Bohemian Rhapsody – Queen

Cengo . Bölüm-23 . 14:07
0
0

İkinci sezonu, sizlerden gelen istekleri de dikkate alarak dev bir parçayla açalım dedik. Queen’in 1975 tarihli “A night at the opera” albümünün çok katmanlı parçası Bohemian Rhapsody’nin çarpıcı hikâyesi için 15 dakikanız varsa “Duydun mu” sizler için başlıyor.

Single
Albüm
Queen
Bohem hayat
Freddie & Mary Austin
Zanzibar Adası
Freddie Mercury
Brian May
Roger Taylor
Scaramouche
Fandango
Galileo Galilei
The Stranger
Midland Airways
Zerdüştlük
Wayne's World
Beelzebub

Evet, “Duydun mu”nun ikinci sezonuna bir klasikle başlıyoruz. İngiliz senfonik rock grubu Queen’in 1975 yılında çıkardığı “A Night At the Opera” albümünün ünlü parçası “Bohemian Rhapsody”de ne anlatıldığını bilmek isteyenler…

On dakikanız varsa, “Duydun mu”nun ikinci sezonu başlıyor.

Parça hakkında farklı spekülasyonlar var. Sözler Freddie Mercury tarafından yazılmış. Son halini almasıysa kolay olmamış. 1968’de başlayan çalışma 1975’te bitmiş. Freddie Mercury bir gece yarısı yatağından fırlayarak o an aklına gelenleri odasındaki piyanoda notaya dökmüş. Bu da parçanın doğuşu olmuş.

Kayıt üç hafta sürmüş. Gitarist Brian May kayıt gününü unutamıyor. Mercury’nin, babasının iş yerinden kafası dopdolu bir şekilde geldiğini, hemen piyanonun başına oturduğunu, çalmaya başladığı şeyin çok sayıda boşluk içerdiğini ama o boşlukları operaya benzer bir tarzda dolduracaklarını ve her şeyin kafasında olduğunu söylediğini hatırlıyor.

Şarkının yapımcısı Roy Thomas Baker 1999’da şöyle demiş: “Bohemian Rhapsody’i üç ayrı bölümde kaydetmek zorunda kaldık. Başlangıç, orta ve son. Orta kısım sadece birkaç saniyeydi ama Freddie daha fazla ‘Galileo’ ile gelmeye devam edince biz de opera bölümünü uzattık.”

Peki, Bohemian Rhapsody nedir?

İsimde geçen ‘Bohemian’ Çekya’daki Bohemia kenti değil. Sözü edilen ‘Bohemian’ ile yaklaşık yüz sene önce var olmuş ve standartlara göre yaşamayı reddeden bir grup sanatçı ve müzisyene atıf yapılıyormuş. Buradaki ‘Bohem’ Mercury’nin kendisi olsa gerek.

Rapsodiyse müzikte bir dizi ruh halini yansıtan, çeşitli renk ve tonlar içeren, birbirine entegre bölümlerden oluşan eser olarak tanımlanıyor. Bohemian Rhapsody gibi…

Parça genel olarak neyle ilgili?

Bir röportajda Brian May ve Roger Taylor, ‘Bohemian Rhapsody’nin neyle ilgili olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceklerini ve bilseler dahi söylemeyeceklerini ifade ediyorlar. Onlara göre sözlerinin ne anlama geldiğini söylemek parçaları bir anlamda öldürüyor. Çünkü bir parçayı büyük yapan şey dinleyicisinin kendi hayatına özgü tecrübeleri o parçayla ilişkilendirmesi. Grup üyeleri Freddie’nin de kendi hayatında sorunlarla uğraştığını ve bunu bu parçaya yansıttığını düşünüyorlar. O dönemin Freddie’nin kendisini yeniden tanımlamaya gayret ettiği bir dönem olduğunu, belki de yapılacak en iyi şeyin parçanın sözleriyle ilgili soru işaretinin devam ettirilmesi olacağını belirtiyorlar.

Mercury  de ‘Bohemian Rhapsody’ için “İçinde kendi fantezisini taşıyan şarkılardan birisi; sadece dinlemeli, düşünmeli ve size ne ifade ediyorsa onu anlamalısınız,” gibi bir açıklama yapmış. Hatta bir soru üzerine “Sadece rastgele seçilmiş anlamsız sözler,” bile demiş.

Tabi, bir parçanın sözlerinin anlamı bizzat sahibi tarafından açıklanmadığında spekülasyonlar devreye giriyor.

Sözlerin ardındaki anlam hakkında ilginç görüşler var. Şarkı sözlerinin bir katili anlattığını, idamdan hemen önceki olayları tasvir ettiğini veya sözlerin sadece müziğe uyması için yazılan saçmalıklar olduğunu düşünenler var.

Bir yorum, sözlerin olası bir ilham kaynağı olarak, genç bir adamın dürtüsel bir cinayeti itiraf ettiği Albert Camus’nun “The Stranger” romanına işaret ediyor.

Ancak en yaygın görüş, sözlerin Mercury’nin cinsel tercihleriyle ilgili olabileceği yönünde. Bu görüşü seslendirenlerin sayısı Mercury öldükten sonra oldukça artmış.

Müzik araştırmacısı Sheila Whiteley, Mercury’nin “Bohemian Rhapsody”yi yazdığı yıl kişisel hayatında bir dönüm noktasına ulaştığını tespit etmiş. Yedi yıldır Mary Austin ile birlikte yaşıyormuş ancak bu ilişkide mutlu olmadığını ve biseksüelliğini yeni fark etmiş.

Brian May, Freddie Mercury’nin dışardan bakıldığında eğlenceli ve hiçbir şeyi umursamayan bir görüntüye sahip ama iç dünyasında çocukluğundan gelen güvensizlikleri saklayan biri olduğunu, bunun da sözlere yansımış olabileceğini söylüyor.

Freddie’nin bu parçada karşımıza bir eşcinsel olarak çıkıp çıkmadığı 1986’da ona sorulmuş ve o sözlerin sadece ilişkilerle ilgili olduğunu söylemiş. Yorumcular onun Tanzanya’nın Zanzibar Adası’nda büyüyen ebeveynlerinin Zerdüşt inancına sahip olduğuna dikkat çekerek, Zerdüştlükte eşcinselliğin yasak olması nedeniyle sözlerin anlamının ailesini korumak amacıyla saklandığını belirtiyor.

Ve sözler…

Gerçekten de birkaç şarkının sıkıştırılması gibi çok katmanlı bir parça “Bohemian Rhapsody”. İçinde, ‘a cappella’, ‘ballad’, ‘opera’ ve ‘rock’ adı verilen bölümler var.

Giriş, sözlü müziğin vokal olarak icra edilmesi olan ‘a capella’ bölümü.

Bu gerçek hayat mı?
Bu sadece bir fantezi mi?
Bir heyelanda sıkışmışım,
Gerçeklikten kaçış yok.
Gözlerini aç.
Gökyüzüne bak ve gör.
Ben sadece zavallı bir çocuğum. Sempatiye ihtiyacım yok.
Çünkü kolayca gelir, kolayca giderim.
Biraz yüksek, biraz alçak.
Rüzgârın hangi yönden estiği benim için gerçekten önemli değil.

Yoruma göre Freddie bir mücadelede. Yaşadığı şey hayatın kendisi mi yoksa hayal dünyasında mı emin değil. Kaçmak istediğini hissediyor ama başına gelenlerden ve hayatının gerçekliğinden kaçamıyor.

Sempati beklemediğini ve başkalarının ne düşündüğünü umursamadığını söylüyor. Hayatı gerçekten de kendisine ait değil, inişli çıkışlı ve üzerinde kontrolü yok. Rüzgârın hangi yöne estiğinin önemli olmaması çevresinin nasıl davrandığının kendisi için önemli olmadığını anlatıyor.

Buradan ‘ballad’ kısmına geçiyoruz. Herhangi bir müzik türünde bir esere ‘ballad’ deniyorsa eserin o türün yavaş ve içli biçimi olduğu anlaşılıyor.

Bu kısım bence anlamın çıkış noktasını oluşturuyor. Şöyle ki:

Diyor… Yani:

Anne, az önce bir adamı öldürdüm.
Kafasına silah dayadım,
Tetiği çektim, şimdi o öldü.
Anne, hayat daha yeni başlamıştı.
Ama şimdi gidip her şeyi çöpe attım.

Şarkı üzerindeki spekülasyonların kaynağı burası. Burada biseksüel olduğunu fark ettiğinden bahsettiği düşünülüyor. Kendisine belirli beklentiler yüklenen benliğini öldürdü. Her şeyi çöpe atma ifadesi annesini hayal kırıklığına uğratacağını bildiğinin ifadesi aslında.

Devamında yine dindar annesini hayal kırıklığına uğrattığı gerçeği var. Ona, kim olduğu konusunda endişelenmemesini ve hayatına devam etmesini söylüyor. Ölmek istemediğini söylemesi, bu dönüşümün onun için kolay olmadığını, hatta bunu istemediğini, ancak seçeneği bulunmadığını hissettiği şeklinde yorumlanıyor.

Üçüncü aşamada ‘opera’ kısmına geçiyoruz. Burada mahkeme benzeri ortam gerçekten harika yansıtılmış. Sanki Freddie sanık, vokallerse onu küçümseyerek yargılayan kamuoyunu temsil eden yargıç gibi.

Freddie küçük bir adam silüeti gördüğünü söylüyor ve Scaramouche, Fandango, Galileo Figaro gibi tabirlere başvuruyor.

Yorumculara göre semboller önemli. Silüet eski benliği… Scaramouche, 16. yüzyıl İtalyan edebiyatındaki komedi eserlerinin maskeli palyaço karakteriymiş. Fandango ise alışılmış ritimlerin dışında olan bir İspanyol dansı. Yoruma göre, Scaramouche Freddie’nin yeni kimliği. Fandango yapıp yapmayacağını sorması ise alışılmışın dışında bir hayata geçip geçmeyeceğini sormasını temsil ediyor.

Sözlerde geçen yıldırımlar Scaramouche’un Fandango yapıp yapmayacağı sorulduğunda patlıyor. “Yıldırımlar beni çok çok korkutuyor,” diyerek annesinin ve diğerlerinin yaşam tarzı seçimine vereceği tepkiden korktuğunu söylüyor.

Galileo Figaro Magnifico” ifadesi Latince’de “Muhteşem Galileo Figaro” anlamında. Yoruma göre, ‘Galileo’ Hz. İsa’nın antik Roma’daki adı olduğu için bu durumdan kurtulmanın tek yolunun Hz. İsa’yı yüceltmek ve ondan yardım istemek olduğunu hissediyor.

İlginç bir parantez… ‘Galileo’ Brian May için yazılmış olabilirmiş. Çünkü May astronomi düşkünüymüş ve bu alanda doktora derecesi varmış.

Devam edelim…

Opera kısmında Mrecury’nin yardım talebi sürüyor. O fakir bir aileden gelen zavallı bir çocuk. Doğru/yanlış ikilemleri yaşıyor. Bırakılmak istiyor ama dış sesler bırakılmayacağını söylüyor.

Orada Beelzebub tabiri var. ‘Beelzebub’ bazı dinlerde bir tür kötü ruh figürü olarak tasvir edilirmiş.

Bu arada sözlerde ‘Bismillah’ın da geçmesi herkesin dikkatini çekmiştir. Sözler böylece yardım talebinin tüm dinlere referansla yapılmasını gösteren bir içerik kazanıyormuş. Freddie’nin ruhu adeta yardım çığlığı içinde. Bir taraftan da yargıç gibi duran topluma kendini ifade etmeye çalışıyor. Müthiş bir mücadele var. Bitmiyor, kendi yaşam tarzı tercihleriyle uyuşmayan geleneksel inançların temsili olarak gördüğü annesine de “Mama mia let me go – Anne beni serbest bırak” diyerek yalvarıyor.

Ama dünya onu bırakmayacak. Sürekli reddediliyor. Bu bölümdeki kaotik vokaller o anın iniş-çıkışlarını ve artan gerginliği harika yansıtmış. Opera bölümü sona ererken yalvaran ruh hali yerini öfkeye bırakıyor.

İşte orada öfkeli dördüncü aşama, ‘rock’ bölümü başlıyor ve bu kez Freddie saldırıya geçiyor.

Burada birinin onu taşlayıp üzerine tükürmesinden bahsediyor. Zerdüştlük inancına göre eşcinselliğin cezasının taşlanma olduğunu söylersek sanırım bu kısım anlaşılacaktır.

İşte bu yüzden bu kısımda Freddie dinini terk ettiğini ve “buradan hemen gitmesi” gerektiğini söylüyor.

Bir anda sakin bir tona geçilen beşinci aşamayla da parça sona eriyor.

Hiçbir şeyin gerçekten önemi yok.
Herkes görebilir.
Hiçbir şeyin gerçekten önemi yok.
Hiçbir şeyin benim için gerçekten önemi yok.

Dini referanslar burada bitiyor. Artık hiçbir şey umurunda değil. Son kısımdaki “Rüzgâr hangi yönden eserse” cümlesi de artık kendi hayatını kontrol edemediğine işaret ediyor.

Özetle sözler, nihilist bir ruh haliyle mücadeleci bir ruh hali arasındaki git-gel’lerin nihilizmin baskın gelmesiyle sonuçlanmasını anlatmakta.

Bir yorum, parçanın bu aşamalarının yasın beş evresini, yani sırasıyla inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmeyi yansıttığı şeklinde.

Gelelim “Bohemian Rhapsody” ile ilgili kısa ilginç notlara…

2023 Mayıs’ında bir müzayedede Mercury’ye ait eşyalardan bugün olmayan havayolu şirketi British Midland Airways’in bir defter sayfası ortaya çıkmış. Oradaki el yazısına göre, Mercury başlangıçta şarkının adını ‘Mongolian Rhapsody’ olarak düşünmüş.

1992 tarihli ‘Wayne’s World’ isimli filmin bir sahnesinde ana karakterlerin Bohemian Rhapsody’yi söylemesi parçaya ilgiyi katlamış.

Hem Brian May hem de Queen fanları bu parçaya kısaca “Bo Rap” diyormuş.

Görünüşe göre “Bohemian Rhapsody” insan hayatındaki bir kırılmayı yansıtan çok bölümlü bir parça. İnsanın 1001 türlü hali var. Herkes hayatında kendine göre önemli kırılmalar yaşayabiliyor ve yolu hiç ummadığı mecralara çıkabiliyor. Ancak, bu dönemi böyle bir sanat eserine dönüştürebilene Freddie Mercury deniyor.

Evet, sezona hızlı bir giriş yaptık.

Haftaya yeni bir parçanın hikâyesiyle buluşmak dileğiyle hoşça kalın sevgili “Duydun mu” takipçileri.

Is this the real life?

Is this just fantasy?

Caught in a landslide

No escape from reality

Open your eyes

Look up to the skies and see

I’m just a poor boy, I need no sympathy

Because I’m easy come, easy go

Little high, little low

Any way the wind blows

Doesn’t really matter to me, to me

Mama, just killed a man

Put a gun against his head

Pulled my trigger, now he’s dead

Mama, life had just begun

But now I’ve gone and thrown it all away

Mama, ooh

Didn’t mean to make you cry

If I’m not back again this time tomorrow

Carry on, carry on as if nothing really matters

Too late, my time has come

Sends shivers down my spine

Body’s aching all the time

Goodbye, everybody, I’ve got to go

Gotta leave you all behind and face the truth

Mama, ooh (Any way the wind blows)

I don’t wanna die

I sometimes wish I’d never been born at all

I see a little silhouetto of a man

Scaramouche, Scaramouche, will you do the Fandango?

Thunderbolt and lightning very, very frightening me

(Galileo) Galileo

(Galileo) Galileo

Galileo Figaro

Magnifico-o-o-o-o

I’m just a poor boy, nobody loves me

He’s just a poor boy from a poor family

Spare him his life from this monstrosity

Easy come, easy go, will you let me go?

Bismillah! No, we will not let you go (Let him go!)

Bismillah! We will not let you go (Let him go!)

Bismillah! We will not let you go (Let me go!)

Will not let you go (Let me go!)

Never let you go (Never, never, never, never let me go)

Oh oh oh oh

No, no, no, no, no, no, no

Oh, mamma mia, mamma mia (Mamma mia, let me go)

Beelzebub has a devil put aside for me, for me, for me

So you think you can stone me and spit in my eye?

So you think you can love me and leave me to die?

Oh, baby, can’t do this to me, baby

Just gotta get out, just gotta get right outta here

Ooh, ooh yeah, ooh yeah

Nothing really matters

Anyone can see

Nothing really matters

Nothing really matters to me

Any way the wind blows

Bölüm zaman çizelgesi:

  • 00:00 Yedi yılda yazılan parça
  • 00:00 Katmanlar
  • 00:00 Neden bohemian, neden rhapsody?
  • 00:00 En yaygın görüşe göre...
  • 00:00 Zerdüştlüğün etkisi
  • 00:00 A capella
  • 00:00 Balad
  • 00:00 Opera
  • 00:00 Galileo Brian May için mi?
  • 00:00 Öfkeli son aşama, rock!
  • 00:00 Son aşama
  • 00:00 Yasın beş evresi olabilir mi?
  • 00:00 Mongolian Rhapsody
  • 00:00 Sonuç olarak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Title
.