Bom bom bom ba da dup bom bom,
Bom bom bom ba da dup bom bom,
Bom bom bom ba da dup bom bom,
Bom badom.
diye giderdi hatırlarsınız. Mutlaka duymuşsunuzdur. Konjonktür gereği sabun köpüğü gibi ortaya çıkıp kaybolan tonla boyband’dan biri olan Take That’den ayrıldıktan sonra başarılı bir kariyere yelken açan İngiliz şarkıcı Robert Peter Williams, yani Robbie Williams’ın “Road to Mandalay” parçasında böyle şen şakrak bir bölüm vardır.
Hoş temposu ve dinleyiciye geçen neşesiyle “Road to Mandalay” ne anlatıyor? Şarkıda hakikaten neşe mi söz konusu? Mandalay neresi?
Bilmeyenler ve merak edip on dakikasını ayıranlar için “Duydun mu” başlıyor…
“Road to Mandalay”, sanatçının 2000 yılında çıkan üçüncü albümü “Sing when you are winning”in son parçası. ‘Sing when you are winning’ bir İngiliz futbol tezahüratıymış. Robbie Williams bir röportajında “İnsanların bu albümü dinlerken iyi vakit geçirmelerini, üzülmelerini, farklı ruh hallerine bürünmelerini ve her yere dağılmalarını istediğini” söylemiş.
Robbie Williams, Guy Chambers ile birlikte yazdığı parçanın kariyerindeki en “duygusal şarkı” olduğunu söylüyor. Ayrıca, yıllar süren bitmek bilmeyen çalışmanın ardından nihayet Fransa’ya tatile gittiği hayatının en harika yazından ilham aldığını da belirtiyor.
“Fransa’da olduğumuz için Fransız havası hissettim ve şarkıyı Fransız tarzında mırıldanmaya başladım,” demiş.
Peki, neresi bu Mandalay?
Dünya haritasını açıp Güney Doğu Asya’ya göz atarsanız Myanmar adındaki ülkeyi görürsünüz. 1989’a kadar Burma veya Birmanya olarak bilinen Myanmar’ın ikinci büyük şehri olan Mandalay ülkenin merkezinde tropik iklime sahip bir şehir.
İngilizce konuşulan kültürde “Mandalay’a Giden Yol” ifadesi uzun zamandır bir tür metafor ve klişe haline gelmiş. Bu, Hindistan’da doğup Asya’nın egzotizmini deneyimleyen İngiliz yazar Rudyard Kipling’in “Road to Mandalay” adlı şiirinden ileri geliyormuş. Burada egzotizmle tanışan Kipling gri ve yağmurlu Londra’dayken, Burma’yı hatırlamış ve Asyalı sevgilisini özleyen bir İngiliz askerinin bakış açısından “Mandalay Yolu” şiirini yazmış. Eser, biraz kaba üslupla yazılmış ve bugün Myanmarlıları rahatsız ediyormuş.
“Mandalay Yolu” ifadesi, Güney Amerikalı bir kabile reisinin vücuduna altın tozu dökerek göldeki ritüel yıkanmalarının yarattığı İspanyol kökenli bir efsane olan kayıp altın şehir El Dorado’ya benzetiliyor. Mandalay da bir tür masal ideali olan romantizmin sembolü haline gelmiş ve uzak ve egzotik diyarların hayallerini temsil eder olmuş.
Kipling’in şiirinin orijinal başlığı sadece “Mandalay”mış. Şehir, İravadi Nehri kıyısında, aşılmaz bir ormanın ortasında yer aldığından şehre giden yol karadan değil nehirden uzanıyormuş.
Kipling’in şiiri ilk kez 1892’de yayımlanmış Yirminci yüzyılın başlarında bestelenmiş ve hayli popüler olmuş. Hatta bu şarkıya Frank Sinatra caz tarzında bir yorum yapmış.
Ancak, Robbie Williams’ın parçası bu parça değil. Ayrıca, şiirden tek cümle bile almamış. Karşımızda sadece ismini bir şiirden alan metaforik ama tamamen yeni bir parça var.
“Road To Mandalay”da Robbie Williams, mutluluk, hüzün ve pişmanlık karışımı duygularla geriye bakıyor. Yıllar içinde şöhrete giden yolda yaptığı hatalara dair bir şarkı denebilir. Nitekim parçanın başında şöyle diyor:
…
Yani, “Dokunduğum her şey altındı, sevdiğim her şey kırıldı, Mandalay yolunda.”
Yorumculara göre melodinin neşesinin ve hafifliğinin ardında yatan hüzünlü öz burada. Dokunduğu her şeyin altın olması, dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini dileyen ve ardından yanlışlıkla kızına dokunan Midas efsanesine bir göndermeymiş. Robbie Williams, bu şarkıyla şöhretinin ona zenginlik getirdiğini ancak, sonunda aynı zenginliğin, kızını kaybeden kral gibi, değer verdiği her şeyi elinden aldığını dile getiriyormuş.
Güzel metafor!
Robbie Williams “Mandalay’a Giden Yol”da ilerlerken hatalarını ve pişmanlıklarını düşünür. Yol boyunca yaşadığı kayıpları ve bozulan ilişkileri anlatır. Çünkü sözlerde şu var:
Ben yolda kaybolurken,
Yaptığım tüm hatalar,
Yeniden ısıtıldı ve ardından tekrarlandı.
Artık sana verecek bir şeyim yok.
Sadece gerçeğin kendisi kaldı.
Pişmanlık şurada da hissediliyor…
Çaldığımız her şey,
Ya kayboldu ya geri verildi ya da kırıldı.
Artık öldürecek ejderha kalmadı.
Bununla birlikte, hayatının karanlığına rağmen doğada ve yeniden doğuş fikrinde teselli bulur.
Yirmi adım sonra şafakta,
Öleceğiz ve yeniden doğacağız.
Ağaçların altında uyumayı ve,
Evrenle bir olmayı seviyorum.
Yorumculara göre, parçanın sonunda, tıpkı başta olduğu gibi yardım çağrısı ve samimiyet var.
Beni boğulmaktan kurtar.
ve
Söyleyecek eğlenceli bir şey kalmadı.
sözlerinden bu çıkıyor.
Bu arada buradaki “Beat me up on the beach,” cümlesindeki “beat up” yani dayak atmak fiilinin anlama nasıl bir katkı yaptığına dair bir yoruma rastlamadım.
Özetle yorumculara göre “Road to Mandalay”, paradan bıkmış günahkâr bir insanın evrene yönelmesi, Tanrı’ya ulaşma isteği ve kurtuluş için dua etmesi şeklinde.
Parçaya dair ilgi çekici notlar da var…
Örneğin, sözlerin Robbie Williams’ın All Saints grubu üyesi Nicole Appleton ile nişanını bozmasıyla ilgili olduğu iddia edilmiş.
Bir diğer not; “Road to Mandalay”, Robbie Williams’ın bir diğer ünlü parçası “Eternity” ile ilişkiliymiş. “Eternity” Williams’ın Geri Halliwell ile yaptığı kaçamağı konu alıyormuş. Orada da “Gençlik gençken harcanıyor/Anlamadan gelip çok çabuk geçiyor” gibi pişmanlık çağrıştıran sözler var ve ayrıca orada da parçanın ‘kasvetli’ olduğuna dair vurgu söz konusu. “Eternity” de “Road to Mandalay” de şöhret için ödemeniz gereken bedeli anlatıyor.
Bu arada, parçanın video klibinin sözlerle ilgisi yok. Klipte, yüklü miktarda nakit taşıyan zırhlı bir aracı soyduktan sonra kutlama yapan bir suçlu çetesi var. Bunlardan biri de Robbie Williams. İlginç şekilde “Eternity”nin klibi de, “Road to Mandalay”ın devamı niteliğinde ve Robbie Williams’ın yakalanmasını konu alıyor.
Notlara devam edelim…
Albümün kapanış şarkısı olan “Road to Mandalay”den yaklaşık 24 dakikalık bir sessizlik sonrasında Robbie Williams’ın “Hayır, bu albümde gizli bir şarkı çalmayacağım,” dediği duyuluyormuş. Bu, önceki iki albümünde benzer şekilde albümde gizli bir parça olmasına yapılan bir göndermeymiş.
Parçaya ilham veren şiir hakkında ırkçılık tartışmaları yapılıyormuş. Myanmar’da da rencide edici bulunan şiiri Boris Johnson, Dışişleri Bakanı iken Myanmar ziyaretinde okumaya başlayınca İngiliz Büyükelçisi onu durdurmak zorunda kalmış. Johnson’ın şiiri okuması, Britanya’nın bir imparatorluğa sahip olduğu zamanlara duyulan özlemin bir ifadesi olarak kabul edilmiş.
Şöhretin imrenilecek bir şey olup olmadığı tartışılır. Şöhreti taşımanın zorluğunu ve onun uğruna ödenen bedeli konu alan bir sürü film, şarkı, kitap, belgesel üretilmiş. Ancak, yine de ezici çoğunluğumuzun şöhret olmadığını veya olmak gibi bir takıntısı bulunmadığını var sayarsak bu konuyu işleyen şarkılarla karşılaştığımızda kendimizi özdeşleştirmediğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Günlük hayatta çok daha farklı sorunlarla boğuşan biz sıradan insanlar için “Road to Mandalay” hoş bir melodi olarak kalacak gibi görünüyor.
Bakalım haftaya hayata dokunan nasıl bir parçayla birlikteyiz.
Hoşça kalın.