Bu hafta hareketliyiz. Tarih, efsane, aşk, arzu, ihanet, kıskançlık ve evet 1970’lerin disko tarzına keskin bir dönüş var. 1974’te Batı Almanya’da kurulan ve Karayipler’deki adalardan gelen beş kişilik pop grubu Boney M’in 1978 stüdyo albümü “Nightflight to Venus”ün ele avuca sığmayan parçası Rasputin’den bahsediyorum.
Alman söz yazarı ve yapımcı Frank Farian tarafından kurulan grubun bu parçasını seçme nedenim ilginç hikâyesi. Evet, bu hikâyeyi bilmeyenler ve on dakikası olanlar için “Duydun mu” başlıyor.
“Rasputin”, Rusya’da Çar II. Nikolay’ın ailesine yakın olan ve korkunç bir son yaşayan köylü bir ailenin çocuğu din adamı Grigori Yefimovic Rasputin’in hikâyesini mini tarih dersi gibi anlatan bir parça. 1869-1916 yılları arasında yaşamış. 1.90’ın üzerinde boya sahip, bakışlarında tuhaflık olduğu söylenen biri. Şarkıda, olağanüstü şifa yeteneği olduğu söylendiğinden Çariçe Aleksandra Fyodorovna’nın hemofili hastası oğlu Aleksey için saraya gelmesi, bu sırada kraliyet ailesindeki etkisinin artması ve bundan doğan rahatsızlık üzerine komploya uğraması anlatılıyor.
Rasputin çocukken mucizeler gerçekleştirdiği söylenen biriymiş. Meryem Ana’yı gördüğü söylentisiyle ünü yayılmış ve ülkeyi dolaşarak vaazlar vermeye başlamış. Tanrı’ya yaklaşmanın en iyi yolunun günah işlemek ve ardından tövbe etmek olduğunu vaaz ediyormuş. 20. yüzyılın başlarında saraya çağrıldığında Aleksey’i geçici de olsa iyileştirmeyi başardığından Çariçe onun maiyetinde kalmasını sağlamış.
Sefahat düşkünü olan Rasputin’in kadınlar üzerindeki etkisi onun soylular arasındaki ününün hızla yayılmasına yol açmış. Ahlaken eleştirilen partileri, II. Nikolay ailesi ve dolayısıyla ülke yönetimi üzerindeki etkisiyle birleşince muhafazakâr kesimde ve zengin-soylu sınıfta rahatsızlık oluşmuş.
Parçanın yazarı Frank Farian’ın tarihten gelen bu yarı efsane yarı gerçek çarpıcı hikâyeyi seçmesinin bilinçli bir karar olduğu ve sözlerin tarihi aktarmaktan çok dramaya odaklandığı belirtiliyor.
Parçada, Rasputin’in Çariçe’yle ilişkisi olduğu, onun bir vahşi olduğu, kadınların onun kollarına düştüğü, gönderilmesine başta kadınların karşı çıktığı, ancak zehirlenerek, vurularak ve boğularak öldürülebildiği iddia ediliyor.
Bu anlatının ne kadarı tarihi gerçeklerle örtüşüyor ne kadarı mitleştirilmiş, sözlere detaylı bir şekilde bakarak değinelim.
Giriş şöyle…
Uzun zaman önce Rusya’da bir adam yaşardı,
İri ve güçlüydü, gözlerinde alev alev bir parıltı vardı,
Çoğu insan ona dehşet ve korkuyla bakardı,
Ama Moskovalı kadınlar için o çok sevgili bir adamdı,
İncili bir vaiz gibi vaaz edebilirdi,
Coşku ve ateşle doluydu,
Ama aynı zamanda kadınların arzulayacağı tür bir öğretmendi.
Onunla ilgili anlatılarda delici bakışlarından bahsediliyor. Soylu olmamasına ve kişisel hijyene dikkat etmemesine rağmen aristokrat Rus kadınları arasında bir hayran kitlesi edinmiş.
Nakaratta…
…
diyor… Yani…
Ra ra Rasputin, Rus kraliçesinin sevgilisi,
Gerçekten kaybolan bir kedi vardı.
Ra ra Rasputin, Rusya’nın en büyük aşk makinesi,
Davranış biçimi utanç vericiydi.
Burada Çariçe-Rasputin ilişkisine değiniliyor. Sözlerin devamında Rasputin’in devlet işlerinde Çar’a tavsiyeler vererek etkisini artırması var. Şöyle diyor…
Rus topraklarını yönetti ve Çar’ı hiç umursamadı,
Ama dans ettiği Kozachok gerçekten harikaydı,
Tüm devlet işlerinde onu memnun eden adamdı,
Ama bir kadınla görüştüğünde gerçekten harikaydı,
Kraliçe için o bir tüccar değildi,
Her ne kadar yaptıklarını duymuş olsa da onun oğlunu iyileştirecek,
Kutsal bir şifacı olduğuna inanıyordu.
Sözlerdeki kayıp kedi Rasputin. Çariçe’yle ilişkisi dedikodulardan ibaretmiş. Çariçe’nin Rasputin’e olan ilgisi onun oğlu üzerindeki sözde ve abartılı iyileştirici gücünden kaynaklanıyormuş. Alexandra’nın ailesinde hemofili olması hastalığı farkında olmadan oğluna geçirdiği için suçluluk duymasına yol açıyormuş ve Rasputin bu konuda ona yardımcı olduğu için ondan vazgeçemiyormuş. Üstelik o dönem Alexandra’nın sağlığı bir ilişki yaşayamayacak kadar kötüymüş.
Aile Aleksey’in durumunu gizli tuttuğundan Rasputin’in saraydaki yükselişi dış dünya tarafından daha da anlaşılamaz hale gelir. Dedikodular üremeye başlar, tepki artar.
Sözler bunu şöyle anlatıyor…
Ama bu acayip adamın içkisi ve şehveti ve iktidar açlığı,
Daha fazla insan tarafından bilinir oldukça,
Bir şeyler yapılması talepleri giderek,
Daha yüksek sesle duyulmaya başlandı.
Gelişmeler bununla kalmaz. 1914’te Rusya savaşa girer. Çar saraydan uzaklaşınca Rasputin’in gücü daha da artar. Bu gücü istismar etmekle suçlanır. Hatta Rasputin ve Aleksandra’nın Rusya’ya karşı Alman Kayzeri Wilhelm’le işbirliği yaptıkları iddiasını içeren iftira niteliğinde karikatürler, bildiriler dağıtılır.
Artık bir şeyler yapılmalıdır. 1916’da soylu sınıftan küçük bir grup harekete geçer. Olanlar sözlerde şöyle geçiyor…
“Bu adam gitmeli” diye ilan etti düşmanları,
Ama kadınlar yalvardı, “Lütfen bunu denemeyin”,
Kuşkusuz bu Rasputin’in birçok gizli cazibesi vardı,
Her ne kadar kaba biri olsa da hemen kollarına atılırlardı,
Sonra bir gece daha yüksek mevkideki bazı adamlar,
Bir tuzak kurdular, suç onlarda değildi,
“Bizi ziyarete gel” diye ısrar ettiler,
Ve o gerçekten geldi.
Rasputin’in sonu gelmiştir. Sözlere bakalım…
Şarabına biraz zehir koydular,
Hepsini içti ve “İyiyim” dedi,
Vazgeçmediler, kafasını istediler,
Ve böylece onu ölene kadar vurdular,
Ah, şu Ruslar.
Rasputin’i Neva Nehri kıyısındaki sarayına çağıran Prens Felix Yusupov, ona önce zehirli şarap verdiklerini, ancak şarabın etkilemediğini söyler. Bunun üzerine yukarı çıkıp bir tabanca alır ve onu göğsünden vurur. Yine de ölmez. Yusupov’a saldırır ve kaçmaya çalışır. 30 Aralık 1916’nın erken saatlerinde, cesedi donmuş Neva Nehri’ne atılmadan önce en az bir kez daha vurulmuştur. Yusupov Çar tarafından Kırım’a sürülür.
Tarihi biraz araştırınca, Rasputin’in Çariçe’nin gözdesi olmasının bir nedenini daha öğrendim. Saraya gelişi 1905 devriminin sonrasına denk geldiği ve o dönem din faktörü yükselişte olduğu için Alexandra, Rasputin aracılığıyla Ortadoks Kilisesi’nin hamisi olmayı denemiş ama başarılı olamamış.
Peki Rasputin Çar üzerinde o kadar etkili miydi? O da tartışmalı… Örneğin, Rasputin Rusya’nın savaşa girmesine karşıydı ama Rusya savaşa girdi. Ona yönelik tepkiler biraz da ülkenin kötü gidişatına yönelik bir günah keçisi yaratma çabasıymış. Aslında söylentiyle gerçeklere bakınca Rasputin’in imajının gerçeklerin ötesine gittiğini söyleyebiliriz.
Parçayla ilgili notlara gelelim… Şarkının erkek vokali sahnede gördüğümüz Bobby Farrell’in gibi ama aslında Frank Farian’a aitmiş.
Tarihi gerçeklere göre Rasputin daha sıradan bir karakter. Ancak efsanesi farklı. Ateşli gözleri ve kocaman sakalıyla renklendirilmiş görüntüsü, sefahate düşkünlüğü ve ölüme direnciyle süslü hikâyeleri onu popüler kültürde belirginleştirmiş. Bu da ekranlara yansımış. 1997 animasyon filmi Anastacia’da ve Hellboy çizgi romanlarında büyücü olarak gösterilmiş. 1996 Kaderin Karanlık Hizmetkârı filmi de onu anlatıyor.
Araştırmamda rastladığım ilginç bir bilgi şöyle… Çariçe’ye, Rasputin bir yıl içinde soylular tarafından öldürülürse kraliyet ailesinin de iki yıl içinde öldürüleceği ve köklerinin kazınacağı kehaneti verilmiş. Şaşırtıcı şekilde anlatıldığı gibi olmuş ve kraliyet ailesi Rasputin’in ölümünden kısa süre sonra katledilmiş. Bu da Bolşevik Devrimi’nin başlangıcına tekabül ediyor. Rasputin’in, Rusya’da monarşinin çöküşüyle ilişkilendirilen yüz olduğu belirtiliyor.
Notlara devam edelim…
Parça Black Mirror dizisinin 6. sezonunun son bölümünde yer almış.
Girişteki enstrüman üç telli Rus çalgısı balalayka. Sözlerde geçen Kozachok’sa geleneksel bir Rus, Belarus, Ukrayna halk dansı.
Boney M, Leonid Brejnev tarafından SSCB’de sahne alacak ilk batı müzik grubu olarak seçilmiş. 1978’de Kızıl Meydan’da gerçekleşen konserde cinsel içerikli sözleri nedeniyle Rasputin söylenmemiş. Ancak, başta Rasputin olmak üzere Boney M şarkılarının tüm demir perde ülkelerindeki popülaritesi müthişmiş. Nitekim bir sene sonra bu kez Polonya’daki bir konserde yasağa rağmen Rasputin’i söylemişler.
Ve son bir not… Boney M’in solisti Bobby Farrell, 30 Aralık 2010’da, konser için bulunduğu Rusya’nın St. Petersburg kentindeki bir otelde ölmüş. Rasputin de aynı şehirde 1916’nın 30 Aralığında ölmüştü.
Bu hafta tarihten bir karakterin anlatıldığı bir pazarlama başarısını inceledik. Rasputin, Rus otokrasisinin yozlaşmış yüzünü temsil eden tarihi bir karakteri konu alarak bir dönemin disko patlamasının en çok hatırlanan parçalarının belki de birincisi olmuştu. Güçlü, sansasyonel, ilgi çekecek birçok alt başlığı olan bir hikâyeye dayanıyor. Ayrıca, güzel bir pazarlama zamanlaması örneği, çünkü 1970’lerde Avrupalılar Rus melodramları ve mistisizmine ilgi duyuyorlarmış. İlginç geldi ve paylaşmak istedim.