İskambille aranız nasıldır? Temel bazı bilgiler haricinde iskambil oyunlarını ne bilirim ne ilgilenirim ama konu Sting’in ünlü parçası ‘Shape of my Heart’ olursa işler değişebilir.
Evet, bu hafta yumuşak melodisi ve Sting’in sıradışı sesiyle her dinlediğimizde bizi bir başka etkileyen bu parçanın arkasındaki anlamı öğrenmeye çalışacağız.
Parça baştan itibaren bir aşk parçası izlenimi veriyor ama aslında farklı yerlere gidebilen sözlere sahip. Eh buna da şaşırmamak lazım, çünkü yazarı Sting, yani gerçek adıyla Gordon Matthew Thomas Sumner. Çocukluğunda, Kraliçe Anne’nin Rolls Royce’dan kendisine el salladığını görüp, göz alıcı bir hayat yaşamaya karar veren ve o hayatı birbirinden güzel parçalarla kuran bir sanatçı.
Müzik dünyasında 1977-1984 yılları arasında ‘The Police’ grubuyla kendini gösteren ve daha sonra kariyerine gruptan ayrılarak solo çalışmalarıyla devam eden İngiliz sanatçı, ‘Shape of my Heart’a dördüncü albümü olan ‘Ten Summoner’s Tales’de yer vermiş.
Parça, Sting ve gitaristi Dominic Miller tarafından 1993’te yazılmış. Parçayı 1994 yapımı efsane film Leon’dan da hatırlıyoruz.
‘Shape of my Heart’ nasıl ortaya çıktı?
Dominic Miller, Sting’in İngiltere’deki evinde olduğu bir gün gitarıyla bir şeyler çalarken Sting, çalınan melodinin ne olduğunu sorar. Miller, çaldığının öylesine bir melodi olduğunu belirtir ama Sting “Hayır, bu bir şarkı,” der. Miller’ın “Dalga mı geçiyorsun,” diye sormasına rağmen on dakika sonra stüdyodadırlar. Çalışmanın ardından Sting bahçede yürüyüşe çıkar ve şarkının sözleriyle döner. Şarkı sadece bir günde yazılmış ve kaydedilmiştir.
Sting parçanın sözlerinin bir anda ortaya çıkışını şu sözlerle anlatıyor: “Dominic şarkının sözlerini bir kayanın altında bulduğumu falan düşünüyordu… Haklı olabilirdi de. Hayatta, her şeyin doğal olarak birbirinin üstüne düştüğü o güzel anlar vardır. Tıpkı doğanın işleyişi gibi. Her zaman böyle olmaz.”
Peki parça ne anlatıyor? İşte orası biraz karışık.
Sözlerin sahibi, yani Sting’in parçada anlatılan hakkında verdiği bilgi bize bir yere kadar yardımcı oluyor. Sonrası ise dinleyiciye kalıyor.
Parçanın giriş sözlerini hatırlayalım.
…
Yani…
O kartları bir meditasyon gibi dağıtır,
Ve oynadığı kişiler ondan asla şüphe duymaz.
O kazandığı para için de oynamaz,
Saygı için de oynamaz.
Sting, parçadaki kişinin kazanmak için değil bir şeyler anlamaya çalışmak için kağıt oynadığını belirtmiş. Bu kişi kazansa bile sonuçta ‘haydan gelenin huya gittiğinin’ farkında olan biri olsa gerek. Çünkü oyunu, açgözlülük veya bağımlılıktan kaynaklı bir deneyim değil, ruhsal ve hatta kendince kutsallık atfettiği bir deneyim olarak görüyor. Şansta veya tesadüfte bir tür mistik mantık bulmaya çalışan biri. Aradığı şey bir tür bilimsel, neredeyse değişmez diye düşündüğü bir yasa. Yani şarkıdaki adam aslen bir filozof. Saygı, prestij veya para için oynamıyor. Sadece oynayarak var olduğunu düşündüğü o yasayı anlamaya çalışıyor. Ona göre şans, tesadüf gibi kavramların arkasında bir mantık olmalı. Bir poker oyuncusu olduğundan, duygularını ifade etmek onun için o kadar kolay değil. Aslında o hiçbir duyguyu göstermiyor. Bir maskesi var ve bu maske asla değişmiyor.
Buraya kadar sorun yok sonradan işin içine bazı metaforlar girince parçanın kişiden kişiye değişebilen kısmı başlıyor.
Tekrar sözlere dönelim…
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıcıdır.
Biliyorum ki sinekler savaş silahlarıdır.
Biliyorum ki karolar bu sanat için para anlamına gelir.
Ama benim kalbimin şekli bu değildir.
Burada, sembolizm var. Maça, sinek, karo, kupa şekilleriyle ne simgeleniyor olabilir? Hatta sözlerin ilerleyen kısmında karo valesi, maça kızı ve papaz da geçiyor.
Bu konuda birden fazla görüş var. Sizi onlarla boğmayacağım. Ancak, ortak fikir maçanın kılıç, sineğin silah, karonun para, kupanın sevgi anlamına geldiği yönünde.
Evet, yorumlar muhtelif. Şimdi onlara kısaca bakalım…
Bir yoruma göre parça, umut ve melankoliyi harmanlıyor. Hayatın ve ilişkilerin karmaşıklığını göstermek için iskambil metaforunu kullanıyor ve bir iskambil oyuncusunun aldığı riskler ve inişli çıkışlı ruh halleri üzerinden duygusal ilişkileri anlatıyor. Duygusal ilişkilerde de riskler, belirsizlikler ve potansiyel hayal kırıklıkları var. Parçadaki kişi hayatında bir anlam arıyor ve her şeye rağmen bir başkasıyla duygusal bağ kurma arzusu söz konusu.
Aslında güzel bir yorum bu. Çünkü yeni insanlarla tanışmanın ve onların sizin için doğru kişi olup olmadıklarını bilememenin kâğıt oynamaya benzediği vurgulanıyor. Tanıştığınız insanlar size dağıtılan kartlar gibidir. Bazen şanslı bazen şanssızsınızdır. Bazen kazanacak eliniz olduğunu düşünür ama kaybedersiniz. Bazen de kötü eliniz olduğunu düşünür ama kazanırsınız. Duygusal ilişkiler gibi.
Başka bir yoruma göreyse parçada gerçek duygularını gösteremeyen, iç çatışmaları hiç bitmeyen insanlar anlatılıyor.
Dediğim gibi farklı görüşler var. Sözlere din penceresinden bakanlardan tutun da işi Budizm’e hatta tarot kartlarına kadar götüren yahut bunun bir kurpiyerin öyküsü olduğunu iddia eden yorumlara bile rastladım.
Ancak, parçada asıl kastedilenin ne olduğunu anlamak için Sting’in bir röportajdaki sözlerine bakmak lazım… Kendisine şarkının hangi kısmının onunla ilgili olduğunun sorulması üzerine “Sanırım sevgiyi ifade edebilmedeki çekingenlik,” diye yanıt vermiş.
Buna göre, parça duygularını ifade edemeyen bir adam hakkında. Kartları dağıtıyor, iyi bir oyuncu olduğu için yüzü hiç değişmiyor, yani duygularını göstermiyor. Şansını arıyor ama onun ne olduğu hakkında fikri yok. Sadece “olası sonucu” veya “şansın geometrisini” bulmayı bekliyor.
Sözlerde şöyle diyor…
Eğer ona seni sevdiğimi söyleseydim,
Belki bir şeylerin yanlış olduğunu düşünürdün.
Ben çok fazla yüzü olan bir adam değilim.
Taktığım maske bir tane.
Ama konuşanlar hiçbir şey bilmiyor.
Ve bedel ödeyerek öğreniyorlar.
Şanslarına çok fazla yerde lanet edenler gibi,
Ve korkanların kayboldukları gibi.
Adamın, ardında savunmasız, derin duyguların saklandığı bir maskesi var. Sevdiği kadına duygularını söylemekten korkuyor çünkü o zaman maskesi düşer ve kadın onda bir sorun olduğunu, onu sevmediğini söyleyebilir. Konuşmaktan korkuyor çünkü konuşanlar bedel öder. O bedelden korkuyor. Bu yüzden maskeyi takmaya ve yüzeysel bir hayat yaşamaya devam ediyor.
İskambil destesi metaforu çok güzel kullanılmış. Her şey duygularınızla başa çıkmak ve onları ilişkilerde ‘oynamakla’ ilgili. Para (karo) ve kavga (maça, sinek) onun savunduğu şeyler değil, elindeki kupa bile kalbinin şeklinde değil. Görünenle maskenin arkasındakiler farklı.
Sonuçta yorumu dinleyiciye bağlı parça sözlerinden birisiyle karşı karşıya olduğumuz kesin.
İskambil oyunları ve onların ifade ettikleriyle pek ilgisi olmayan biri olarak bu parçadan bende en çok ne kaldı?
Neredeydi hatırlamıyorum ama bir yerlerde korkunun arkasındaki temel nedenin geleceğin belirsizliği olduğu, umut ve korkunun bizi andan uzaklaştırdığı belirtiliyordu. Anladığım kadarıyla iskambil oyunlarında içinizdeki korkuyu da umudu da saklayıp, o anda karar alıyorsunuz. Parça da bu metaforu kuruyor.
Peki bu parça size en çok ne bıraktı ya da siz hangi yoruma daha yakın hissettiniz?
Haftaya yeni bir şarkı sözüyle buluşmak ümidiyle iyi haftalar diliyorum.
Hoşça kalın.