Bu bölümde kırk küsur senedir her dinlediğimizde içimizi kıpır kıpır eden bir parçanın arkasındaki hikayeye bakacağız. Evet… Avustralya’nın Melbourne kentinde kurulan Men At Work grubunun ünlü parçası “Down Under” hakkında kısaca bilgi sahibi olmak isteyenler için…
“Duydun mu” başlıyor.
Daha grup kurulmadan önce 1978’de Colin Hay ve Ron Skrykirt tarafından yapılan “Down Under”, 1981’de grubun ilk stüdyo albümü “Business as Usual”da yer almış. Parça o günden bu zamana kadar popülaritesini hiç kaybetmemiş ve hatta 2018’de tüm zamanların ‘en Avustralyalı’ şarkıları arasında iki numara olmuş.
Hay, araba kullanırken, “Living in the land down under” dizesinin aklından geçtiğini hatırlıyor ve o anı “Kendi kendime, ‘Bu bir şey olabilir, bunu bitirsem iyi olur’ diye düşündüm. Ve bitirdiğim için mutluyum,” şeklinde anlatıyor.
Birçok kişi tarafından Avustralya’nın gayrı resmi milli marşı olarak kabul edilen parça, reggae tarzı bir gitar ve akılda kalıcı flüt melodisiyle dönemin diğer türdeş parçalarından ayrı tutulmuş. Şarkının listelerdeki başarılarına girmeyeceğim ama şunu söylemeden de geçemem… “Down Under” o dönem Amerika listelerinde 15 hafta zirvede kalmış ve onu ancak Michael Jackson’un Thriller’ı zirveden indirebilmiş.
“Down Under”ın başarısının arkasında besteci ve solist Colin Hay’in yaratıcı zihni var. İskoçya’da doğup Avustralya’da büyüyen Hay’in çok kültürlü geçmişi bestelerini farklı kılıyor. Hatta yorumcular, onun “Down Under”da besteci olmaktan öteye geçerek iyi bir anlatıcı kimliğine büründüğünü belirtiyor. Hay ile parça arasındaki bağ derin. O parça için şöyle diyor: “’Down Under’ hakkında güçlü hislerim var çünkü bana uzun, uzun yıllar baktı.”
Gelelim sözlere…
Araştırmamda, Colin Hay’in parçada kişisel deneyimlerini ve bakış açısını, Avustralyalı özünü bozmadan aktaran bir şarkı yaratmak için kullanmış olduğu bilgisine rastladım. Müzik ve sözler arasındaki etkileşim, içinde mizah ve gözlem barındıran bir esere dönüşmüş. Parçada seyahat ve kimlik temaları öne çıkmış. Reggae ritimlerinin seçimiyse şarkının uluslararası seyahat ve kültürel keşif temasına uyumunu sağlamış. Parçada, Avustralyalı bir adamın dünyayı gezmesi söz konusu. Özellikle Brüksel ve Bombay’dan bahsediliyor. Nitekim parçada iki farklı yerde “Brüksel’de bir adamdan ekmek alırken” ve “Bombay’da bir batakhanede uzanmışken” deniyor. Anlatıcı, Avustralya ile ilgilenen insanlarla tanışmasını tasvir ediyor. Aslında hikayenin kısmen Colin Hay’in kendi seyahatlerine dayandığı bilgisi var.
Parçada Avustralya’ya has argo ve göndermeler söz konusu. Muhtemelen sadece orada yaşayanların veya özellikle ilgi duyarak araştıranların bilebileceği bu göndermeler şöyle.
“Traveling in a fried-out Kombi /On a hippie trail, head full of zombie” yani “Kızarmış bir kombide, bir hippinin izinde,/Kafası zombi dolmuş bir halde seyahat ederken” demiş. Avustralya argosunda ‘kızarmış’ tabiri bizdeki ‘kafa gitmiş’ durumu için kullanılıyormuş. ‘Kombi’ ise ‘Kombina-tions-kraft-wagen’, yani Volkswagen Type 2’yi ifade ediyormuş. Yani söz konusu araç arıza çıkaran, sorunlu bir araç… Bu aracın görüntüsü için Google’da aramanızı tavsiye ederim. Bize o kadar aşina bir araç ki! Sözlerdeki zombi vurgusu Avustralya’da kullanılan bir otu, Hippi izi ise 1960’lar ve 70’lerde Batı Avrupa’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan revaçta bir turizm rotasını temsil ediyormuş.
“Where beer does flow and men chunder” derken, yani biranın aktığını ve erkeklerin ‘chunder’ yaptığını söylerken kullanılan ‘chunder’ tabiri ise ‘kusmak’ demekmiş.
Avustralya’ya özgü vurgular bununla da bitmiyor. Parçadan gidelim… “‘Dilimi konuşuyor musun,’ dedim./Oysa sadece güldü ve bana bir Vegemite sandviç verdi.”
Anlatıcının Brüksel’de ekmek almak üzere yaklaştığı uzun boylu, kaslı adamın ona verdiği sandviç Avustralya’da oldukça sevilen ‘Vegemite Sandviçi’ adlı bir atıştırmalık. 1922’de Melbourne’da geliştirilen ‘vegemite’ çeşitli sebze ve baharat katkı maddeleriyle kalan bira mayası ekstraktından yapılan yoğun, siyah bir Avustralya ezmesiymiş. Avustralyalıların bazıları bunun üzerine sürüldüğü tost ekmeğini yemeden güne başlayamaz, hatta bazıları yurt dışına çıkarken yanlarına bundan bir kavanoz almadan edemezmiş.
Bu arada ‘Down Under’ ne demek? Öyle ya, parçaya ismini veren bu tabire değinmeden olmaz. ‘Down Under’, Avustralya ve Yeni Zelanda, ama çoğunlukla Avustralya için “aşağıdaki topraklar” veya basitçe “aşağıdakiler” olarak geçen bir tabir. Güney Yarımküre’de oldukları için diğer ülkelerin çoğunun ve özellikle ‘Batı’ ülkelerinin altında olduklarından kendilerine “Down Under” diyorlar. Tabir ilk olarak 1886’da kullanılmış.
“Down Under” Avustralya’da vatansever bir şarkı olarak algılanıyor ama Colin Hay bu görüşte değil. Bir röportajda şöyle diyor: “Şarkı sözlerine pek dikkat etmediğimi itiraf etmeliyim. Aslında bu şarkı milli marş olmak için yazılmadı. Toprağın açgözlü insanlar tarafından nasıl yağmalandığından bahsetmek için yazıldı. Parça 1980’lerin başlarından gelen kalkınma ve Amerikanlaşma, ülkedeki ruhun kaybolmasıyla ile ilgili.”
Muhtemelen bunu, yani Avustralyalı olan ‘şeylerin’ tehdit altında olma durumunu parçanın nakaratından anlıyoruz. Ne diyordu Men at Work?
…
Yani;
Avustralya’da yaşamak,
Kadınların parladığı, erkeklerin yağmaladığı ülkede,
Duyamıyor musun, gök gürültüsünü duyamıyor musun?
Sen en iyisi kaç, kendine sığınacak bir yer bul.
Yorumlara göre parçanın sözlerinde bir macera ve gurur duygusu hakim. Şarkı, bir taraftan Avustralya’nın kültürel çeşitliliğini aktarırken diğer taraftan ticari sömürüye gönderme yapıyor. Böylece, dinleyici hem milli değerler hem de küreselleşmenin zorlukları üzerine düşünmeye zorlanıyor. Parçada genelde eğlenceli bir ton hakim ama eğlence ve düşünce arasındaki denge şarkının geniş kitlelere ulaşmasına ve başarısına katkı yapmış.
Parçayla ilgili birkaç ilginç notu aktaralım.
Colin Hay, “Down Under”ın sözlerinin kısmen Barry Humphries’in bir karakteri olan Barry McKenzie’den esinlendiğini belirtmiş. Barry Humpries birçok popüler karakter yaratmış Avustralyalı bir komedyenmiş ve ilgilenenler için ekleyelim, Finding Nemo filminde Bruce isimli köpek balığını seslendiren kişi.
Parça, filmler, video oyunları ve televizyon şovlarında sıklıkla kullanılmış. Akılda kalıcı melodisi ve ikonik flüt teması onu Avustralya’nın turizm tanıtımlarının ve spor etkinliklerinin vazgeçilmezi haline getirmiş. Örneğin, 1983’te Avustralya’nın ilk kez kazandığı Amerika Kupası yat yarışlarında şarkının popülaritesi tavan yapmış. 2022 Dünya Kupası’nda Avustralya’nın gol şarkılarından birisiymiş. Ayrıca Men at Work, Sidney’deki 2000 Yaz Olimpiyatları’nın kapanış töreninde “Down Under”ı seslendirmek için yeniden bir araya gelmiş.
Yorumcular, “Down Under”ı bir yönüyle Bruce Springsteen’in ‘Born in the USA’ parçasına benzetiyor. Şöyle ki, ‘Born in the USA’ de Vietnam Savaşı karşıtı bir şarkı olması amaçlanırken istemeden Amerikalıların coşup, bağırarak söylediği vatansever bir marşa dönüşmüş.
Parçanın video klibi de şarkı sözlerinde geçen olayları, kültürel ve coğrafi çeşitliliği vurgular şekilde canlandırıyor. Avustralyalı olmayan izleyiciye Avustralyalı ve simgesel Avustralya yapıları hakkında fikir veriyor. Çekimler Sidney’deki Cronulla kumsalında yapılmış. Klibin sonunda grubun taşıdığı tabut Avustralya kimliğinin gelişme ve Amerikanlaşma sonucunda ölmekte olduğuna dair bir uyarıymış.
“Down Under”ın bir de telif sorunu öyküsü var. 2007’de ABC-TV’deki bilgi yarışması Spicks and Specks’te ‘Down Under’da hangi şarkının yer aldığının sorulması üzerine işler karışır. Çünkü “Kookaburra” adlı bu çocuk şarkısının hakları Larrikin Music’e aittir ve şirket hukuki işlem başlatır. İddia parçadaki flüt kısmının Marion Sinclair tarafından 1932’de yazılan “Kookaburra”ya dayandığı yönündedir.
Sürecin sonunda 2010’da, karar Men at Work’ün aleyhine çıkar. Colin Hay, 2010 yılında babası Jim’in ve 2012 yılında Men at Work flütçüsü Greg Ham’in 58 yaşındaki ölümlerinin doğrudan dava stresiyle bağlantılı olduğunu öne sürer ve şöyle der: “’Down Under’ın özgün bir eser olduğunu bilerek mezara gideceğim. Yirmi yıldan uzun süredir hiç kimse ‘Kookaburra’ya yapılan göndermeyi fark etmedi. Marion Sinclair, şarkısının herhangi bir bölümünü sahiplendiğimize dair hiçbir iddiada bulunmadı ve ‘Down Under’ hit olduğunda o hayattaydı. Görünüşe göre o da fark etmemiş.”
Hayat enteresan sevgili “Duydun mu” dinleyicileri. Çünkü Colin Hay, kendisinin ve grubunun bu kötü süreci yaşamasına yol açan Spicks and Specks yarışmasına bu olaydan birkaç sene önce konuk olarak katılmış.
Sonuç olarak parçadan ne anlamalıyız? Her toplumun kendine has yazılı olmayan adetleri olduğu muhakkak. Ancak, zaman içinde listeye sonradan giren bazı eylemlerin kökleşmesini kabullenmek zor olabiliyor. “Down Under”da gösterilen Avustralya ya da Avustralyalı tasviri bize çok anlaşılır gelmeyebilir. Hatta bazı yönleriyle neden gurur duyulması gerektiğini bile sorgulayabiliriz. Belki bunları anlamak için çok sayıda kültürü yerinde tanıyarak yabancı kültürlere karşı esneklik kazanmak ve vizyonu genişlemiş biri olmak gerekiyor.
Haydi iğneyi kendimize batıralım ve parçadaki bakış açısıyla düşünelim… Zaman içinde günlük hayatımıza girmesinden hoşnut olmadığımız, ne bileyim düğünde dernekte havaya ateş etme, asker uğurlamasında yol, tünel kapama gibi manzaralar kültürümüzü tanımaya çalışan bir yabancıya nasıl geliyordur acaba?
Haftaya yeni bir parça, yeni bir hikaye ile buluşmak dileği ile herkese iyi haftalar.
Hoşça kalın.