Bu hafta metal dünyasının en önemli gruplarından, belki de birçok kişiye göre en önemlisinden çok ünlü bir parçanın arkasındaki hikâyeyi kısaca görmeye çalışacağız.
Evet, muhtemelen aklınıza gelen ilk birkaç parçadan birinden, Amerikalı grup Metallica’nın “One” parçasından bahsediyorum.
“Duydun mu”da romantik, neşeli, eğlenceli ya da mistik konuları işleyen parçaları tercih edenlerden bu hafta küçük bir mola isteyeceğiz çünkü “One”ın son derece kasvetli ama bir o kadar da çarpıcı hikâyesi var.
Grup üyelerinden James Hetfield ve Lars Ulrich tarafından yazılan parça tam da bu nedenle grubun 1988 yılında çıkan dördüncü stüdyo albümü “And justice for all” içinde özel bir yere sahip. Çünkü albümün insanın içine en çok işleyen en etkileyici konusuna sahip parçası olarak “One” görülüyor.
Hatta bana sorarsanız parçada birkaç konuda felsefi tartışmalar yaptıracak kadar güçlü alt başlıklar var.
Parçanın sözlerinin konusu Birinci Dünya Savaşı’nda mayına basarak yüzünü, ellerini ve kollarını kaybeden bir piyade askerin ölüm talebi. Asker, getirildiği hastanede yavaş yavaş uyandığında konuşamadığını, göremediğini, duyamadığını, koku ve tad alamadığını, ayrıca kol ve bacaklarının da olmadığını, yani hareket dahi edemediğini anladığında kendi acımasız gerçekliğinde sıkışıp kalmış olduğunu fark ediyor.
Zihni uyanık ve onu başıboş bir şekilde sürüklemekte. Bu çaresizlik onun Tanrı’ya ölüm için yalvarmasına neden oluyor.
Esasında parçanın sözleri ve klibi tamamen eski bir romanın etkisinde hazırlanmış görünüyor.
Şöyle ki, klipte izlediğimiz senaryo Dalton Trumbo’nun 1939 tarihli “Johnny got his gun” isimli romanına dayanıyor. Aslında klibin, James Hetfield’in sadece beyninin kaldığını anladığı bir rüya görmesi ile başlaması düşünülüyormuş ama grubun menajeri Cliff Burnstein ona bu romanı okumasını önermiş.
Peki romanda ne varmış?
Romanda, Joe Bonham vatansever babası tarafından 1. Dünya Savaşı’nda savaşmak üzere orduya katılması için teşvik ediliyor ve bir Alman top mermisi yüzünden bacaklarını, gözlerini, kulaklarını, burnunu ve ağzını kaybediyor. Hastanede yeni gerçekliğine uyandığındaysa etrafında çevrelenmiş ona dehşetle bakan doktor ve hemşireler bulunuyor.
Bonham’ın yapabildiği tek şey kasılmalar ve sadece kafasını oynatabiliyor. Doktorlar ne yapmaları gerektiğini bulabilmek için askerlere başvuruyorlar ama onlar da duruma bir çözüm bulamıyor.
Nitekim, bilenler hatırlayacaktır, klipte de bu sahne canlandırılır. Bonham’ın etrafında şık üniformaları ile iki dirhem bir çekirdek toplanan askerler aralarında tartışarak durumu gözden geçirirken içlerinden biri kafa hareketlerinin rastgele olmadığını, Bonham’ın kendilerine mors alfabesi ile bir şeyler söylediğini anlar.
Evet, Bonham çevresindekilere mors alfabesi ile “Beni öldürün” demektedir.
Ancak, askerin bu isteğini orada bulunan hemşire yerine getirir.
Anlaşılan James Hetfield bu romandan klibe çok şeyi dahil etmiş.
Hatta şu pasaj parçanın ilhamı olmuş: “Bir adam nasıl olur da benim şu anda sahip olduğum şeylerin neredeyse tamamını kaybeder ve yaşamaya devam edebilir? Bir adam piyango bileti aldığında ikramiyenin ona çıkacağını beklemezsiniz, çünkü bu milyonda bir olasılıktır. Ancak kazanırsa ona inanırsınız çünkü milyonda bir de olsa hala birdir ve olmuştur. Eğer gazetede benim gibi bir adamın hikayesini okusam inanmazdım, çünkü bu milyonda birlik bir olasılıktır. Ancak, milyonda birde hala o bir vardır. Bunun benim başına geleceğine hiç inanmazdım, çünkü olasılık milyonda birdir ama milyonda bir olasılığın içinde hala o bir vardır. Bir.”
Parça “One” ismini buradan almış ve Hetfield “One”ın sözlerini bu romandan esinlenerek yazmış.
Romanın yazarı Dalton Trumbo aynı zamanda savaş karşıtı bir kişi ve Başkan McCarthy döneminde Hollywood’dan dışlanmış. Ancak 1971’de, yani Vietnam Savaşı’nın etkilerinin en sıcak hissedildiği günlerde romanın hikayesi üzerine bir film çekmiş ve işte bu film Metallica grubunu, klibin hazırlanmasında filmden sahneler kullanmaları konusunda heyecanlandırmış.
Öncelikle grup, filmin görüntü ve seslerini kullanma haklarını satın almış.
Klipte izlediğimiz makineli tüfek, top mermisi, monolog vs sesler parçanın üzerine katmanlar halinde eklenmiş, ayrıca bazı görüntüler de kullanılmış. Filmden alınan görüntüler ve sesler klipte gerçekten oldukça tamamlayıcı rol oynuyor.
Hatırlarsanız, klipte Metallica’yı da klasikleşmiş garaj ortamında, gündelik sokak kıyafetleriyle çalarken görürüz.
Bu arada “One” stüdyoda kaydedildiği sıralarda Metallica grubunun bu filmi hala izlememiş olduğunu da ilginç bir not olarak ekleyelim.
Metallica’nın sembol parçası haline gelen “One”ın girişindeki sakinliğin giderek tırmanması ve sonunda zirveye gelindiğinde dinlediğimiz kısım parçaya da ismini veren “One” yani “Bir” kelimesinin geçtiği kısım. Buradaki birlik ya da teklik yalnızlığı simgeliyor.
…
Yani “İşte dünya artık yok, sadece ben varım (yalnızım), Tanrım yardım et / Ölümü diliyorum ve nefesimi tutuyorum…” Bu cümle melodi ile sözlerin müthiş uyumlandığı bir an.
Yaptığım araştırmada, bu parçada sakinlikten hırçınlığa doğru giden söz-melodi yolculuğunun rock dünyasında devrim niteliğinde olduğuna dair yorumlara rastladım.
Eylül 2013’te grubun konuk olduğu bir programda James Hetfield, parçanın düşünüldüğü kadar savaş karşıtı olmadığını söylemiş. Ona göre savaş insan olmanın bir parçası ve bunu bir müzik parçasında iyi ya da kötü demeksizin sadece bir tespit olarak göstermektelermiş.
Ayrıca, Hetfield, bir yönüyle şarkıdaki askeri kendisine benzetiyormuş. O da geçirdiği zor çocuklukmuş. Babası o 13 yaşındayken onları terk ettiğinde ve birkaç sene sonra da annesi öldüğünde kendini bedeni içinde hapsolmuş, kaçmak için hiçbir yolu olmayan bir mahkum gibi hissetmiş.
Bu arada parçada bir de anakronizm var. Şöyle ki, parçadaki hikaye 1. Dünya Savaşı’nda geçiyor ama helikopter sesi de duyuluyor. Oysa helikopterler 1. Dünya Savaşı yıllarında henüz yoktu.
Sonuç olarak, insana sadece savaş denen felaketi değil insanın bin türlü halini de hatırlatan bu sert parça sizde ne yönde düşüncelere yol açtı merak ediyorum. Ben bu parçada sadece bir bireye ait olanını dinlediğimiz korkunç acıların kitlelere yayılmasına neden olan savaş olgusunu James Hetfield’ın sözlerindeki gibi görme tavrı üzerine konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Büyük Önder’in “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini benimsemiş herkesin bildiğinden emin olduğum bir de sözü var…
“Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş cinayettir.”
Soğuk savaş, sıcak savaş, düşük yoğunluklu savaş, Dünya Savaşı gibi kavramların havada uçuştuğu, bölgesel ya da kitlesel savaşların olağanlaştığı yirminci yüzyılda ve içinde olduğumuz asırda ne kadar anlamlı değil mi?
Haydi bir de bu konuyu sorgulayan 2020 yapımı “The Forgotten Battle-Kayıp Savaş” filmini tavsiye edelim ve bölümü bitirelim…
Evet, bir başka şarkı sözünde buluşmak üzere…
Hoşça kalın.