Bu bölümde, parçanın kendisinde de denildiği gibi eski bir dostu hatırlayacağız. Aslında eskimeyen bir dost ve onu hiç unutmadık. Evet, radyodan bahsediyorum. Hepimizin hayatına bir şekilde ve çeşitli dozlarda dokunmuş olan o büyülü kutuya duyulan özlemi Queen’in “Radio Ga Ga” parçasındaki anlatım üzerinden on dakikada yapabildiğimiz kadar paylaşalım istedik bu defa da.
Evet, “Radio Ga Ga”ya Vizontele’nin unutulmaz repliğini de ekleyerek eski bildik tartışmayı gündeme getirelim dedik… Radyo mu televizyon mu?
16 Ocak 1984’te yayınlanan “Radio Ga Ga”, Queen’in en büyük hitlerinden biri olmuştu. Davulcu Roger Taylor tarafından yazılan ve grubun “The Works” adlı albümünde yer alan şarkının sözleri genelde televizyonun ama özellikle müzik videolarının radyoyu geride bırakmasını konu alıyor.
Bu konuda Roger Taylor, müzik videoları nedeniyle görsel tarafın işitsel tarafın neredeyse tamamını ele geçiriyor gibi göründüğünü ve görsel tarafın daha önemli olduğu gibi bir durum ortaya çıktığını düşünmüş. Onun bir konuşması şöyle:
“Rock ‘n’ roll’u ilk duyduğum yer radyoydu. Bugün videonun müziğin kendisinden daha önemli hale geldiği anlaşılıyor. Halbuki müziğin gözlerden çok kulaklara yönelik bir deneyim olması gerekiyor.”
Roger Taylor o dönem eleştirilerini radyo dünyasına da yöneltmiş ve radyo istasyonlarının ticarileşmesinden yakınmış. Ona göre daha fazla şirketin bu piyasaya girmesiyle
radyolarda da kalite sorunu ortaya çıkmaya başlamış.
Ayrıca, “Radio Ga Ga”yı yazmasına yol açan bir faktörün de MTV kanalı olduğunu söylüyor. Birçok çocuğun radyo dinlemek yerine MTV izlediğini fark etmiş.
Peki parça nasıl ortaya çıktı? Burada bizim için bir sürpriz yok. Yine beklenmedik bir an, beklenmedik bir ilham dinleyeceksiniz. Artık şaşırmıyoruz.
Bir gün, Roger Taylor ve Fransız hayat arkadaşı Dominique evde radyo dinlerken küçük oğulları Felix içeri girer ve duydukları hoşuna gitmemiş olacak ki “radio ca ca” diyerek tepki verir. “Ca ca” Fransızca’da bizdeki bildiğimiz “kaka”dır. O an Taylor’ın aklına bir fikir gelir. Üç gün boyunca stüdyoya kapanarak şarkıyı yazar. Önce parçanın kendi solo albümüne uyacağını düşünür ama grup şarkıyı duyduğunda hit olabileceği düşüncesiyle üzerinde yeniden çalışmayı talep eder. Freddie Mercury bu konuda şöyle diyor:
“Sanırım Roger ‘Radio Ga Ga’ için farklı düşünüyordu ama bir an bu parçada bir şey olduğunu hissettim: Gerçekten iyi, güçlü, satılabilir bir meta.”
Eh bir şey olacaksa koşullar da ona göre oluşur ya… O günlerde kayak tatiline gidecek olan Roger Taylor’un gitmeden önce Mercury’e “istediğini yap,” demesi ile şarkıya eti senin kemiği benim muamelesi yapması üzerine “Radio Ga Ga” Freddie Mercury’nin ellerine emanet edilir ve bugün dinlediğimiz şeklini alır.
Şarkı sözlerindeki detaylara ve vurgulara bakalım biraz da…
“Radio Ga Ga”, insanların eğlence için sesten daha çok görüntüye başvurmasının nasıl başladığını sorguluyor. Anlatıcı radyonun yok olmasını istemiyor çünkü geçmişte radyo onun hem eğitimi hem eğlencesiydi. Gençliğinde ona eşlik etmiş, herkesi güldürmüş, ağlatmıştı. Bu yüzden anlatıcı radyonun içinde olduğu durumdan rahatsız.
Yalnız başıma oturup ışığını izlerdim,
Ergenlik gecelerimdeki tek arkadaşım,
Ve bilmem gereken her şeyi,
Radyomda duydum.
Şarkının sözlerinde, insanların müzik dinlerken kulaklarını ve hayal güçlerini kullanmalarının saatlerce süren görsel uyarılar yüzünden nasıl engellediği anlatılıyor.
Saatlerce videolarda,
Gösterileri izliyoruz, yıldızları izliyoruz.
Kulaklarımızı kullanmamıza neredeyse hiç gerek yok.
Müzik yıllar içinde nasıl da değişiyor.
Parçanın sözlerinin değişikliğe uğradığı bir nokta da var bu arada… ABD plak şirketi Capitol, radyoya atıfla söylenen ‘Zamanını geçirdin, gücünü geçirdin,’ gibi cümleleri yumuşatmış ve radyoyu ‘eski bir dost’ olarak yücelten, ‘Bütün bu görsellerden sıkıldığımızda seni özleyebiliriz’ mesajı veren bir şekle sokmuş.
Umarım asla gitmezsin eski dostum.
Tüm güzel şeyler gibi sana da bağlıyız.
Bu yüzden buralarda ol, çünkü tüm bu görsellerden sıkıldığımızda,
Seni özleyebiliriz…
kısmı burayı çok açık ortaya koyuyor. Hatta bu yüceltme şarkının bitişinde doruğa çıkıyor…
Duyduğumuz tek şey radyo ga ga,
Radyo goo goo,
Radyo, birileri hala seni seviyor.
Seni seviyor.
“Radio Ga Ga” ilginç bir parça. Çünkü ilgi çekici notları bir hayli fazla.
Bir defa, “Kaka Radyo” anlamına gelen bir parçayı hiçbir radyo istasyonunun çalmayacağını düşünen grup, şarkının adını “Radio Ga Ga” yapmış ama Roger Taylor orijinal isimde ısrar etmiş. Sonuçta yine de, radyonun hatırına onu küçülten “Ca-Ca” tabirinden onu yücelten “Ga Ga” tabirine geçilmiş.
İkinci not parçanın video klibinden… Klipte, fütüristik bir toplumu tasvir eden 1927 yapımı Alman bilim kurgu filmi Metropolis’ten görüntüler kullanılmış. Klipte bir kentin bombalandığı savaş ortamında gaz maskelerini takmış bir aile var. Yemek sofrası etrafında toplandığında ailenin tek dostu ışıl ışıl parlayan bir radyo.
Unutmadan… Bazı eleştirmenler klipteki el çırpma sahnesinin Nazilere gönderme olduğu fikrindeymiş ama grup bunu saçma bulmuş ve bu bölümün filmdeki işçilerin zihinsel olarak kontrol edilmesini tasvir ettiğini belirtmiş. Oradaki kalabalık düşüncesiz kitleleri temsil ediyormuş.
Bu el çırpma mevzuu enteresan… Çünkü 13 Temmuz 1985’te Wembley’de düzenlenen tarihi Live Aid konserinde Queen, “Radio Ga Ga”yı çalmaya başladığında videodaki el çırpmayı taklit eden 72.000 kişiyle karşılaşmıştı.
Ha bu arada, ister şiirsel adaletin tezahürü diyelim ister ironi, “Radio Ga Ga”nın video klibi 1984 MTV Video Müzik Ödülleri’nde En İyi Sanat Yönetmenliği ödülünü kazanmış.
Dedik ya parçanın ilginç notları hayli fazla.
Mesela asıl adı Stefani Germanotta olan Lady Gaga, ismini bu şarkıdan almış. Konuya ilişkin sorulara ise bir Queen hayranı olduğunu, bu nedenle bu ismi çok sevdiğini ifade ederek yanıt vermiş.
Ayrıca, şarkı sözlerinde iki tarihi olaya da referans var.
Birincisi, Herbert George Wells’in 1895-1897 yıllarında yazdığı ünlü “Dünyalar Savaşı” romanına şarkının,
Mars’ın istila ettiği dünyaların savaşları boyunca,
Onlara tüm o eski zaman yıldızlarını verdin.
kısmında atıf yapılmış. (Küçük bir not… Tom Cruise’un aynı isimli 2006 yılı filminin de kaynağı bu romandır).
İkinci olarak ise Winston Churchill’in 18 Haziran 1940’ta Avam Kamarası’nda yaptığı tarihi konuşmada sarf ettiği “Bu onların en iyi zamanlarıydı,” sözü “Radio Gaga”da şöyle geçiyor…
…
Yani…
Bir zamanlar senin zamanındı, gücün vardı,
Ama en iyi saatini henüz yaşamadın,
Radyo.
“Radio Ga Ga”da, ölmekte olduğu düşünülen bir iletişim aracının geri gelmesinin bacak kadar bir çocuktan esinlenerek talep edilmesi gibi ironik bir taraf var sanki.
Radyoyla aranız nasıl ya da nasıldı? Sizi bilemem ama benim çocukluğum ve ilk gençliğim geceleri radyo dinleyerek uykuya daldığım için pil üstüne pil almak zorunda kaldığımız yıllarla doludur. Maçların bile sadece radyodan takip edilebildiği yıllara da, özel radyoların açıldığı günlerde sevdiğimiz için parça çaldırmanın heyecanına da şahitlik ettik.
Belki radyo ya da televizyon arasındaki tercihimiz aslında algımızın işitsel ya da görsel ağırlıklı olması ile ilgilidir. Ben daha ziyade işitsel biri olarak radyodan hiç vazgeçmedim. Radyoyu hep sesini duyduğum ama görüntüsü bana kalmış kişiler, mekânlar, olayların aktarıldığı, hayal gücünün hep taze olduğu büyülü bir dünya olarak hissettim.
Hatta ilgi duyduğum şarkı sözleri konusunu bugünün internet ortamında radyoya en yakın gördüğüm podcast şeklinde ele alma kararımın arkasında da bu hayranlık var.
Peki siz kendinizi değerlendirdiğinizde nasıl bir sonuca varıyorsunuz?
Radyo insanı mısınız yoksa televizyon insanı mı?
Queen’in dediği gibi, radyoyu hala seven o birilerinden misiniz?
Bir sonraki bölümde yeni bir parçayla görüşmek dileği ile…
Hoşça kalın.