlara göre anlatıcı burada inceden bu tarza bir hayranlık da duyuyor. Ayrıca, onu ve içinde bulunduğu sahneyi net görerek başkalarını şu sözlerle uyarıyor: “Burada çiçeği burnunda acemilere veya hassas kalpli olanlara yer yok.” Ancak, oyunun kurallarını anlayıp kabul edenleriyse sınırsız olasılıklar bekliyor. Onu da şu sözlerden anlıyoruz: “Duygular şansa bırakıldığında, artık bitiş yeri değil, başlangıç yeri var.”
Ve elbette sormaya gerek dahi yok. O işlerini tereyağından kıl çeker gibi halleden ince bir işçidir; yani “Smooth Operator!”
Parçanın ikinci bölümünde onun çalışma biçimi anlatılmaya devam ediyor.
Yüz yüze, her klasik vaka,
Lafı dolandırıyor ve aldatıyoruz,
Yine de bir kovalamaya ihtiyacımız var,
Sevmek için bir izin, tutmak için bir sigorta,
Tüm anılarını eritir ve altına dönüştürür,
Gözleri melekler gibi ama kalbi soğuk.
Anlatıcı parçanın bu kısmında adamın kararsız, ikircikli eğilimlerini kabul ediyor ve yansıtıyor. Bu haliyle sana bildiklerini unutturur ve onları altına çevirir ama günün sonunda gözler melek gibi olsa da kalbi soğuktur. Yani samimi değildir.
Bu arada parçanın nakaratında adamın hareket alanının genişliği başka sözlerle de vurgulanıyor. Şöyle diyor:
…
Yani;
Kıyıdan kıyıya, Los Angeles’tan Chicago’ya, batılı erkek,
Kuzeyden güneye, Key Largo’ya, satılık aşk.
diyor. Yüksek standarttaki yaşamını sürdürmeye yönelik ihtiyacı olan geliri elde etmek için ABD’nin dört bir yanından kadınları kullandığı ima ediliyor. Elbette ki bahse konu sevgi gerçek değil. Satılık bir sevgi. Bu arada Key Largo, ABD’nin güneydoğusunda Florida’da bir adaymış.
Parçayla ilgili notlara gelince…
“Smooth Operator”un video klibinde aktör Michael Feast profesyonel bir suçluyu canlandırıyor. Bir sahnede bir müşteriye silah gösteriyor, diğer sahnelerdeyse bazı adamlarla iş görüşmesi yapıyor.
Klipte, adam Sade’yi bir gece kulübünde garsonluk yapan bir kadınla aldatıyor. Ancak, parçanın genişletilmiş versiyonunun klibinde suçlu kulübe geri dönerken Sade polisle iş birliği yaparak gece kulübü ekipmanlarının arkasına saklanıyor. Daha sonra bir kutuya çarpıyor ve suçlu onu kovalamaya başlıyor. Polis dışarı çıktığında suçlu çatılardan kaçmaya çalışıyor, ancak vurularak düşüyor ve ölüyor.
“Smooth Opreator”a yapılan yorumlarda genellikle saksafon solosuyla tamamlanan zarif ezgisinden, zevk peşinde şehirleri dolaşan kalpsiz bir çapkın olan öznesinden ve küresel kapitalizm için bir alegori işlevi görmesinden bahsedilmiş. Ayrıca ilginç bir detay, ahlaksız başkahramanının kötülüğü, dinleyiciyi baştan çıkaracak kadar güzel ifade edildiği için Adu Sade’nin de bu hayat tarzına ilgi duyduğu yorumları olmuş.
Bu arada parçadaki saksafon, grubun kilit üyelerinden biri olan ve genellikle Sade Adu’yla birlikte parçaların altında imzası bulunan Stuart Matthewman tarafından çalınıyormuş.
“Smooth Operator”, yarış sonrası kutlamalarında şarkıyı sık sık söyleyen İspanyol Formula 1 sürücüsü Carlos Sainz Jr. ile ilişkilendirilmiş.
Sade Adu ilginç bir sanatçı. Samimi aşk şarkılarıyla ve biraz gizemli kişiliğiyle tanınıyor. 1986’da Time Dergisi’nin kapağına çıkmış. Çok nadir röportaj vermiş. Grup, ilk albümden sonraki üretimini yavaşlatarak 2010’a kadar dört albüm daha çıkarmış. Ancak, sahnedeki duruşuyla başlayarak her konuda istikrarından hiçbir şey kaybetmemiş.
Parça, ünlü dizi Big Bang Theory’nin 12. sezonunda “Üreme Hesaplaması” bölümünde, aşk acısı çeken Stuart karakterinin, sonunda bir kız arkadaş edindikten sonra yaptığı baştan çıkarma hareketleri sırasında çalmış.
Son olarak 1980’lerin ortalarında duymaya başladığımız pop-caz türünün güzel örneği olan bu parçayla ilgili Adu Sade’nin ne düşündüğünü iletelim. O müziğinin cazdan çok pop olduğunu açıkça hissediyormuş. “Müziğimiz açıkça pop, çünkü anlaşılması kolay. Sevdiğim tüm şarkılar, caz olanlar bile, bir hikâye anlatan şeylerdir. Hepsi basit ve gösterişsiz ve benim için müzik de bu. Sizi bir yere götürmeli ve bir şekilde etkilemeli. Şarkılarımızın yapmasını istediğim şey bu,” diyor.
“Smooth Operator”un hikâyesi biraz çizgi romanlara konu olabilecekmiş gibi gelebilir. Bu tarz yaşamlar da vardır kuşkusuz. Benim arada kaldığım konu, parça, bu yaşam tarzının bir eleştirisi mi yoksa teşviki mi sorusunun cevabı. Çünkü hem sözlere hem yorumlara baktığımda Sade Adu’nun anlatımından iki yöne de gidilebileceğini düşündüm. Bilmem katılır mısınız?